The PALA MAYIS 2013 - SAYI 42

 

Embed or link this publication

Description

The PALA MAYIS 2013 - SAYI 42

Popular Pages


p. 1

T h e PA L A Yıl: 5 Sayı: 42 MAYIS 2013 “INVENTUS KULÜBÜ”MÜZ CERN’DE ALMANYA GEZİSİ VIII. CHAMİSSO OKUMA YARIŞMASI “RCIMUN” VE “BIMUN” KONFERANSLARI OKULDAN HABERLER PALA KÂŞİF SEMPRE ARTE IŞIĞIMIZI PAYLAŞTIK YERALTI EDEBİYATI TARİHİ YARIMADA GEZİSİ

[close]

p. 2

SAYFA 2 EDİTÖRDEN Merhaba Sevgili The PALA Okuyucuları, 2012-2013 Eğitim-Öğretim Yılı’nın son The PALA’sıyla karşınızdayız. Son sayımızı dopdolunun da ötesine taşıyarak 32 sayfaya çıkardık ve her bir sayfasını da okulumuzdan haberlerle, etkinliklerle, birbirinden değerli yazılarla doldurduk. 5. yılını ve 42. sayısını kutladığımız The PALA’nın çıkarılmasında emeği geçen başta danışman öğretmenimiz Zafer YAZ’a, ekip arkadaşlarıma, yazılarıyla katkıda bulunan herkese sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Keyifle okumanız dileğiyle... Ege KESKİN Okul Gazetesi The PALA (The Press Association of Lycee Attiudes) İmtiyaz Sahibi Ömer ORHAN Sorumlu Müdür Yardımcısı Hakan KULABER Sorumlu Öğretmenler Zafer YAZ Şahika PAT Editör Ege KESKİN Web Yayım Serkan YAMAN Berna HAMARAT KAYA İllüstrasyon Zafer YAZ Fotoğraf Elif ABACI Dizgi Zafer YAZ Baskı & Cilt Şevki SÜTÇÜ Renkli Basım Nuri ÇEVİK Düzeltmen Zafer YAZ Mizan COŞKUN ÖZGÜR E-Mail: zyaz@fmv.edu.tr Büyükdere Cad. No: 194 / 3 Maslak / İSTANBUL Tel: 0212 286 11 30 Fax: 0212 276 40 58

[close]

p. 3

SAYFA 3 “ETİK DEĞERLER ÇALIŞTAYI”NA KATILDIK 30 Mart Cumartesi günü Irmak Okullarının düzenlediği “Etik Değerler Çalıştayı”na katıldık. Tüm konukların kayıtları alındıktan sonra, çalıştay kültür merkezinde açılış konuşmaları ve piyano dinletisi eşliğinde başladı. Öğrenciler tıp, sanat, bilim ve teknoloji etiği, spor, medya, iş vb. konularda bilgilendirilmek üzere alanlarında uzman olan konuşmacıları dinlediler. Felsefeci ve Yazar Prof. Dr. Afşar Timuçin, İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Sadi. R. Vural, Spor Yönetmeni İlker Yasin, Yönetmen Zeynep Üstünipek konuşmaları ve etik değerler konusunda yaptıkları açılımlarla öğrencilerin konularında yapacakları çalışmaya katkıda bulundular. Öğrenciler üç oturum hâlinde konularını tartışıp sonuçlara ulaştılar ve bu sonuçları diğer komitelerin oylarına sundular. Etik değerlerin ne olduğu, hayatımızda hangi alanlarda ne gibi etkilerinin olduğu, insanların etik değerlere neden önem vermeleri gerektiği konusunda hem bilgilendiren hem düşündüren hem de keyifli bir çalışma oldu. Çiğdem KORBEK Felsefe Öğretmeni TABLET DESTEKLİ EĞİTİM le, derslerin daha keyifli, interaktif, kalıcı ve öğrenmesi daha kolay hale gelmesi hedeflenmektedir. Proje kapsamında kütüphane, ölçme değerlendirme, eğitim teknolojileri gibi, eğitime destek veren diğer birimlerin çalışanları da tabletli eğitim süreci ve planlaması içerisinde aktif olarak yer alacaklardır.” “Tablet destekli eğitim çalışmaları kapsamında, bünyesinde özel bir ‘Eğitim Teknolojileri Birimi’ kuran ve 1100 adet tablet dağıtan FMV Işık Okulları, aynı zamanda Samsung'un geliştirdiği dünyanın en yeni sınıf yönetim yazılımı "Samsung Smart School"un Türkiye'deki ilk, dünyada ise altıncı uygulayıcısı olmuştur. FMV Işık Okullarının tüm kampüslerinde, belirlediği pilot seviyelerde toplam 718 öğrenci ve 206 öğretmene vakıf tarafından ücretsiz olarak dağıtılan tabletler- FMV Özel Ayazağa Işık Lisesinde, 2012–2013 Eğitim Öğretim Yılı’nın ikinci döneminde, hazırlık sınıfları ve 9. sınıflar düzeyinde tablet destekli eğitim programına başlanmıştır. Program uygulanmadan önce; öğretmen ve öğrencilerimiz tablet kullanımı, derslerde yaşanabilecek sorunlar, verimli ve etkili tablet kullanımı vb. konularda, eğitim/bilişim teknoloji uzmanlarından düzenli eğitim ve seminerler almışlar- dır. Ayrıca okulumuzun Eğitim Teknoloji Birimi, her sınıftan seçilen ve teknolojiye ilgi duyan öğrencilerden oluşan bir “I-Tech” ekibi oluşturmuş, bu ekibi, tüm öğrencilere destek vermeleri amacıyla eğiterek görevlendirmiştir. Diğer kampüslerde olduğu gibi, Ayazağa Kampüsünde de, herkesin tabletli eğitim olanaklarından yararlanabilmesi amacıyla; içerisinde öğrenci ve öğretmen tabletleri ve etkileşimli interaktif TV bulunan demo bir “tablet sınıfı” oluşturulmuştur. Tüm öğretmenlerimiz, önceden randevu alarak sınıflarıyla birlikte bu teknolojik ortamda ders yapabilmektedir. Kurumumuz, tablet destekli eğitimle; küreselleşen dünyada öğrenci ve eğitimcilerimizin her türlü bilgiye rahatlıkla ulaşmalarını, yeni ve farklılaştırılmış eğitim-öğretim modellerini tanımalarını sağlamayı hedeflemektedir. Leyla TARAKÇI Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

[close]

p. 4

SAYFA 4 15-19 Nisan 2013 tarihlerinde, 11. sınıf öğrencilerine “10 Yıl Sonra Neredeyim?” konulu grup paylaşım çalışması düzenlenmiştir. 18 Nisan 2013 Perşembe günü, 9. sınıf öğrencilerine, Eğitim Yazarı, Eğitim Danışmanı Sadık Gültekin tarafından “Gelecek ve Meslek Seçimi” semineri düzenlenmiştir. Işık Üniversitesi “Bir Günlük Üniversiteli” gezisi 12. sınıf öğrencileriyle 18 Nisan 2013 Perşembe günü gerçekleştirilmiştir. Gülin ŞEKERCİ

[close]

p. 5

SAYFA 5 Ayna Nöronları diyor ki: “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” Arkadaşlıkların en yoğun yaşandığı, sosyal gelişimin hız kazandığı, toplumda bir birey olunan, popüler bir figür, dost, sevgili vs. kimliklerin şekil aldığı yıllar lise yılları. Aslında nasıl biri olduğumuzu test ettiğimiz nasıl biri olmaya karar verdiğimiz yıllar. Arkadaşlarımız bizim aynamız. O aynalarda bakıyoruz kendi yüzümüze. Sevip de yanımıza aldıklarımız, ya beğendiğimiz-istediğimiz şeylere sahipler ya da bizimle aynı şeylere. Yapılan bir deneyde iki denek grubu oluşturuluyor. İki grubunda bir görüşmecisi var. Görüşmeciler her bir denekle ayrı ayrı ayrı konuşuyor ve yapacağı sohbetlerle her bir kişiyi tanımak istediğini söylüyor. 1. gruptaki görüşmeci, deneklerle konuşurken sürekli onlarla aynı fikirde olduğunu belirten, arkadaş canlısı, iyimser, pozitif mesajlar veriyor. Deneklerin ifadelerine “hı-hı, evet, katılıyorum” gibi onaylayıcı tepkilerde bulunuyor. 2. grubun görüşmeci ise deneklere olumsuz mesajlar veriyor. “Katılmıyorum, aynı fikirde değilim, beğenmedim, hayır” gibi olumsuz ifadelerle denekleri yanıtlıyor. Görüşmeler izlenirken ilginç bir sonuç ortaya çıkıyor. İfadeleri arkadaş canlısı görüşmeci ile konuşan denekler, görüşmecilerinin davranışlarını taklit etmeye başlıyorlar. Davranışlarda bir senkronizasyon görülüyor. Görüşmeci esniyor-denek esniyor; görüşmeci kaşınıyor-denek kaşınıyor; görüşmeci kaşını kaldırıyor-denek kaşını kaldırıyor. 2. gruptaki olumsuz görüşmecinin deneklerinde ise kesinlikle bir senkron yok. Denekler konuşmalarını onaylamayan görüşmecilerinin davranışlarını taklit etmiyor. Peki, neden böyle bir sonuç çıkıyor ortaya? Sizce de çok ilginç değil mi? Bize bunları yaptıran şey “Ayna Nöronları”. Ayna nöronları zihnimizde gözlemlediğimiz dünyanın bir temsilini çıkarıyor. Karşımızdaki insan bir performans için hangi sinirsel yolu kullanıyorsa bizde de aynı sinirsel yol oluşuyor. Böylece karşımızdaki insanların düşüncelerini, duygularını anlayabiliyor, niyetini okuyabiliyoruz. İzlediğimiz bir filmdeki olayları sanki gerçekmiş gibi yaşayabiliyoruz. Bebekken anne-babamızın yüz ifadelerini taklit ede ede davranışlarımızı oluşturmaya dili öğrenmeye başlıyoruz. Ayna nöronları empati duygusunun oluşumuna imkân veren nöronlar olarak sosyal yaşamımıza konfor sağlıyor. Bilim çevrelerinde denir ki: ”Biyoloji için DNA ne ise psikoloji için de ayna nöron odur.” Atalarımızın da bu konuda bize hediye ettiği bir söz, durumu özetlemiyor mu? “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.” Çevrenizdeki insanlara bir bakın. Onlar sizsiniz. Biri sizin merhametli yüzünüz, biri sizin cesur yüzünüz. Bir başkası sizin atılgan, meraklı, konuşkan yüzünüz. Onları siz seçtiniz. Zihninizde aynaladınız. Onları anladınız ve onayladınız. Sürekli hakkında konuşmak ihtiyacı duyduğunuz eleştirdiğiniz, kınadığınız, insanlar kim peki? Onlar sizin korktuğunuz bir şeyi mi söylüyorlar acaba? Çevrenizde olmayanlar peki? İşte onlar da size, ne olmadığınızı söylüyorlar. Tuğba ELTER

[close]

p. 6

SAYFA 6 HEYECAN!.. Hepimizin çok fazla tanımlayamadığı küçük bir duygu olan heyecanın bizde yarattığı o büyük etkiden haberdar mısınız? Heyecanlanmak üzerine bu sıralar okuduğum her haber beni bu konuda düşünmeye itiyordu ve sonunda içimdekileri yazmak istedim… Sevgi, aşk, üzüntü gibi duygularımızı içimizde en derinden yaşarken, hissederken neden heyecan duygusunu hissettiğimizde kaçıyoruz? Hatta bazen heyecanlı olup olmadığımızı anlamayacak kadar belirsizleşiyor hayat bizim için. Bizim çözemediğimiz bu duygu aslında masum bir duygu. Nasıl aşkı tatmak güzel bir duygu; nefret insana zarar veren, üzüntü insanı yaralayan bir duyguysa heyecan da masum bir duygudur, diyebilirim. Biz istemeden bizi sarıyor olması ona masumiyetini veriyor belki de. Biz sevindiğimizde heyecanlanıyoruz veya korkutuğumuzda heyecanlanıyoruz. Bu heyecan bizi ister istermez her yerde yakalıyor. Fakat heyecan bazen olumsuz sonuçlar doğuruyor. Özellikle heyecanın öğrencilerdeki boyutunu konuşucak olursak heyecan adil olmayan bir kart oyununa dönüşüyor. Çoğu kişi öğrencilerin sınavlardaki başarılarını heyecanlı olmalarına bağlıyor. “Heyecanına yenildi.” cümlelerini hepimizi çok sık duymadık mı? Aslında kişinin kendisini bilerek heyecanlandırmadığını, heyecanın tamamen çevresel etkiden kaynaklandığını düşünüyorum. Üniversite sınavını örnek verecek olursak gazeteler, dergiler öğrencileri daha da strese sokacak haberler yayımlarlarsa öğrencilerin sınava verdikleri anlam artıyor ve çoğu kişi sınav üzerine hayatî bir anlam yüklemeye bile başlıyor. Sınava girerken yapılan güvenlik kontrolleri, oradaki velilerin sanki çocukları ölüme yolluyormuşcasına ağlaması, hem öğrencilere hem de kendilerine zarar vermiyor mu? Bu koşullar altında siz söyleyin heyecan nasıl olmasın? Heyecanlı olmayan bir öğrenci bile çevresel etkiden dolayı kendi içinde büyük bir savaş veriyor. Başarılı olmak ve olamamakla çatışıp duruyor içinde. Bunun üstüne öğrenci başarılı olamazsa heyecanı yüzünden yine suçlanan o oluyor. Hayır, bu adil değil. Masum bir duygunun bu yönde kötü kullanılmasına üzülüyorum açıkcası. Peki, bu nasıl önlenecek? Öncelikle hayatımızda kendimizden değerli bir şey olmadığını unutmayarak başlamamız gerekiyor. Sınavın bir kağıt parçası olduğunu her zaman akılda tutamayabiliriz ama hayatın da bir sınav olduğunu unutmayın! Siz, adına hayat dediğiniz büyük sınavı ne kadar sevinçle ne kadar umutla dolduruyorsunuz bir düşünün. Neden size birkaç sayfa verilip bir sınıfa koyduklarında toplumun etkisinde kalarak kendinizi üzeceksiniz? Dile kolay gelir bazı şeyler. Uygulamak zordur ama söylemesi her zaman kolay. İnanırsak yapamayacağımız hiçbir şey yoktur unutmayın. Zor görünen her şey yaşadıkça size kolay gelecektir. Okula ilk başladığınız günü düşünün, ilk defa okuma yazma öğrendiğiniz günü. Her şey o zaman ne kadar zordu değil mi? Ama seneler geçtikçe siz de olgunlaşıyosunuz, her heyecan bir gün son buluyor ve zorlar yerlerini her zaman kolaya bırakıyor. Heyecanın masumiyetini korumasına izin verin ve korkmayın... İdil ARAT 11/D

[close]

p. 7

SAYFA 7 ÖĞRENCİLERİMİZ MÜNİH’TEYDİ FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi olarak 04-08 Nisan 2013 tarihlerinde öğretmenlerimiz Funda Yalçınkaya, Nilhan Karataş Atay ve Müdür Yardımcısı Hakan Kulaber gözetiminde 29 öğrenci ile Almanya’nın Münih şehrine bir kültür gezisi gerçekleştirdik. Bavyera eyaletinin başkenti olan Münih şehri aynı zamanda tarihi dokusu, futbol takımı, olimpiyat stadı, Deutsches Museum ve BMW’nin merkeziyle ünlüdür. Öğrencilerimiz Skyline Eğlence Parkı’nda gönüllerince eğlenerek güzel vakit geçirmişlerdir. BMW Müzesinde ve Deutsches Museumda Almanya’nın teknik alandaki gelişimini görme fırsatını bulmuşlardır. Hohenschwangau, Neuschwanstein Şatoları ve Dachau Toplama Kampı gezilerinde Alman tarihi hakkında bilgi edinmişlerdir. Ayrıca öğrencilerimiz dünyaca ünlü Allianz Arena Stadını gezip görmüşlerdir. Bu gezide öğrencilerimiz Alman kültür ve tarihini yakından tanımanın yanında Almancalarını kullanma ve geliştirme imkânını bulmuşlardır. Almanca Öğretmenleri Funda Yalçınkaya / Nilhan Karataş Atay THE PALA

[close]

p. 8

SAYFA 8 zaman geçirdik. Çok eğlendik. Buradan ayrıldıktan sonra otelimize yakın bir alışveriş merkezine gittik ve alışveriş yaptık. Bu yorucu günden sonra otelimize döndük. Okulumuzun 4-8 Nisan 2013 tarihlerinde Almanya'nın Münih şehrine yaptığı gezi tam anlamıyla mükemmeldi. Birçok yeni yer gördük, bilgilerimize yenilerini katmakla birlikte çok da eğlendik. Münih, Almanya'nın en çok müze ve sanat galerisine sahip olan kentidir. Orta Çağ'da kentin sınırları surlarla çevrilmiştir. Ancak bugün şehir, yok olan surların çok ötesinde büyümüş ve genişlemiştir, modern ve eğlencesi bol bir yerdir. Sabah yedi uçağı ile Münih'e indik ve maceramız başladı. İlk olarak şehrin ünlü meydanı Marienplatz'a gittik ve burada biraz atıştırdık. Bu meydana kentin kalbinin attığı yer de diyebiliriz. Eski zamanlarda meydan, buğday pazarı kurulan ve şövalye düellolarının yapıldığı bir alanmış. Şu an müzelerin, kiliselerin bulunduğu, pazar tezgâhları ve birçok mağaza ile çevrili keyifli ve canlı bir gezi alanıdır. Buradan sonra BMW Müzesine gittik. Burada BMW'nin dünyaya tanıttığı ve pazarladığı arabalarının orijinali vardı. BMW'nin klasik otomobilleri, motosikletleri ve uçak motorları sergileniyordu. Rehberimiz bize buradaki her şeyi ayrıntılı bir şekilde anlattı ayrıca burada ünlü İngiliz araba markası olan Rolls Royce arabalarınınmodellerini de gördük. Daha sonra akşam yemeği için bir pizzacıya gittik ve sonrada otelimize yerleştik böylece ilk günümüz sonlanmış oldu. Üçüncü günümüzde ilk olarak Deutsches Museuma gittik. Burası çok büyük bir bilim ve teknoloji müzesidir. Burada birçok eski ve ilginç uçak, gemi, kano, kayık, denizaltı aynı zamanda astronomi, nükleer enerji, değerli madenler, müzik aletlerine kadar ünlü icatları gördük. eyaletine bağlı olan Neuschwanstein ve Hohenschwangau şatolarına gittik. Neuschwanstein şatosu Bavyera kralı ikinci Ludwig tarafından 1869 yılında yapılmaya başlanmıştır. Alp dağlarının eteklerine kurulmuş olan bu şato Disneyland'da bulunan uyuyan güzelin şatosunun bir modeli olmuştur. Hohenschwangau şatosu ise kral ikinci Ludwig'in babası olan kral ikinci Maximillian tarafından yaptırılmıştır. Bu iki şato da görmeye değerdi ve çok görkemliydi. Şato gezimizin akşamında ise Münih'in Hard Rock Cafe'sine gittik ve bir güzel yemek yiyip hediyelik eşyalar aldık. Daha sonrasında Allianz Arenaya gittik. Burası, 2005 yılında iki takım tarafından Münih'te açılmıştır. Bu takımlar Bayern München ve TSV 1860 München'dir. UEFA'nın 5 yıldızlı stadyumlarından biridir. Stadın dış tarafı akşam veya maç olduğu günler ışıklandırılıyor. Maç günlerinde ev sahibi takımın renklerini alıyor. Stadyum 340 milyon euroya mal olmuştur. Stadın kapasitesi 66.000 kişiliktir. Stat, bu iki futbol takımı tarafından ortak olarak kullanılmaktadır. Stadın çatısındaki şeffaf bölümler teker teker açılıp kapanıyor. Böylece çimlerin güneş ışığı görmesi sağlanıyor. Turumuz bitince Bayern München'in mağazasından alışveriş yaptık ve forma aldık. Buradan çıkışta da Maximillian Strasse Caddedesi’nde alışverişe gittik ve otelimize döndük. Dördüncü günümüzde ise Münih'e 2 saatlik bir mesafede olan Bavyera Gezimizin son gününde ise bavullarımızı toplayıp otobüsümüze bindik ve Dachau toplama kampına gittik. Bu toplama kampı Almanya'da siyasetçiler için açılan ilk Nazi toplama kampıdır. Oradaki atmosfer çok üzücü ve bir o kadar da korkutucuydu. Hiçbir şey yenilenmemişti, duvarların boyasına kadar her şey orijinaldi ve tüyler ürperticiydi. Toplama kampından çıktıktan sonra hava alanına gitmeden önce tüm Münih'i görebileceğimiz bir tepeye çıktık ve manzaranın önünde fotoğraflar çekildik. Hava alanında herkes üzgündü çünkü gezimiz bitiyordu. İstanbul'a vardığımızda ise çok yorgunduk ve hemen evlerimize gittik. Almanya gezimiz çok güzeldi, bir sürü yeni şey öğrendik ve çok eğlendik. Geziyi düzenleyen Almanca öğretmenlerimize çok teşekkür ederiz. İkinci gün otelde kahvaltımızı ettik ve Skyline Eğlence Parkı'na olan uzun yolculuğumuz başladı. İki saate yakın otobüs yolculuğundan sonra geldik ve tüm gün eğlence parkında Deniz İnanıcı & Ayşe Revna Albulak

[close]

p. 9

SAYFA 9 Spectrum Of Education II Eğitim Sempozyumu, 27-28 Nisan 2013 tarihlerinde 15 farklı ülke ve farklı coğrafyalardan toplam 265 eğitimcinin katılımıyla Feyziye Mektepleri Vakfı Ayazağa Işık Lisesinde gerçekleşti. Bu yıl Türk Kültür Vakfı ile ortaklaşa düzenlenen, Türk Coğrafya Kurumu, National Geographic dergisi ve İZ TV’nin de destek verdikleri ana başlığı “Coğrafya, Kültürler ve İnsanlar” olarak belirlenen sempozyumda “Dünya’nın dengesini kim bozdu?” sorusuna yanıt arandı. Spectrum of Education II, çok önemli bir coğrafi konuma sahip olan ülkemizde, daha iyi coğrafya eğitimi verilmesi ve coğrafya biliminin öğrencilere sevdirilmesi konularını, coğrafya eğitiminin gelişimine katkı sağlamayı, dünyada uygulanan coğrafya öğretim programlarını paylaşmayı, coğrafya biliminin önemini kamuoyunda duyurmayı ve insanlardaki “keşfetme duygusunu” uyandırmayı amaçlamıştır. Türk ve yabancı birçok değerli akademisyenin yanı sıra Türkiye’nin farklı illerinden çok sayıda coğrafya öğretmenini de bir araya getiren sempozyumda “Coğrafya bilincini ortaokul sıralarında nasıl kazandırabiliriz?” ve “Öğrencilerin coğrafya bilimine ilgi duymalarını nasıl sağlayabiliriz?” konuları tartışılmıştır. Şenay KURT / Zafer YAZ

[close]

p. 10

SAYFA 10 IŞIK ÖĞÜTÇÜ’YLE “ORHAN KEMAL” SÖYLEŞİSİ YAPTIK Işık Öğütçü, Orhan Kemal’in dört çocuğundan en küçüğüdür. Asıl mesleği Kimya Mühendisliği’dir. Babasının adını yaşatmak ve onu yeni kuşaklara tanıtmak amacıyla 2000 yılında Orhan Kemal Müzesini kurmuştur. Amacı Yaşar Kemal, Abidin Dino, Nazım Hikmet gibi üstatlarla bir arada bulunmuş olan babasını, sadece Türkiye’de değil yurt dışında da tanıtmaktır. Işık Öğütçü, İstanbul Cihangir'deki Orhan Kemal Müzesini kurarak, babasına ait yaşamı bir kuyumcu titizliğiyle işler ve gün yüzüne çıkarır. Orhan Kemal’in edebiyat yolculuğunu araştıran Işık Öğütçü: “Yazmak Doludizgin”, “Abdülkadir Kemali Bey’in Anıları”, “Önemli Not!” isimli üç kitap yazmış. Ayrıca babasıyla ilgili CD / VCD hazırlamış. Orhan Kemal’e ait “Nâzım Hikmet’le 3,5 Yıl” ve “Arkadaş Islıkları” yapıtlarını da tiyatroya uyarlamıştır. “Ben sevgili halkımızdan Orhan Kemal'i yeniden keşfetmelerini istiyorum.” diyen Işık Öğütçünün bu çağrısına FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi olarak kulak verdik. Kendisini müfredat çerçevesinde 27 Mart Çarşamba günü okulumuza davet ederek Türk edebiyatının usta yazarı ve eserleriyle ilgili bir söyleşi düzenledik. Söyleşiye okulumuzun 10 ve 12. sınıfları katıldı ve Orhan Kemal’le ilgili merak ettiklerini, yazarın oğlu Işık Öğütçü ile paylaştılar. Sevda KOÇ Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni THİS YEAR FMV IŞIK HAD ITS SECOND WRİTİNG COMPETİTİON AMONGST ALL THREE CAMPUSES This year FMV Işık had its second writing competition amongst all three campuses. We are fortunate to have many talented writers here in Ayazağa. In the high school, Çağatay Celep, Pınar Tartan, and Ekin Gökay all won prizes. In the 5th – 8th grade competition, Doruk Karaca, Efe Zacharia Kayalioğlu, Azra Haseki, and Ayşenaz Balioğlu also won prizes. We are proud of all of our talented students writers, even though we do not have the time to honor all of them. Joseph VİCKERS İngilizce Öğretmeni THE PALA

[close]

p. 11

SAYFA 11 RCIMUN (ROBERT COLLEGE INTERNATIONAL MODEL UNITED NATIONS) FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi MUN Kulübü öğrencileri 2-6 Nisan 2013 tarihlerinde İstanbul Amerikan Robert Lisesinde bu yıl 7.si düzenlenen RCIMUN Konferansında okulumuzu başarı ile temsil etmişlerdir. Hem tecrübeli hem de MUN Kulübünün yeni öğrencilerinden oluşan delegasyonumuz Suudi Arabistan’ı temsilen beş farklı komitede de verimli çalışmalar sergilemişlerdir. Delegasyon üyelerinden Hakan Tunç (İnsan Hakları Komitesi) ve Kerim Serttürk (Silahsızlanma Komitesi) komitelerinde yeterli desteği alarak Başmüzakereci konumuna gelmişlerdir. BIMUN (BUDAPEST INTERNATIONAL MODEL UNITED NATIONS) FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi MUN Kulübü öğrencileri 11-17 Nisan 2013 tarihlerinde Macaristan’ın Budapeşte kentinde düzenlenen BIMUN Konferansında hem okulumuzu hem de ülkemizi başarılı bir şekilde temsil ederek verimli bir konferans süreci geçirmişlerdir. Okulumuzu Finlandiya, Arjantin ve Dominik Cumhuriyet’i delegasyonları ile farklı komitelerde temsil eden öğrencilerimiz ,dünyadaki küresel sorunlara çözüm önerileri üreterek bunları komisyonlarında sunma ve tartışma fırsatı bulmuşlardır. Ayrıca 21 farklı ülkeden gelen 550 öğrenci ile birlikte kültürel ve sosyal faaliyetlerde de bulunmuşlardır. Melda CEMAL İngilizce Öğretmeni

[close]

p. 12

SAYFA 12 Nisan ayı Sempre Arte etkinliğimizde resim öğrencilerimizden Rengin Jiyan Kolçak, Julia Mary Kayaer, S. Emir Kayrak, Ayla Merve Karaduman, Nil Berke, Başak Nisan Duran, Pınar Terzi, Selin Önel, Pınar Tartan, Zeynep Ebru Kireççi ve Gözde Mazlum kendi tasarımlarını ahşap blok üzerine yaparken; Alper Öz’ün kendi çizimi olan illüstrasyon figür çalışmasını Elifnas Yalçınkaya, Bircem Özekici ve Aylin Mutal ile birlikte renklendirdiler. SEMPRE ARTE

[close]

p. 13

SAYFA 13 Sempre Arte’nin bu ayki “Enstrümantal” konulu konserinde: Ekin Gökay piyanoda Bach’ın “3 Sesli Envasyonu”nu, Kadir Berat Yıldırım piyanoda Mendelssohn’un “Venedik Gondolcusu” ve Ulvi Cemal Erkin’in “Oyun” adlı eserini, Rüya Mutlu kemanda Tchaikovsky’nin“Kuğu Gölü” balesinin temasını, Metin Bora Leblebici piyanoda Chopin’in “La minör Waltz” adlı eserini, Pınar Tartan piyanoda “Günışığı” adlı kendi bestesini, Can Berk Taşkın ve Ege Keskin gitarda “Aftermath” adlı kendi bestelerini ve sadece üç haftadır saksafon çalışmaya başlayan Emir Çetinoğlu “Careless Whisper” şarkısını saksafon ile seslendirmiştir. Nisan ayı kültür sanat etkinliklerinden (tiyatro, konser, müzikal, opera, sergi) oluşan panolar hazırlanarak A blok lobi girişine konuldu. “Glee” konulu mayıs ayı Sempre Arte konserimiz 3 Mayıs 2013 Cuma günü 12.30’da gerçekleşecektir. Resim öğrencilerinin de “Pop Stand-up” hazırlayacakları etkinliğimize katılımınızı bekliyoruz. Sanat dolu günler geçirmeniz dileğiyle… Çiğdem KUTLUĞ-Müzik Öğretmeni Merve SAVRAN-Resim Öğretmeni

[close]

p. 14

SAYFA 14 TÜRKİYE’MİN GÜZEL EVLERİ yinde kalan bu şirin ilçemiz 20. yüzyıl başlarına ait eski Türk evleri bakımından oldukça zengin. İlçe 110 adet tarihi konut, 17 cami, türbe, çeşme ve hamam olmak üzere toplam 127 adet sivil mimarî eser sebebiyle "Kentsel Sit Alanı" ilân edilmiş durumda. Bolu’ya kadar gidip de Çubuk Göl’üne uğramadan Geçtiğimiz aylarda gezme şansına eriştiğim iki özel yeri sizlerle paylaşmak istiyorum bu ayki yazımda. Bunlardan ilki Safranbolu. Klasik Osmanlı kent mimarisini yansıtan tarihi Safranbolu evleri ile ünlü olan ilçe, bu özelliği sayesinde 17 Aralık 1994 tarihinden beri Türkiye'de Dünya Miras Listesi'nde yer alan 9 kültürel varlıktan biri. Yaklaşık 3000 yıllık tarihi geçmişinde pek çok uygarlığın yaşadığı ilçede önemli kültürel zenginlikler de var. Özellikle Osmanlı döneminden kalma han, hamam, cami, çeşme, köprü ve konaklar şehirde tarihle iç içe keyifli bir gün geçirmenizi sağlıyor. Ayrıca oralara gidip de meşhur Safranbolu lokumundan yemeden gelmemek gerekiyor. gelinmez. Çubuk Göl’ü, deniz seviyesinden 1000 metre yükseklikte, bir film çekimi için kurulan daha sonra da yöreye armağan edilen yel değirmenleri ile ünlü, bulunduğu ve çevresindeki orman dokusuyla büyüleyici güzelliğe sahip bir heyelan gölü bu gölümüz. Safranbolu’nun mimarisi ile oldukça benzer özellikler gösteren, her yeri buram buram Anadolu kokan bir başka yöremiz de Göynük. Bolu’nun güneGüzellikleri ve mimarileri ile ünlü yörelerimizden bahsederken Kazdağları Adatepe köyünden de bahsetmeden geçemeyeceğim. Mimari olarak taş yapı geleneklerine sahip olan bu köy kayalık bir arazi üzerinde. Hâlâ özüne sadık kalınarak taş işçiliğine devam edilmekte. 1989 yılında sit alanı ilan edilen bu köy, o yöredeki korunaklı durumda olan tek köy. Köydeki en eski ev 250 yıllık. Köyün denize bakan tarafında bulunan dev kaya kütlesi Zeus Altarı (sunağı) olarak tanımlanmış durumda. Taş duvarlarla örülen küçük bir oda kadar olan; içinde su bulunan sarnıç, halk arasında Zeus Mağarası olarak da biliniyor. Sibel ÇAĞLAR Matematik Öğretmeni

[close]

p. 15

SAYFA 15 PASTA VE ÇİKOLATANIN MERKEZİ “PELİT”TEYDİK 28 Mart 2013 Perşembe günü Pelit Pastacılık ve Gıda Sanayi'nin Esenyurt'taki fabrikasına 11. sınıflar düzeyiyle bir gezi gerçekleştirildi. Pasta imalatı sırasında pasta yapımını gözlemledik. Halkla ilişkiler uzmanı tarafından, pasta ve çikolata yapımının aşamalarını dinledik. İyi bir çikolatanın hangi özelliklere sahip olduğu ve bir pastanın tazeliğinin nasıl anlaşılacağı hakkında bilgiler edindik. Laboratuvarlar, ambalaj üniteleri ve sevkiyat bölümünü gezdik. Ayrıca çocuklar için özel olarak hazırlanmış çizgi film kahramanları ve değişik kompozisyonlarda oluşturulmuş çikolata ve pasta galerisini gezdik. Müdür Yardımcısı Nihal Öktem tarafından Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Ayan'a okulumuz adına kültürel faaliyetlere katkısından dolayı plaket verildi. Ardından pasta, börek, pizza, kurabiye çeşitlemelerinden oluşan bir ikramla birlikte, çikolata çeşitlerinden oluşan hediyeler verildi. A. Beyza KUZUOĞLU SERAMİK CAM-FİZYON KULÜBÜ TOPLUM HİZMETİNDE 17 Nisan 2013 Çarşamba günü, Seramik Cam-Füzyon Kulübü olarak Gültepe İlköğretim Okuluna, oradaki orta okul öğrencileriyle seramik için gerekli olan malzemelerimizi ve en önemlisi arkadaşlığımızı paylaşmak için gittik. Biz gittiğimizde orada bizi bir resim öğretmeni, yüzünde sıcak bir gülümsemeyle karşıladı. Servisimizi gören öğrencilerse okullarına, birlikte seramik yapmak için geldiğimizi öğrendiklerinde yeni insanlarla ve seramik sanatıyla tanışacakları için oldukça memnun oldular. Okullarında bizi güzel bir şekilde ağırlayıp, bize ellerinden geldiğince sıcak davranıp elleriyle çamura şekil verdiler. Seramik yapıyor olmanın mutluluğu yüzlerine yansımıştı ve biz de neşeyle parlayan gözlerinde kendi gülümseyişimizi görebiliyorduk. Ama işlerimizi bitirip oradan ayrılırken yüzleri gölgelendi, dudakları bütün gün gülücükler saçmış olmasına karşın aşağıya doğru kıvrılmıştı. Birbirimize veda etmek kolay olmadı fakat önümüzdeki haftalarda birbirimizi tekrar görecek ve temelleri atılmış olan arkadaşlığımızı pekiştireceğiz. Kulüp öğrencileri Ecem, Ebru, Dilan, Dilara, İrem, Ayşenaz ve Pınar olarak bize böyle bir anı bağışladıkları için hem onlara hem de bu ana vesile olan öğretmenlerimiz Merve Savran ve Aslı Akanse’ye teşekkür ediyoruz. Pınar TARTAN 10G

[close]

Comments

no comments yet