The PALA ARALIK 2013 – OCAK 2014 - SAYI 45

 

Embed or link this publication

Description

The PALA ARALIK 2013 – OCAK 2014 - SAYI 45

Popular Pages


p. 1

The PALA Yıl: 6 Sayı: 45 ARALIK 2013– OCAK 2014 MÜZİKLİ OYUN MÜNAZARA LİGİ PİLATESE VAR MISINIZ? OKULDAN HABERLER PALA KÂŞİF PALASKOP MEZUNLAR GÜNÜ İNSAN HAKLARI GÜNÜ EDEBİYAT SÖYLEŞİLERİ ULUDAĞ KAMPI

[close]

p. 2

SAYFA 2 EDİTÖRDEN Merhaba The PALA Okuyucuları, Yıl 2014… Anlar geride kalıyor anıya dönüşüyor, bitmez dediğimiz bitiyor, geçmez dediğimiz geçiyor, daha çok var dediğimiz gün göz açıp kapayıncaya kadar kapımıza dayanıyor. Her yeni sene diğerinden daha hızlı geçiyor galiba veya ben yaşlandım nostaljiye vurdum. Fakat her yeni senenin tadı ve bizde bıraktığı yeri farklı. Umarım her yeni seneniz öncekinden daha güzel, mutlu, sağlıklı, huzurlu ve dolu geçer. Bu sayımızda Anish Kapoor gezisini, münazara çalışmalarını, Abant gezisini, mezunlar günü buluşmasını, MUNOM ve TIMUN konferanslarını, bilgilendirme ve eğitim sempozyumlarını, rehberlik servisi aktivitelerini, Sempre Arte Yılbaşı kutlamalarını, Hafıza Palas gezisini, Barış Müstecaplıoğlu, Derman Bayladı, Afşar Timuçin ve Sinan Meydan Edebiyat Söyleşilerin ve öğrencilerin düzenlediği müzikali bulabilirsiniz. Ayrıca öğrenciler tarafından yazılan İnsan Hakları Günü, Işık ve Gölgelerden Bir Oyun ve Müzik makaleleri; Uludağ ve Viyana gezi yazılarını; pilates ve NBA incelemelerini ilerleyen sayfalarda okuyabilirsiniz. Kerim SERTTÜRK Okul Gazetesi The PALA (The Press Association of Lycee Attiudes) Büyükdere Cad. No: 194 / 3 Maslak / İSTANBUL Tel: 0212 286 11 30 Fax: 0212 276 40 58 İmtiyaz Sahibi Ömer ORHAN Sorumlu Müdür Yardımcısı Hakan KULABER Sorumlu Öğretmenler Zafer YAZ Leyla TARAKÇI Editör Kerim SERTTÜRK Web Yayım Özgür ÇİÇEK İllüstrasyon Zafer YAZ Düzeltmen Leyla TARAKÇI Dizgi Zafer YAZ Baskı & Cilt Şevki SÜTÇÜ Renkli Basım Nuri ÇEVİK Fotoğraf Pınar YILMAZ Diley PİRSELİMOĞLU Q Ayla YILDIRIM E-Mail: zyaz@fmv.edu.tr

[close]

p. 3

SAYFA 3 SEMPRE ARTE-Aralık “Noel & Yılbaşı” Büyük ilgi gören “Noel & Yılbaşı” temalı Aralık ayı Sempre Arte etkinliğinde resim bölümü öğrencileri stand-up pano hazırlarken, müzik bölümü öğrencileri onlara şarkılarıyla eşlik ettiler. Okulumuz yılbaşı temasına uygun süslendi. “Noel & Yılbaşı” konserinde Sempre ArteMüzik Kulübü öğrencilerimizden Melike Selin BALIKÇI, Nil BERKE, İpeksu Yağmur ÇAĞAN, Ege Kaan BOYSAN, M. Zeynep DİNÇER, Fulya ATALAY, Ceren YÜKRÜK, Akın KADIOĞLU, Sude Zeynep KARATAŞ, Eylül YASASEVER, Eda TÜRKMEN, Yağmur KAYGISIZ, Ş.Yağmur İYİANLAR, Aynil AYBABA ve Deniz YÜMLÜ “Jingle Bells”, “Extraordinary Merry Christmas”, “Silent Night”, “Last Christmas” ve “All I Want For Christmas Is You” şarkılarını seslendirdiler. Resim öğrencilerinden Elifnas YALÇINKAYA, Aylin MUTAL, Bircem ÖZEKİCİ, Sena Hazal ÖKMEN, Damla ÜNAL, Nil BERKE, Ayla Merve KARADUMAN, Gözde MAZLUM, Selin TUHUYAN, Başak Nisan DURAN, Julia Mary KAYAER, Nilsu CÜMBÜŞ, İrem ERDURAN ve Alper ÖZ dekoratif amaçlı kar taneleri, çam ağaçları, çan ve “Happy New Year” yazısını hazırlayıp okulu süslediler. Ayla Merve KARADUMAN’ın Noel temalı hazırlamış olduğu stand-up panoyu renklendirdiler. Aralık ayı kültür sanat etkinliklerinden (tiyatro, konser, müzikal, opera, sergi) oluşan panolar hazırlanarak A Blok girişine konuldu. Sanat dolu günler geçirmek dileğiyle… Çiğdem KUTLUĞ Merve SAVRAN

[close]

p. 4

SAYFA 4 ANİSH KAPOOR Sakıp Sabancı Müzesine düzenlenen gezide en çok ilgimi çeken eserlerle ilgili ne hissettiğimi anlatacağım. İlk olarak Sakıp Sabancı’nın evini müzeye dönüştürmesi ve her yıl farklı bir sergiyle ortaya çıkması muhteşem bir şey. Bu sefer “Anish Kapoor” gezisine gittik. Sanat eserlerine baktıkça o delikler sanki sonsuza kadar gidiyormuş hissini uyandırıyordu. Baktığımda tüm vücudumu sokabilecekmişim gibi geliyordu. Sanatçının özellikle seçtiği mat tonlarındaki çarpıcı renkler, eserleri bir bütün olarak tamamlamıştı. Şu ana kadar annemin zoruyla bir çok sergiye gitmişimdir ama bu sergi gerçekten istediğim için fotoğrafını çektiğim tek sergidir. Sıkılmadan incelemek istediğim için gezdim ve inceledim. Dikkatimi çeken diğer bir sanat eseri ise sarı renkli ince uzun sünger havasında olan eserdi. Oraya yapıştırılmış yumuşak sarı süngerler gibiydi. Görünümü o kadar güzeldi ki 10 dakika boyunca durup onu incelemiştim. Bizi bu sergiye götüren, benim sanat eserlerine karşı ön yargımın yok olmasını sağlayan Merve Hoca’mıza çok teşekkür ederim. Laranaz ÜNVER 11F Bu eser de anlamlar katabildiğim, üzerine düşündüğüm, yorumlar yapabildiğim diğer bir eser. Uzun süre bakınca hipnotize edebilecek bir tasarıma sahip. Sadelik; insanı etkileyen, derinlere götüren, düşünmeyi sağlayan diğer bir unsur. Merkezdeki karanlık deliğe baktıkça derinlere inmek sadeliğin içindeki anlamı bulmak istiyor insan. Hangi açıdan bakarsam bakayım dipsiz bir kuyu gibi olan bu resim beni çok etkiledi. Uzun uzun seyretmek, incelemek ve her açıdan bakma isteği uyandırdı. Baktığım süre boyunca ise derinliğin verdiği sonsuzluk ve hiçlik duygusu bana evreni çağrıştırdı. Ece AKSEN 11C Anish Kapoor’un “Gök Ayna” isimli eseri, gittiğimiz sergide beni en çok etkileyen yapıttı. Bu eserde beni etkileyen şey ise ne yalnızca şekle ve güzelliğe ne de sadece ayna işlevli olması. Eser, yansıtma özelliği sayesinde gökyüzünün üzerinizde olduğunu hissettirmekte ve görüş açınızı genişletmektedir. Bu eserin müzeü girişine konulması ise iyi bir başlangıç olması açısından gayet akıllıca bir hareket olmuş. Kerem GÜLTEKİN 11C Anish Kapoor’un sergisinde karşılaştığım bu eser beni sergi boyunca etkileyen ve düşündüren bir eser olmuştur. Büyük bir mermerin ortasının incecik oyulup içine büyük çakıl taşlarının karmaşık gözükse de aslında bir düzen içinde yerleştirildiği bu eserde, hayatın tam da kendisiyle karşı karşıya geldim. Beni öyle düşüncelere alıp götürdü ki sanki oradaki yarık bir mermerin üzerinde değil de bir insan vücudunun üzerindeki bir yarıktı. Her zorlukta içini daha da güçlendirmiş taşlarla doldurmuş ve taş olan yerlere geçecek, herhangi bir darbede canı acımayacak, güçlü bir göğsü anlatıyordu bana. Ama aslında her taşın arasındaki boşluklarda onun bir çok yerden acı çekebileceğini, içini ne kadar taşla doldurursa doldursun insan olmanın o boşluklardan bir şeyler kaçırmak olduğunu anlatıyordu. Dışardan güçlü duran her insanın da o taşlarının arasında zayıf noktalarının olabileceğini öğretiyordu. Ama yine de bunları belli etmeyip kocaman bir mermer olduğumuzu ve dimdik durmamız gerektiğini gösteren Anish Kapoor’un bu güzel eseri ne zamandır arayıp da bulamadığım soruların cevapları oldu. Eser ayrıca insanı, insan hayatının anlamını en güzel şekilde kendi başıma bulmamı sağladı. Bahar Sude ÇANKAYA 11C

[close]

p. 5

SAYFA 5 9. SINIFLAR ARASI MÜNAZARA YARIŞMASI 26.12.2013 tarihinde Edebiyat- Sosyal Dersler Bölümünün düzenlediği 9. Sınıf Düzeyler Arası Münazara Yarışması’nda hükümet kanadında Tolga AYDIN, Göktuğ ÜLKAR, Ecem KANAN; muhalefet kanadında Türkan İlayda AYSAL, Can DİKİCİOĞLU, Bilgehan KORUCUOĞLU yarıştılar. Münazarayı “AVM’ler şehir dışında taşınmalıdır.” tezini savunan hükümet kanadı kazanmıştır. Münazarada yarışan öğrencilerimizi kutluyoruz. Zafer YAZ / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni OKULUMUZ “MÜNAZARA LİGİ”NDE İstek Vakfı Kemal Atatürk Lisesinin düzenlediği münazara yarışması için 21 Aralık 2013 tarihinde Yeditepe Üniversitesinde eğitim düzenlenmiştir. Münazara eğitimlerini tamamlayan kulüp öğrencilerimiz, 27-29 Aralık 2013 tarihlerinde düzenlenen münazara yarışmalarında okulumuzu başarı ile temsil etmişlerdir. Mizan COŞKUN ÖZGÜR / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

[close]

p. 6

SAYFA 6 DOĞA SPORLARI KULÜBÜ ABANT’TA Merhaba doğa ve macera sever gençler, aralık ayının ikinci hafta sonu kulüp faaliyeti olarak hep beraber Abant’a gitmeye karar verdik. Sabahın erken saatlerinde, 19 öğrenci, iki öğretmenimiz ve tabii bir de rehberimiz okulumuzda buluştuk. Ufak tefek gecikmelerle de olsa saat 08.30 civarında okulumuzdan yola çıktık. Bu sefer yolumuz ilk gezimize göre daha uzundu. Bir süre yolculuk yaptıktan sonra yolda güzel bir dinlenme tesisinde kahvaltı molamızı verdik, ihtiyaç alışverişimizi yaptık. Öğlen sularında Abant Gölü etrafında oluşturulmuş Abant Milli Parkı’na ulaştık. Abant Gölü, Bolu'nun 34 kilometre güneybatısında bulunan, çam ve köknar ağaçlarının baskın olduğu bir doğa parkı içinde, yaklaşık 1350 metre yükseklikte bulunan ve alanı 125 hektarı bulan bir heyelan set gölü. Göl ,birkaç kaynak suyu, iki üç kısmen devamlı olan akarsuyla, yağmur suyu ve kar ile beslenmektedir. Gölün etrafında oteller ve restoranlar mevcut. Otobüste kalın kıyafetlerimizi giydikten sonra kara ilk adımımızı attık. Tabii kar kalınlığının oldukça fazla olması, havanın da çok soğuk olması ilk başta hevesimizi biraz kaçırır gibi oldu ancak her zaman olduğu gibi yürüdükçe açıldığımızı fark ettik. Donmuş gölün etrafında kısa bir müddet yürüyüş yaptıktan sonra, buzlanan yolda risk almamak için daha yumuşak karlardan oluşan patikalara doğru yürümeye başladık. Ancak kar seviyesinin yer yer bir metreyi aştığı patikalarda yürümek hiç de zannedildiği kadar kolay değildi. Biz de bata çıka, rehberimizin önde açtığı izin üzerinden giderek yürüyüşümüze başladık. Doğa sporları ile uğraşırken maksimum derecede keyif almak biraz da faaliyet esnasında seçtiğimiz malzemelerle ilgilidir. Bunun tecrübesini bazı arkadaşlarımız maalesef yürüyüş esnasında sızlayan ayaklar ve eller sayesinde öğrendiler. Verdiğimiz kısa molalar ve karda yuvarlanmalar sonucunda yürüyüşümüzü 3 saat ile sınırlayıp, tekrar başladığımız noktaya, otobüsümüzün başına döndük. İlk işimiz ıslak ayakkabılarımızı ve elbiselerimizi değiştirmek oldu, biz bu işlerle uğraşırken mangal yakılmıştı tabii ki… Kar üzerinde mangalda yaptığımız sucukları yemek, yanında da sıcak çaylarımızı içmek ayrı bir keyifti. Karnımız iyice doyduktan sonra saat 16.00 sularında dönüş hazırlıklarımıza başladık. Otobüsümüz İstanbul’a doğru yol alırken herkes kendine gelmişti. Dönüş yolculuğumuz söylenen şarkılar eşliğinde keyifli bir şekilde saat 21.00 gibi okula varışımız ile sonlandı. Hayatta yaşanan her zorluk insana yeni bir deneyim kazandırır. Biraz zorlansalar ve ufak tefek aksilikler yaşasalar da bu gezi bence herkes için insanoğlunun sınırlarını ve doğal yaşamın aslında nasıl da acımasız olacağını görmeleri açısından güzel bir deneyim oldu. Bir başka gezide, yeni maceralarda görüşmek üzere… Sibel ÇAĞLAR Matematik Öğretmeni

[close]

p. 7

SAYFA 7 Yapım: COMPULSION GAMES Dağıtım: FOCUS HOME INTERACTIVE Tür: AKSİYON, MACERA, ZEKÂ Platform: PC, PS3, PS4, X Box360 Çıkış Tarihi: 15 Kasım 2013 Web: www.contrastgame.com Contrast, gölgeler üzerine kurulu bir oyundur. Oyunun başkahramanı “Didi” adında küçük bir kızdır. Didi’nin hayali bir arkadaşı vardır, adı Dawn’dır. Biz de Dawn’ı kontrol ediyoruz oyunda. Dawn üç boyutlu ortamda hareket edebiliyor ama dilediğinde gölgeler diyarına karışıp önüne çıkan engelleri ortadan kaldırabiliyor. Dawn gölgelerin oluşturduğu cephelerden ilerlerken Didi de bu bölgelere ulaşmasında Dawn’a yardımcı oluyor. Yapımcılar çevrenin en küçük detayına kadar aranmasını öneriyor oyunculara, her eşya yardımcı olabilir. Didi’nin Dawn’u bir revü kızı olarak görmesi eskiden annesinin revüler üstünde çalışmasından kaynaklanmaktadır. Revü; güncel espriler, skeçler, ve monologlara yer veren hafif ve eğlendirici sahne gösterisidir. Didi Dawn’u annesi öldükten sonra kafasında oluşturur. Oyun 1920’li yılların Paris’inde hayat bulmuştur. Yapımcılar oyundaki yerleri, eşyaları vb. varlıkları 1920’li yılların yerleri ve eşyalarına çok iyi benzetmişlerdir. Oyunun demosunu oynarken müzikler süperdi, genelde 1920 yıllarının müziklerini biraz hızlandırmışlar. Bu da oyuna heyecan kazandırıyor. Oyun boyunca Didi ve Dawn arasındaki ilişki giderek güçlenecektir. Oyun macera oyunudur ama bazen kendinizi oyunun içinde gibi hissedebilirsiniz. Oyunda gölgelerin oluşturacağı platformlar zaman zaman hareketli olacak, bu yüzden Level Dergisi Yazarı Tuna ŞENTUNA onlar karşısında hareketlerimizi iyi planlamanızı öneriyor. Hata yaparsanız bölümün veya gölge platformunun başına yollanabilirsiniz. “Steam” İnternet mağazasından oyunun normalini 15 dolara, koleksiyonlu paketini ise 20 dolara alabilirsiniz. Türkiye’ye gelince oyunu dağıtan mağazalardan 60-80 TL arasında değişen bir fiyata satın alabilirsiniz. Kaynak: Level Dergisi Kemal Tan KARADEMİR 9D

[close]

p. 8

SAYFA 8 İNSAN HAKLARI GÜNÜ Merhaba Sevgili The PALA Okuyucuları, Hepinizin de bildiği gibi 10 Aralık, Dünya “İnsan Hakları Günü” olarak kutlanır. İnsan Hakları Günü’nün 10 Aralık’ta kutlanmasının sebebi, Eleanor Roosevelt’in yayımladığı ve bütün dünyanın Magna Carta’sı olarak tanımladığı “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi”nin, 10 Aralık 1948’de kabul edilmiş olmasıdır. Şu anda hâlâ yürürlükte olan bu bildirge oldukça geniş kapsamlıdır ve insanların haklarını gözetmektedir. En başta yaşam ve özgürlük, daha sonra sağlık, eğitim, yiyecek, barınma ve toplumsal hizmetleri barındırır. Yasaların koruyuculuğundan eşit şekilde yararlanma, barışçıl amaçlar için toplanma ve dernek kurma, evlenme, mal mülk edinme, din, vicdan, düşünce ve anlatma özgürlüğü insan haklarının temel başlıkları olarak kabul edilebilir. Günümüzde ne yazık ki birçok ülkede uygulanamayan ya da savunulamayan, birçok ülkede ise yarım yamalak bağlı kalınan bu haklarımızı hatırlamak, bilincine varmak için her sene 10 Aralık günü insan hakları gününü kutluyoruz. FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi olarak, bu sene 6 Aralık’ta Darüşafaka Eğitim Kurumları tarafından düzenlenen Demokrasi ve İnsan hakları günündeydik. Bu yıl 4.sü düzenlenen etkinliğe İstanbul ve çevresinden 300’ün üzerinde öğrenci ve rehber öğretmen katıldı. İstanbul Liseler Arası Felsefe Platformu ile birlikte yürütülen bu çalışmanın bu seneki ana teması “Medya ve İnsan Hakları” idi. Türkiye Felsefe Kurumu temsilcilerinden Nuran Direk’in, Alber Camus’un “Özgür basın, kuşkusuz iyi veya kötü olabilir. Ancak özgürlük olmadan basın kesinlikle kötülükten başka bir şey olmayacaktır.” sözleriyle başlayan seminer, öğrencilerin alanlarında önemli isimlerin yöneticiliğindeki atölyelere dağılmalarıyla devam etti. Bu yıl etkinliğin atölye isimleri ve yöneticileri şöyleydi: 1- Medyada Kadın Hakları (Doç. Dr. Aslı Makaracı / Bahçeşehir Üni.) 2- Yaşam Hakkı İhlalleri Konusunda Medyanın Tavrı (Dr. Aslıhan Öztezel / Bahçeşehir Üni.) 3- Azınlık Medyası (Hayko Bağdat / Gazeteci) 4- Medyada Azınlık Algısı (Garo Paylan / Eğitim Yöneticisi) 5- Medya ve İnsan (Yrd. Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin / Evrensel Gazetesi ve Bianet Yazarı) 6- Basın Özgürlüğü ve Güncel Davalar (Yrd. Doç. Dr. Murat Önok / Koç Üni. Öğretim Görevlisi ve Basın Konseyi İkinci Başkanı) 7- Sermaye ve Medya (Mustafa Kemal Erdemol / Cumhuriyet Gazetesi) 8- Haber Hakkı ve Basının Tarafsızlığı Problemi (Gülçin Gülan/Felsefeci-Cumhuriyet Gazetesi) Biz, ilgimizi en çok çeken konuyu belirleyip atölyelerimize dağıldıktan sonra, sınıflarda gerçekten de çok samimi bir ortamla karşılaştık. Etkinlikler interaktif bir ortamda gerçekleşti. Şimdi sizinle çalışmasından büyük bir keyif almış bir arkadaşımızın yazısını paylaşmak istiyorum: 11. sınıf öğrencilerimizden Julia Mary KAYAER. “Ben azınlık medyası hakkındaki atölyeye girdim. Konuşmacımız Taraf gazetesinin yazarı Hayko Bağdat’tı. Sınıfa girdiğimizde bize önce azınlık medyası ve azınlıkların medyadaki haklarından kısaca bahsetti. Hemen arkasından bir oyun oynadık. Oyunumuz kimlik hakkındaydı, Hayko Bey hepimize yeni bir kimlik dağıttı, 5 dakikalığına kendimiz olmayı bırakıp bu adamın ya da kadının bedenine girmemizi istedi ve sordu “Sizce bu kimliğinizle rahat bir şekilde çevrenizde dolaşabilir misiz, en basitinden taksicinin müşterisine sorduğu sorulardan biri olan ‘Nerelisin?’ sorusunu rahatça cevap verebilir misiniz, iş yerinde kimliğinizi açıkça gösterebilir misiniz?” Daha sonra atölyemizde bunlar tartışıldı. Örneğin bir çocuğun elindeki kimlikte “Doğuda yaşayan bir Ermeniyim.” yazıyordu. Bu, sizce nasıl bir histir? Bu tip kimlikli kişilerin rahatlıkla yaşayabilmeleri için neler yapılaması gerektiğini, onların da hakları olduğunu ve herkesin kendi hakları doğrultusunda başkalarının haklarını ihlal etmediği sürece yaşamaları gerektiğini tartıştık. Bize verilen özgürlük hakkı neden onlarda da olamasın ki? Konu oldukça ilgimi çektiğinden tartışmada aktif bir rol oynadığımı ve bundan çok keyif aldığımı belirtmek isterim. Atölyelerdeki çalışmalar bittiğinde iki kişi yanıma geldi. Benimle arkadaş olmak istediklerini, fikirlerimi desteklediklerini söylediler. Kısacası çok güzel vakit geçirdim, birçok konuda daha fazla bilgi sahibi oldum, fikirlerimi paylaşma fırsatı buldum, tartışabilecek insanlarla tanıştım ve en önemlisi kendi haklarımı savundum. Umarım böyle etkinlikler devamlı olur.” Hepimizin oldukça keyif aldığı ve kendini ifade etme şansı bulduğu bu etkinliğe katılımımızı sağladığı için başta değerli felsefe öğretmenimiz Çiğdem KORBEK’e, Okul Müdürümüz Sayın Ömer ORHAN’a ve etkinliğe ev sahipliği yapan Darüşafaka Eğitim Kurumuna çok teşekkür ediyoruz. Ada YÖNTER 11E

[close]

p. 9

SAYFA 9 OKULUMUZDA İLK YARDIM EĞİTİMİ FMV Ayazağa Işık Okulları yönetici ve öğretmenlerinden oluşturulan grup, 22-23 Aralık 2013 tarihlerinde tüm gün ilk yardım eğitimi almıştır. Daha önce bu eğitimi almış ancak 3 yıllık süre geçtiği için eğitimi tekrarlamak zorunda olanlar ayrı bir grup, ilk kez bu eğitimi alanlar ayrı bir grup oluşturmuştur. Eğitim MED Akademi İlk yardım Eğitimi Merkezi tarafından verilmiştir. HAZIRLIK SINIFLARI VE 9. SINIFLAR IB BİLGİLENDİRME TOPLANTISI 20.12.2013 tarihinde IB çalışmaları kapsamında hazırlık sınıfları ve 9. sınıflara IB Koordinatörü Jenny CHAVUSH tarafından bilgilendirme toplantısı yapılmıştır.

[close]

p. 10

SAYFA 10 MUNOM’DA OKULUMUZU BAŞARIYLA TEMSİL ETTİK 12-15 Kasım 2013 tarihlerinde Almanya’nın Münih şehrinde 10’uncusu düzenlenen Münih Model United Nations’a (MUNOM) öğrencilerimiz Ece GÖKÇEK, Kayra GÜLER, Melisa IŞIK, Sinan BİRKAN, Lara YILMAZ, Ayla ALTUNLU ve Ceren CAN katılmışlardır. Hindistan’ı temsilen orada bulunan öğrencilerimiz konferanstaki bütün komitelerle çalışma imkânı bulmuştur. Konferansın ilk ve son gün çalışmaları Münih’in merkezindeki European Union Patent (Avrupa Birliği Patenti) Ofisinde gerçekleştirilmiştir. Temsilcimiz Melisa IŞIK genel kurulda açılış konuşması yapmış ve bu konuşmayı başta öğrenciler olmak üzere konferansın önemli yetkilileri, Münih Uluslararası Okullarını ve Avrupa Birliği Patentini temsilen katılan konuklar dinlemiştir. Açılış töreninden sonra komiteler lobicilik faaliyetleri için toplanmıştır. İkinci gün bütün komiteler için önemli bir gün olmuş, her bir grup çeşitli çözümler hakkında tartışmaya başlamış ve öğrenciler çözümlerine destek bulmak için her bir grubu ikna etmeye çalışmıştır. Lara Yılmaz, sanal terörizmi engellemek ve fikrî mülkiyeti korumak üzerine ürettiği çözümlerle büyük bir başarı sağlamıştır. Konferansın ikinci günü, dünyanın her bir tarafından gelen öğrencilerin oluşturduğu ve çok sayıda farklı dil konuşulan Münih Avrupa Okulunda gerçekleştiğinden, öğrencilerimiz gerçek anlamda uluslararası bir kampüs hayatı görme imkânına sahip olmuştur. Üçüncü gün ise her bir konu hakkında tartışma yapılarak geçirilmiştir. Komitelerin genel kurula sadece iki tane çözüm getirmesi istenmiş ve bu durum komitelerin pozisyon için birbiriyle sıkı bir şekilde yarışmasına neden olmuştur. Bütün aktiviteler yine Münih Avrupa Okulunda yapılmıştır. Son gün, Silahsızlanma ve Uluslararası Güvenlik temsilcimiz Lara YILMAZ, genel kurula çözümünü sunmuştur. YILMAZ, çözümünü okumuş ve çözümünü destekleyici bir konuşma yapmıştır. Bu çözüme büyük bir çoğunluk tarafından oy verilmiştir. Öğrencilerimiz konferans boyunca çok ciddi bir şekilde çalışmış ve her bir temsil heyeti başarılı bir şekilde tartışma yapıp ikna edici çalışmalarda bulunmuştur. Hande ACARMAN / YEŞİLKAYA / İngilizce Öğretmeni MUNOM’DA BİR “IŞIK”LI OLMAK Çok soğuk bir hava ama çok sıcak bir ortamla karşılaştık. Ilık İstanbul havasından sonra benim için buz gibi diyebileceğimiz Münih'in havasına alışmam biraz zaman aldı. Otele yerleştikten sonra hepimiz montlarımızı giymiş, atkılarımızı, berelerimizi takmış bir şekilde Sinan ve Kayra'nın yoğun isteği üzerine Allianz Arena'ya gitmeye karar verdik. İyi ki gitmişiz. Stat turuna katıldık ve gerçekten ilginç sayılabilecek şeyler öğrendik, stattaki çimlere gerçek güneş ışığıyla aynı etkide ışıklar veriliyor ve yapay çim kullanımından kaçınıp oyuncular için daha rahat bir oyun alanı sağlamaya çalışıyorlamış. Arena'dan sonra otele geri döndük, Münih'te ulaşım için hep metroyu kullandık. Çok karışık bir metro haritaları olmasına rağmen Kayra bize rehberlik edip gitmemiz gereken her yere o bizi götürdü. Selin 10 sene Alman- THE PALA

[close]

p. 11

SAYFA 11 ya'da yaşadığı için insanlarla rahatlıkla anlaşabiliyordu. Onu grup sözcümüz olarak kullandık. Ertesi gün konferansın ilk günüydü, bu benim dördüncü konferansımdı ama hâlâ heyecanlı hissediyordum. Oradaki ciddi ortamdan mı yoksa farklı milletlerden bir sürü insan olmasından mı kaynaklıydı, tartışılır. Açılış töreni için “European Patent Office”e gittik, ortam çok güzeldi, aynı zamanda bir o kadar ciddi. Törenden sonra komitelerimizle buluştuk ve hemen çalışmaya başladık. Herkes birbirine çözüm önerilerini sunuyor ve birbirinden destek almaya çalışıyordu. İlk günü böyle bitirdik. Akşamları otele döndükten sonra çıkıp dışarıda geziyorduk. Otel merkezî bir yerdeydi. Bakabileceğimiz birçok yer vardı. İkinci gün ise konferansın olduğu okula gittik komitelerimizde ilk önce çözüm yazılarımızı Approval Pannel'den geçirmekle uğraştık. Oradan geçen çözüm yazıları komitede tartışılabilecekti. Komitemde Deputy Chair Ece'ydi. Belki de bu yüzden çok eğlendim. Ne yapması gerektiğini biliyordu ve işini eğlenceli kılacak şekilde yapıyordu. Çözüm yazıları hakkında tartışılmaya başlandı, ilk konferansı olanlar, tecrübeli olanlar, herkes konuştu. Ülkelerinin bakış açısından en iyilerini yapmaya çalıştılar. Konularımız “İnsan Kaçakçılığı” ve Mülteciler”di. Ben Hindistan olarak elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Üçüncü gün de tartışmalarla geçti ve bütün çözüm yazıları tartışılıp bittikten sonra Ece, geç geldiği için ''twerking'' yapmak zorunda kaldı. Son gün yine “Patent Office”e gittik. Lara'nın çözüm yazısı geçmişti ve General Assembly'de tartışılıp oradan da geçti. Yine bütün çözüm yazıları tartışıldıktan sonra kapanış töreni yapıldı. Konferans çok çabuk bitmişti. Herkes sarılıp vedalaştı, güzel olan her şeyin bir sonu olması insanı hep üzüyor. Bu da öyle bir şey, ne kadar heyecanlı olsam da bitince üzülüyorum. Son günü gezmeye ve alışverişe ayırdık. BMW Müzesine ve birçok kiliseye gittik. Müzede arabaları kronolojik bir şekilde sıralamışlardı ve eski arabaların daha güzel göründüğü düşüncesi çoğu insan için ortak bir karardı. Kiliselerin mimarisi çok güzeldi ve içinde olan çizimler, heykeller değişik bir görünüm katıyordu. Alışverişimizi tamamlamış, toparlanmaya başlamıştık. Gitmek beni üzüyordu, çok soğuk olmasına rağmen alışmıştım oraya. Çok güzel anılarım olmuştu: Apple Store'dan yaşı tutmadığı için eli boş çıkan Melisa, Abercrombie mağazasının kokusundan bunalan Ece, akşamları bizim odamıza misafir olan Ceren, Hard Rock Cafe'de yediğimiz akşam yemeği... Saymaya devam etsem sayfalar dolduracak olan bir sürü güzel anı… Bir hafta boyunca yanımızda olup bize sabreden, yardım eden, bizi yönlendiren Jill Trued'a özellikle teşekkür ediyoruz. MUNOM'un şu ana kadar gittiğim en güzel konferans olduğunu çekinmeden söyleyebilirim. Her şey çok güzeldi, orada bir delege olmak, yeni arkadaşlar edinmek, cesaret toplayıp konuşmak... Münih çok soğuk olabilirdi ama ortam çok samimi ve sıcaktı. Ayla ALTUNLU 10 B

[close]

p. 12

SAYFA 12 OKULUMUZ TIMUN’DA FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi MUN Kulübü öğrencileri, 5-8 Aralık 2013 tarihlerinde Üsküdar Amerikan Lisesinde gerçekleşen TİMUN (Turkish International Model United Nations) Konferansı’na katılmıştır. Dünyanın farklı ülkelerinden yaklaşık 400 öğrencinin katıldığı ve bu yıl 20’ncisi düzenlenen TIMUN Konferansı’nda FMV Özel Ayazağa Işık Lisesini 6 öğrenci başarıyla temsil etmiştir. Öğrencilerimiz Slovenya’nın sembolik temsilcisi olmuşlardır. Hukuk, insan hakları, silahsızlanma başlıklı komitelerde global sorunlar tartışılmış ve sorunlara çözüm bulunmaya çalışılmıştır. Öğrencilerimiz kendilerini tartışma ve eleştirel düşünme becerileri alanlarında geliştirmişlerdir. Melisa IŞIK ve Artun BAKIRCI kendi komitelerinde "Main Submitter" olmuşlardır. Öğrencilerimizi başarılı çalışmalarından dolayı kutlarız. Hande ACARMAN YEŞİLKAYA / İngilizce Öğretmeni “SEMİH GÜMÜŞ” İLE SÖYLEŞİ 10 Ocak 2014 Perşembe günü 13.05 - 14.30 saatlerinde 10 ve 11. sınıf öğrencilerinin katılımıyla Semih GÜMÜŞ ile bir söyleşi düzenlenmiş, yazar öğrencilerimizle yazma konusundaki deneyimlerini ve çalışmalarını paylaşmıştır. Öğrencilerin okuduklarını anlama, anladıklarını eleştirel bir gözle yorumlama yetilerini güçlendirmek amacıyla onlara tecrübelerini aktarmış, öğrencilerimiz bu doyumsuz sohbetten son derece keyif almışlardır. Özellikle, yazı yazma çalışmalarının çok önemsendiği 10 ve 11. sınıf öğrencileri için bu söyleşi çok büyük bir kazanım olmuş, öğrenciler arasında merak uyandırmış, kendilerini yazı çalışmaları anlamında geliştirmişlerdir. Sayın Semih GÜMÜŞ’e öğrencilerimize katkılarından ve katılımlarından dolayı teşekkür ederiz. Şenay ÖNAL / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni THE PALA

[close]

p. 13

SAYFA 13 HİNDİSTANLI EĞİTİMCİ “VİPİN THEK” OKULUMUZDA Hindistanlı eğitimci Vipin Thek, Washington Ashoka Global’da yönetici-eğitmen olarak görev almaktadır. National Youth dergisi tarafından 2020 yılına kadar Hindistan’ı girişimcilik alanında geliştirebilecek 20 genç liderden biri olarak gösterilmiştir. Vipin Thek, Washington Ashoka Global’da genç girişimcileri destekleyici ve onların dünya üzerinde “fark yaratan” bireyler olarak yetiştirilmelerini sağlayan çalışmalar yapmıştır. Bunun nasıl gerçekleşebileceğini öğrencilerimize anlatmak üzere, 23 Aralık 2013 tarihinde okulumuza gelerek, 2 saat süreyle 30 kişilik öğrenci grubumuza (MUN, EYP, INTERACT Kulüpleri) dünyadan genç girişimcileri örnek göstermiş, fark yaratmanın insanların tutkularıyla paralel ve her insanın bu kapasitede olduğunu dile getirmiştir. Eğitim sırasında öğrencilere bu konuda motive edici birkaç grup çalışması yaptırmış ve öğrencilerin dünyada ne gibi farklar yaratmak istediklerini konu alan çalışmalarını paylaşmalarını istemiştir. Bu eğitim sonrasında öğrencilerimiz hedeflerine yaratıcılık ve girişimcilik açısından bakmaya başlamışlardır. Hande ACARMAN / YEŞİLKAYA / İngilizce Öğretmeni 10. SINIFLAR “GALATA MEVLEVİHANESİ”NDE 10. sınıf Türk edebiyatı dersi bünyesinde 02.01.2013 tarihinde, 10 C, 10 D ve 10 E sınıfları ile birlikte “İslamiyet Çevresinde Gelişen Türk Edebiyatı” konusu kapsamında Galata Mevlevihanesi Müzesi ve Galata Kulesi’ne gezi düzenlenmiştir. Öğrencilerimiz tasavvufi Türk şiirinin oluşumunda etkili olan felsefeleri, Mevlevilik çerçevesinde görerek anlamaya çalışmışlar, Galata Kulesi’nden İstanbul’un tarihine bakarak dönemi hayal etmişler ve dönemin özelliklerinin edebiyata yansımasını yaşayarak öğrenmişlerdir. Mizan COŞKUN ÖZGÜR / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

[close]

p. 14

SAYFA 14 ULUDAĞ’DA KIYAK BİR KAYAK 25-28 Aralık tarihlerinde 9 ve 10. sınıflar olarak Uludağ’a kayak kampına gittik. Çok eğlenceli bir kamptı ve gittiğim için mutluyum. Sabah 06.00’da okulda toplandık 12.00’de Uludağ’a ulaştık. Uludağ’a ulaştığımızda heyecanlanmıştım çünkü bu ilk deneyimim olacaktı. Otelimiz Alkoçlar’dı ve 1. Bölge’de kaldık. Odalara yerleştikten sonra heyecanla kayak kiralamaya gittik. Sonra öğle yemeğimizi yedik fakat Alkoçların mutfağından bahsetmeden geçemeyeceğim. Herkese göre her çeşit çok lezzetli yemekleri vardı. Her gün farklı çeşitlerde tatlılar, tuzlular, ana yemekler, çaylar, meyveler… Ne düşünürseniz her şey vardı. Yemekten sonra kayak dersinin saatini beklerken çay keyfi yapmak bir başka oluyordu. Biz şanslıydık çünkü yılbaşına kadar kar yağmayacağından bazı grupların rezervasyonlarını iptal ettiğini duymuştuk. Böylelikle pistler bize kalmıştı. Açıkçası yeni başlayanlar için kaymak biraz daha tehlikeli olmuştu, taşlar ve otlar vardı. Kar arabalarıyla piste kar taşınıyordu, hava güneşliydi, karlar eriyordu. Fakat bu olumsuzluklar bizi yıldırmadı ve kayak yapmaya başladık. Kayak gruplarından bahsedecek olursak üç grup vardı: Başlangıç grubu, orta grup ve en iyiler. Ben başlangıç grubundaydım ve çevremdekilerin bana sürekli “Dikkat et kırma bir yerini, tehlikeli, kaybolma!” gibi sözlerine karşın açıkçası biraz korkmuştum ve kayağı ilk kez ayağıma takıyordum. Başlangıç grubu olmamıza rağmen 2. gün telesiej ile dağa çıkmıştık, öğretmenimiz Kürşat Hoca bizden memnundu ve çok çabuk ilerlediğimizi söylüyordu. Biz de gittikçe kendimizi geliştiriyorduk. Hatta son gün Cennet Tepesi’ne ve Kartal Yuvası’na telesiej ile çıktık. Kartal Yuvası’nda meşhur salepten içtik ve aşağıya kayıp bu kamptaki son kar sapanımızı yaptık. Fakat hiç düşmedik mi? Düştük. Bir de bana sorun kontrolü kaybedip dağdan aşağı kaydığımı hatırlıyorum. Büyük bir kaza atlatmadığımız için kendimizi şanslı hissediyorduk ailelerimiz de bu durumdan memnundu. Kayak yaparken ben şunu fark ettim: Ne yaparsam kendime; ister doğru, ister yanlış. Çünkü eğer kar sapanı yapmazsam duramam, fazla sağa veya sola yaslanırsam dağdan uçarım yani her şeyin kontrolü bendeydi. Orta grup, biz hep öğretmenimizle kayıyorduk ve bir tek son gün skipass almıştık fakat onlar arada ders yapıyor, genelde serbest kayıyorlardı biz de onlara çok özeniyorduk. Biz ders yaparken aradan geçip hava atıyorlardı. Biz de onlar gibi olup kendi skipassımızı kendimiz taşımak istiyorduk. En iyiler, onlar olimpiyatlara gidecek gibiydiler. Paralel kayıyorlardı, zıplıyorlardı, dönüyorlardı, hele snowboardcılar onlar en havalılarımızdı. Çok güzel kayıyorlar, zıplayıp yön değiştiriyorlar, arada biz ders yaparken aradan geçip öğretmenimizi sinirlendiriyorlardı fakat hepimiz gülüyorduk. Akşamları, yemekten sonra arkadaşlarımızla sohbet ediyor, dışarıda dolaşıyorduk. Hatta bir gün öğretmenimizle buz patenine gittik. Çok eğlendik, anılarımıza güzel kareler kattık. Güzel bir tecrübe oldu hepimiz için, arkadaşlarımız çok eğlenceliydiler, hem otobüste giderken hem otelde hem kayarken ailemizle gitseydik bu kadar eğlenemezdik kesinlikle. Serhat ve Yalçın Hoca’mıza çok teşekkür ediyoruz bize güvenip, bir kayak kampı düzenleyip, götürdükleri için. Onlar bize güvenip bizi götürmeseydi böyle bir deneyim yaşayamayacaktık ve başlangıç grubunda olarak ilk kez kayak takamayacaktık. Ayrıca belki haziran ayında Avusturya’ya bir kayak kampı düzenlenecekmiş. Bence Uludağ’ı kaçıranlar Avusturya’yı kaçırmasınlar çünkü oradaki eğlenceyi, adrenalini hiçbir gezide bulamazsınız. Eylül YASASEVER 9D

[close]

p. 15

SAYFA 15

[close]

Comments

no comments yet