The PALA EKİM 2010 - SAYI 21

 

Embed or link this publication

Description

The PALA EKİM 2010 - SAYI 21

Popular Pages


p. 1

FMV ÖZEL AYAZAĞA IŞIK LĐSESĐ YIL: 3 SAYI: 21 EKĐM 2010 PALA-MÜZĐK Pala • • • Etkinlikler Editörden Pala-Müzik Pala-Dizi Sine-Pala Bobi-Pala Pala-Kitap Pala-Tarih Pala-Spor Palaskop Pala-Oyun Meraklısına Sorular SĐNE-PALA PALASKOP PALA-DĐZĐ BOBĐ-PALA • • • • PALA-TARĐH • • • • PALA-ETKĐNLĐK • PALA-OYUN PALA-SPOR PALA-KĐTAP

[close]

p. 2

SAYFA 2 Etkinlikler 15.09.2010 tarihinde RHS tarafından, 11. sınıf öğrencilerimize YGS-LYS Sistemi ve Hazırlık Süreci Bilgilendirme Seminerleri” düzenlendi. 15.09.2010 tarihinde RHS tarafından, hazırlık sınıfı yeterlik sınavında başarılı olup 9. sınıfa geçen öğrencilerimizle oryantasyon çalışması yapıldı. 20-22.09.2010 tarihlerinde 2010 mezunlarımız RHS seminerine katılarak bu yıl 12. sınıf olan arkadaşlarına YGS-LYS tecrübeleri ve okulda öğrendiklerinin önemi konusunda paylaşımda bulundular. 12.10.2010 tarihinde ĐSGĐD kurucularından ve yönetim kurulu üyesi, Mensa Üstün Zekalılar ve Yetenekliler Türkiye Başkanı Sayın Alphan MANAS, öğrencilerimize "Girişimcilik Tecrübeleri ve Türkiye'de Girişimcilik Hikayeleri" konulu bir konferans verdi. 23.09.2010 tarihinde Edebiyat Sosyal Dersler Bölümü Hazırlık C ve D sınıflarının katılımıyla “Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi”ne gezi düzenledi. 28.09.2010 tarihinde Edebiyat Sosyal dersler bölümü, Retorik Danışmanlık uzmanları tarafından verilen “Münazara Eğitimi Semineri” düzenledi. Seminerde yeni münazara teknikleri hakkında bilgi verildi. Seminer sonunda öğrencilerimizin katılımıyla örnek maç yapıldı. Zafer Yaz

[close]

p. 3

SAYFA 3 Editörden Sevgili PALA Okuyucuları, 2010-2011 eğitim öğretim yılında sizlerle birlikte olmanın heyecanını, mutluluğunu yaşamaktayız. Gazetemiz önceki yıllarda olduğu gibi ayda bir olmak üzere sizlerle buluşacak. Gazetemiz yeni yazarlarımız ve eklenen köşelerimizle yenilendi. Hemen belirtelim süreli veya bir defalık her türlü yazı teklifine açık bir gazeteyiz. Pala-Tarih farklı yaklaşımıyla ilginç konularıyla bu sayıda sizlerle olacak. Oyun köşemiz ve Palaskop uzun bir aradan sonra yine sizlerle. Bu yıl, okulumuzun kuruluşunun 125. yılı olması dolayısıyla gazetemizin ismini sizlerin de görüşünü alarak değiştirmeyi planladık. Yapacağımız çalışmalarda bize destek vereceğinize inanıyoruz. PALA ekibi olarak Cumhuriyet’imizin kuruluşunun 87. yıl dönümünü en içten dileklerimizle kutluyoruz. Okulumuzun düzenleyeceği kutlama töreninde tüm okul, tek yürek 29 Ekim 2010 tarihinde okulumuzun spor salonunda buluşalım. Erdem Mümtaz Hacıpaşaoğlu Sevgilerimizle… Đyi okumalar... FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi Okul Gazetesi PALA Đmtiyaz Sahibi Ömer Orhan Sorumlu Müdür Yardımcısı Serhat KURT Sorumlu Öğretmen Zafer Yaz Pelin Eyüp Editör Erdem Mümtaz Hacıpaşaoğlu Redaktör Zafer Yaz Selin Oruç E-Mail: palabasvuru@hotmail.com Yazarlar Alara BAZLAR Beliz Serdaroğlu Cihangir Zülfikar Dilara Işık Dilara Çerçi Elif Tahmiscioğlu E.Mümtaz Hacıpaşaoğlu Mert Erkangil Hande Göncer Zafer Yaz

[close]

p. 4

Pala-Müzik SAYFA 4 Aradan uzun bir süre geçti, eminim ki hepiniz dünyadan bihaberdiniz, en azından biz öyleydik. Biz durduk, evet ama dünya devam etti dönmeye, şimdi onu yakalama zamanı sevgili PALA okuyucuları. MTV Avrupa Müzik Ödülleri (EMA) Hızını kesmeden devam eden bu yarışma 7 Kasım gecesi Madrit’ten canlı bağlantıyla televizyonlarımıza konuk olacak. Rihanna, Eminem, Lady Gaga, Usher, Muse, Ozzy Osbourne gibi bir sürü başarılı sanatçı ve grupların farklı farklı kategorilerde aday oldukları bu yarışma 4 Kasım’a kadar ema.mtv.co.uk sitesinde oylamalara açık. 7 Kasım gecesi Madrit’ten canlı yayında MTV Müzik ödülleri televizyonunuza konuk olacak. Robbie Williams Bir Türk Kızıyla Evlendi! Kendini beğenmiş, bir o kadar da başarılı bu sanatçının Ayda Field ile olan evliliği hepimizi çok sevindirdi. Los Angeles’daki villasında dünya evine giren Williams, törenin tüm detaylarını sakladığı için Take That grubundaki arkadaşları bile evleneceğini son anda öğrendi. Robbie Williams’ın sürpriz evliliği şaşırttı.

[close]

p. 5

SAYFA 5 Tokio Hotel’in A1 Hediyesi Yeni albüm için çalışmaya başlayan Alman genç grubu Tokio Hotel, size Audi A1 kazanma şansı veriyor. Yapmanız gereken Kaulitz kardeşlerin düellosunu komik ve heyecanlı bir hikâyeyle anlatmak. Yaratıcı olmaya bakın çünkü en iyi hikâye sahibi, bu ödülün de sahibi olacak. Plak Şirketi Kurdu Ünlü oyuncu Johnny Depp kendi plak şirketini kurdu. Profesyonel bir ekip kuran Depp, plak şirketi Unison Music Group'a dahil edebileceği yetenekli müzisyenleri araştırmaya başlamış bile. 47 yaşındaki oyuncu, 1984 yılındaki ilk filmi A Nightmare On Elm Street'deki rolünün öncesinde çeşitli müzik gruplarında çalmış. Hatta son olarak Depp, Đngiliz grup Babybird'e prodüktörlük yapıp albümlerinde de birkaç şarkıda gruba eşlik etti. Jeff Beck ve Yeni Albümü Gitar ilahı Jeff Beck'in yedi sene sonra gelen ilk stüdyo albümü "Emotion & Commotion" piyasada. ABD'nin Cleveland kentinde bulunan Rock 'n Roll şeref kürsüsüne iki defa kabul edilmiş Jeff Beck'in yedi sene sonra gelen ilk stüdyo albümü "Emotion & Commotion" piyasada… Đki CD'den oluşan albümle birlikte gelen bonus DVD'de ise Beck'in 2001 Crossroads Gitar Festivali'nde sergilediği performanstan görüntüler yer alıyor. Ödüllü prodüktörler Steve Lipson ve Trevor Horn'un iş birliğiyle Londra'da kaydedilen albüm, Jeff Beck adına gayet parlak geçen 2009 sezonunda yakalanan başarının daha da öteye taşınması anlamına geliyor. Beliz Serdaroğlu

[close]

p. 6

Pala-Dizi Hikâye Smallville adındaki bir kasabada korkunç bir meteor fırtınasıyla başlıyor. Martha ve Jonathan Kent, hiçbir zaman bir çocuğa sahip olamayacaklarını düşünürken fırtınanın tam ortasında yapayalnız bir çocuk bulurlar. Çocuğun bir uzay gemisiyle birlikte geldiğini fark ederler. Fakat bu küçük sevimli çocuğu yetkililere vermek istemezler ve kendi çocukları olarak büyütmeye karar verirler. Bir süre sonra çocuğun pek de sıradan olmadığını fark ederler. Bu çocuk hızlı koşabiliyor, ağırlıkları sanki çok hafiflermiş gibi kaldırabiliyordu. SAYFA 6 Çoğunuz belki bu diziyi izledi bekli de anlattıklarımdan bu çocuğun kim olduğunu anladı. Evet, Süpermen’den bahsediyoruz. Çoğunuz belki bu diziyi izledi bekli de anlattıklarımdan bu çocuğun kim olduğunu anladı. Evet, Süpermen’den bahsediyoruz. Dizi Süpermen’in yani namıdiğer Clark Kent’in hayatını konu alıyor. Çoğunuz Süpermen’i filmlerden tanıyorsunuzdur. Dc Comics’in en ünlü çizgi karakterlerinden biri olan Süpermen beyaz perdeden sonra şimdi de televizyonlarda. Tam dokuz sezondur da devam eden bir dizide ne arasanız var. PALA

[close]

p. 7

SAYFA 7 Đlk sezon Clark'ın dünyaya gelişiyle başlıyor fakat büyüme evresine pek değinilmiyor, çoğunlukla lise hayatını anlatıyor. Clark dünyaya gelirken Kripton’dan ( Süpermen’in gezegeni) kriptonit isimli bir tür radyasyon taşıyan taşları beraberinde getiriyor. Çoğunuzun bildiği üzere Clark’ın tek zayıf noktası olan bu taşlar aslında insanları da etkiliyor ve onları değiştiriyor. Đnsanlar taşlardan nasıl etkilenirlerse ona göre özel güçlere sahip oluyorlar. Đlk sezonda bu tür insanları bulup onlara yardım etmeye çalışıyor. Sezonlar ilerledikçe yan roller de ön plana çıkıyor. Şimdi de bu kişileri tanıtalım. Lex Luthor: Luthor şirketinin en büyük ortaklarından milyoner Lionel Luther’in oğlu olarak bilinse de orijinal senaryoda en kötü düşmanı diye geçse de ilk başta Clark’ın en iyi dostu olarak geliyor karşımıza. Birkaç sezondan sonra Clark’la olan dostluğunu bitiriyor ve onun en büyük düşmanı haline geliyor. Annesi o daha küçükken kardeşini öldürüp intihar etmiş. Meteor fırtınasıyla turuncu saçlarını kaybetmiş. Bütün bunlar Leb’in psikolojisinin bozulmasına ve kötü biri olmasına yol açmış. Chloe Sullivan: Herhalde Clark Kent karakterinden sonra ekranda en çok gördüğümüz isimlerden biridir. Clark’ın en iyi dostu en büyük sırdaşı. Đlk birkaç sezon Clark, sırrını ondan saklamaya çalışsa da sonunda Chloe onun sırrını öğrenir. Dizinin dokuz sezonunda da oynayan iki karakterden biridir. Lana Lang:’’Clark’ın ilk aşkı kimdir? ‘’diye sorsam çoğunuz Lois Lane dersiniz elbette orijinalinde de olduğu gibi Lana Lang karakteri burada da var. Not: Lana Lang karakterini orijinal filmde, dizide Clark’ın annesini oynayan Annetto O’Toole canlandırmıştır. Louis Lane: Daily Planet’in yıldız gazetecisi. Clark Kent’in büyük aşkı. Chloe Sulivan’ın kuzeni. Asker olan babası tarafından büyütülmüş. Annesiz büyüdüğü için sert bir çocukluk geçirmiş tabii ki bu da Louis’in neden bu kadar iyi dövüştüğünü açıklıyor. Duygularını fazla dışa vurmasa da dizide sevimli bir kişiliğe sahip, canlı biri. Lionel Luthor: Lex’in babası. Đyi mi, kötü mü anlamak biraz zor. Martha Kent: Clark’ın annesi. Jonathan Kent: Clark’ın babası. Kalp krizi sonucu ölür. Green Arrow / Oliver Queen: Queen endüstrilerinin sahibi. Lex’in okuldaki en büyük düşmanı. Lois’in eski sevgilisi ve son olarak Chloe’nin sevgilisi. Pete Ross: Clark’ın lisedeki en yakın arkadaşı. Sırrını ilk paylaştığı kişi. Üçüncü sezondan sonra diziden ayrıldı. Tess Mercer: Lex’in sağ kolu. Oliver’la eskiden birlikteymiş. Jimmy Olsen: Chloe ‘nin kocası, Daily Planet’in fotoğrafçısı. PALA Alara BAZLAR

[close]

p. 8

Sine-Pala Bu film çok konuşuldu , hakkında çok yorum yapıldı ve beklenen oldu: Gişe rekorlarına imza attı. Ünlü yönetmen Sylvester Stallone bu sefer aksiyon filmlerin ünlü isimleriyle iş birliği yapıp “Cehennem Melekleri”nin yönetmen koltuğuna oturdu . Ayrıca Sylvester Stallone filminin başrolünü arkadaşlarıyla birlikte paylaşıyor. Filmin konusuna gelecek olursak , film Güney Amerika’da bir ülkede geçiyor. CIA’in istemediği işler yapan bu ülke aslında diktatörlükle yönetilmekte ve “Cehennem Melekleri” adındaki grup da bu diktatörlük rejimini çökertme peşindedir. Film, içindeki patlamalarla , ardı arkası kesilmeyen olaylarla ve bitmeyen enerjisiyle aksiyon severlerin listesinde birinci sırada yer alacağa benziyor. SAYFA 8 Sylvester Stallone aksiyon filmlerinden ünlü isimlerle iş birliği yapıp “Cehennem Melekleri” nin yönetmen koltuğuna oturdu . Ayrıca filmin başrol oyuncu listesi bayağı kalabalık: Jason Statham (Taşıyıcı ) , Bruce Willis(Zor ölüm), Jet Li (Kır Zincirlerini), Sylvester Stallone (Rocky)... Filmi izlerken muhtemelen Arnold Schwarzenegger’i görmeyeceksiniz ama başrol listesinde onun da adı var. Söylemeyi unutmayalım bu filmde aşk da var hem de yağlı, cıvık bir aşk değil. Bir adamın sevdiği kadının ölümüne göz yummaması ve onu kurtarmak için elinden gelen her şeyi yapması. Ömür Gedik’in söylediğine bakılırsa çok vurdulu, kırdılı, konusu olmayan bir film ortaya çıkmış. Ön yargınıza yenilmeyin çünkü bu film güzel ve konusu da var !

[close]

p. 9

SAYFA 9 Baş belası (The Cable Guy ) - 1996 Ben Stiller’ın yönettiği filmin başrollerinde Jim Carrey , Matthew Broderick , Leslie Mann ve Jack Black var. Steven ( Broderick) sevgilisiyle ilişkilerini askıya almış ama iş hayatında başarılı olan bir adamdır. Sevgilisiyle ilişkilerine zaman tanımaya karar verince yeni bir eve taşınır. Televizyon kablosunu kurmak için gelen kablocu adam kendini Ernie Douglas (Carrey) diye tanıtır. Aslında kablocu adamın gerçek ismi bu değildir. Peki o adam kimdir? Steven’ın hayatına ne gibi zararları olacaktır ve başka insanların hayatlarına da bu ölçüde tahribat vermiş midir? Jim Carrey bu filmde karşımıza kötü adam rolüyle çıkıyor. Filmlerinde alışık olmadığımız ölçüde bir kötü adamlıktır bu. Aile sevgisinden yoksun büyüyen Ernie’nin hayatında hiçbir arkadaşı yoktur. Bu yüzden kendisine “ dostum “ , “arkadaşım “ diyen herkesin en iyi arkadaşı olmak için çabalar ve çoğunlukla sonunda her şeyi mahveder. Eğer o kişi Ernie’yi arkadaşı olarak istemezse , Ernie o kişiden intikam almaya başlar ve kurban çoğunlukla kapısını ve penceresini kilitler. Dışarıya çıkmaz. Steven de bunları yaparak kendisini güvene alır ama ya sevgilisini ? Bu tür bir film Đngilizcede “black comedy “ olarak geçiyor ama Türkçede o kelimeye karşılık “kara mizah” ya da “kara komedi” diyebiliriz. Filmde Ben Stiller’ı halkın izlediği televizyonda görebilirsiniz. Kendi ikiz kardeşini vuran bir suçlu olarak karşımıza çıkacak . Filmin ana düşüncesi genelde televizyona bağlı olarak yetişen çocuklarda görülen asosyalliğin verdiği zararlardır. Jim Carrey burada zeki ama zekasını intikam almakta kullanan bir adamı canlandırıyor ve gerçekten performansı çok iyi . Sonunda da çocukluğunda yaşadığı pişmanlıkları dile getiriyor ki aslında televizyona bu kadar bağlanmasının nedenini annesi olarak görüyoruz . Filmin başrol oyuncuları arasında Jack Black’i de sayabiliriz. Filmde Jack Black, Steven’ın dostu olarak karşımıza çıkıyor ve Steven ‘ın Ernie’yi çökertme planına onun da yardımı dokunuyor. Jack Black filmde Steven ve Ernie kadar yer almıyor. Film genel olarak güzel. Tam bir komedi filmi olarak beklemeyin çünkü filmi izlerken her zaman yüzünüzde bir tebessüm olmayacak. Hande Göncer

[close]

p. 10

SAYFA 10 BOBĐ-PALA PALA

[close]

p. 11

SAYFA 11 Kaynak: bobiler.org Erdem Mümtaz Hacıpaşaoğlu

[close]

p. 12

Pala-Kitap Merhaba sevgili PALA okuyucuları, sizlerle kitaplarla yolculuğumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu sayımızda biri biten diğeri başlayan aynı yazara ait iki seriden bahsedeceğim. Açlık Oyunları’yla başlayıp “Ateşi Yakalamak”la devam eden serinin son kitabı Alaycı Kuş, yine solukların tutularak okunacağı bir kitap. Bu kitabı elimde bir hazine tutar gibi gezerken görüldüğüm söylendi. Boşuna dememişler kitaplar hazinedir, diye. Aşağıda kitabın kısa bir özetini ve kitap hakkında yapılan değerlendirmeleri veriyorum. Bütün engellere rağmen, Katniss Everdeen Açlık Oyunları'ndan iki kez sağ çıkmıştır. Ama şimdi kanlı arenadan sağ çıkmayı başardığı halde hâlâ güvende değildir. Capitol kızgındır. Capitol rövanş istemektedir. Uğradıkları bozgunun bedelini ödetmek istedikleri kişi kimdir? Katniss. Daha da beteri, Başkan Snow başka hiç kimsenin de güvende olmadığını açıkça belirtmiştir. Ne Katniss'in ailesi, ne arkadaşları, ne de 12. Mıntıka halkı. Suzanne Collins'in gerilim romanı Açlık Oyunları üçlemesinin bu güçlü ve heyecan verici finali yılın en çok sözü edilen kitabı olmayı vaat ediyor. ALAYCI KUŞ ĐLE ĐLGĐLĐ YAPILAN ĐLK YORUMLAR "En heyecanlı yerinde kesilen mükemmel kitap okurları üçüncü cilt için feryat ederken bırakacak." -Kirkus reviews"Edward'ı ya da Jacob'u unutun... okurlar taraf tutacak: Peeta mı, yoksa Gale mi?" -Publishers Weekly"Katniss ustalıkla öldürürken, Collins vurucu yeteneğiyle yazıyor." -Time dergisi- SAYFA 12 Suzanne Collıns "Kusursuz ilerleme hızı ve heyecan verici bir dünyanın inşa edilmesi." - Booklist"Ardında yeterince yanıtlanmamış soru bırakarak okurları kıvrandırıp ümitsizce bir sonraki bölümü beklemelerini sağlıyor." -School Library Journal(Tanıtım Bülteninden) PALA

[close]

p. 13

SAYFA 13 Suzanne Collins’in yeni serisi “Yeraltı Günlükleri” sonunda okuyucusuyla buluştu. Yazarın müthiş hayal gücünün eseri olan bu yeni diziyi artık Suzanne Collins’in bağımlısı olmuş okuyucuların yine soluksuz okuyacaklarına eminim. TUTKUNU OLDUĞUNUZ AÇLIK OYUNLARI SERĐSĐNĐN YAZARI SUZANNE COLLINS’TEN RENKLĐ YENĐ BĐR DÜNYA! YERALTI GÜNLÜKLERĐ SĐZĐ SOLUKSUZ TAKĐP EDECEĞĐNĐZ BĐR DÜNYAYA DAVET EDĐYOR. Yazın başıdır ve on bir yaşındaki Gregor dışında herkes yaz kampındadır. Gregor, babasının New York’taki evlerinden çıkıp kaybolmasından beri küçük kız kardeşlerine bakmaktadır. Özellikle de iki yaşındaki kardeşi Bot’a. Evlerinin bodrumunda çamaşır yıkarken, Bot bir hava boşluğunun içine düşüp kaybolur ve Gregor da onun arkasından gider. Artık Yeraltı’ndadırlar ve onları bambaşka bir dünya beklemektedir… “Fantastik hayranları ve fantastik edebiyata yeni başlayanlar için muhteşem bir macera.” -School Library Journal “Collins, ustalıkla seçilmiş kelimelerle muhteşem bir dünya inşa ederek büyük bir iş çıkarmış. Oradan gitmek için sabırsızlanan Gregor’un tersine, okuyucular Yeraltı’nı oldukça fantastik ve etkileyici bulacak.” -Publishers Weekly “Muhteşem bir roman, iyi yazılmış, akıcı, hareketli bir fantastik… Özellikle genç fantastik hayranlarını büyüleyecek.” -Booklist “Gregor’un ilgi çekici macerası, dev karafatmalar, binek yarasalar ve eflatun gözlü insanların yaşadığı garip bir yeraltı dünyasında geçiyor. Yaratık tasvirleri canlı ve konu oldukça sürükleyici… Harika.” -Kirkus Reviews “Duygusal karakterler, yaratıcı araçlar ve alışılmışın dışında bir mekân; tam da genç fantastik okurlarının gönlüne göre.” -Voya Kitapla kalın. Đyi okumalar... Zafer YAZ

[close]

p. 14

SAYFA 14 Pala-Tarih BIYIK DEYĐP DE GEÇME Hem bizim için hem de PALA için yeni bir yıl başladı. Yılın ilk sayısı şerefine sizlere bıyıktan bahsedeceğim. Evet, evet yanlış duymadınız bıyık yani erkeklerin üst dudağında çıkan kıllar. Bununla ilgili ne mi anlatabilirim? Cevabını bulmak çok zamanınızı almayacak. Haydi okumaya başlayın. Bıyığın tarihi oldukça eskilere dayanıyor ama hep sakalla birlikte. Bıyığın özgürlüğünü eline almasına yani sakal olmadan sadece bıyığın olduğu konusunda ilk kaynaklara MÖ 2650’li yıllarda Eski Mısır’da rastlanıyor. Bıyık bazen barbarlık olarak kabul ediliyor, bazen zorla bıraktırılıyor, bazen de zorla kestiriliyor. Romalılar, Galyalıların sakal ve bıyık bırakmasını barbarlık simgesi saymışlardır. Fransız askerleri bıyıkları ile gösteriş yaparken Bavyera kralı bıyığı yasaklamıştır. 1447’ye gelindiğinde ise durum değişmemiş ama Đngilizler biraz daha işi ilerleterek bıyık uzatmayı yasayla yasaklamışlardır ama bundan yaklaşık 400 yıl sonra Đngilizler bu sefer ülkede askerlerin bıyıklarını kesmelerini yasaklamışlardır. Anlayacağınız çok çekmiş bizim bıyık. Hem bizim için hem de PALA için yeni bir yıl başladı. Yılın ilk sayısı şerefine sizlere bıyıktan bahsedeceğim. Tevfik Fikret Bilirsiniz Osmanlı erkeği deyince akla sert bakışlı, bıyıklı bir adam gelir. Erkekliğin sembolü sayılırdı bıyık, ta ki Türkiye Cumhuriyeti kurulana kadar. Birçok çeşidi vardır bıyığın bazen kaytan, bazen pos, bazen de burma. Şimdi ise eski popülerliğinden eser yok ama yine de pek rahat değil bıyık, zaman zaman siyasi görüşleri ve sosyal statüyü de gösterebiliyor. Uzun lafın kısası bıyık sadece kıl değildir. Benden söylemesi bıyık bırakmadan önce iyice düşünün ya da bu yazıyı hatırlayın. PALA

[close]

p. 15

SAYFA 15 NEREDEN ÇIKTI ŞĐMDĐ BU ĐSĐMLER? Her zaman Đstanbul’daki semt adlarının nereden geldiğini merak etmişimdir. Bence siz de merak etmişsinizdir. Eğer hoşunuza giderse her sayıda yeni bir semt adının hikayesini öğreneceğiz. Haydi başlayalım. Bu Sayının Şanslı Semti : AŞĐYAN Aşiyan isminin kaynağı Tevfik Fikret’in burada bulunan Farsçada kuş yuvası anlamına gelen Aşiyan adlı evidir. Peki kimdir bu Tevfik Fikret? Mutlaka önemli biri olmalı baksanıza evinin bile adı var. Tevfik Fikret 1867 ve 1915 yılları arasında Đstanbul’da yaşamış bir şairdir. Servet-i Fünun edebiyatının yani Servet-i Fünun adlı dergide toplanan sanatçıların yarattıkları Batılı tarzdaki edebiyat hareketinin en önemli temsilcisidir. Hatta bu edebiyat hareketi onun yazı işleri müdürlüğünde başlamıştır. Birçok okulda öğretmenlik yapmıştır. Bunlardan bir tanesi Robert Koleji’dir. Bu okulda öğretmenlik yaptığı dönemde yenilikçi hareketlerinden dolayı büyük baskılara maruz kaldı ve 1906 yılında Robert Koleji’nin yanına bu sıkıntılardan sıyrılmak için Aşiyan’ı yaptırdı ve evin planı da kendisine aittir. Mekteb-i Sultaniye’nin müdürlüğünü üstlenmiştir ve okulun efsanevi müdürü olarak kabul edilir. Aynı zamanda Türk edebiyatının ilk çocuk kitabı olan Şermin’in de yazarıdır. Tevfik Fikret çağının ötesinde bir yazardı. Belli egemen sınıfların koyduğu yasalara ve kurduğu devletlere Her zaman karşı çıkmıştır. Ona göre bütün sorunların üstesinden insan gelirdi. Đnsanın üstünlüğünün de düşünme gücü ve akıldan geldiğini söylerdi. Đşte böyle bir adamdı Tevfik Fikret. Aşiyan’a adını veren yuvayı görmek ve Tevfik Fikret’i daha iyi tanımak istiyorsanız Aşiyan Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz. Elif Tahmiscioğlu

[close]

Comments

no comments yet