The PALA ARALIK 2009 - SAYI14

 

Embed or link this publication

Description

The PALA ARALIK 2009 - SAYI14

Popular Pages


p. 1

FMV ÖZEL AYAZAĞA IŞIK LİSESİ The P.A.L.A Y I L : 2 S A Y I : 1 4 / A R A L I K 2 0 0 9 İçerik Müzik Heavy Metal Meraklısına Sorular Tekno-Pala Sine-Pala Palaskop Daddy Cool Edebiyat Kibrit Kutusu Spor Oyun Pala-Mizah Etkinlikler 2010 Avrupa Kültür Başkenti: İstanbul Press Association of Lyceé Attitudes SİNE-PALA W.A.S.P. 2010 AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ İSTANBUL VE AYAZAĞA IŞIK LİSESİ SPOR DADDY COOL PALASKOP MÜZİK

[close]

p. 2

SAYFA 2 Editörden Beyonce-Gaga Fırtınası Sevgili The PALA okuyucuları, araya gelerek kaydettiği Lady Gaga ve Beyoncé'nin bir "Video Phone (remix)", enerjik video klibiyle dikkat çekiyor. Gazetemizin bu sayısının içinde ufak bir anket bulacaksınız. Bu anket sayesinde gaBeyoncé'nin üçüncü stüdyo albümü "I Am... Sasha Fierzetemizdeyer alan "Video Phone", Lady Gaga'yı ağırlayan yepce"de okumaktan zevk aldığınız böyeni remiksiyle birlikte sanatçının 23 lümleri tespit edip daha da iyiye götürme Kasım'da piyasaya sürmeyi planladığı "I Am….Sasha Fierce şansı bulacağız. “Daddy Cool” köşemizi de Deluxe Edition"da yer alıyor. sizin yönlendirmelerinizle yapmayı planlıyoruz. Bu konuda da yardımcı olacağınız- "Telephone" isimli Beyoncé ve Lady Gaga, aynı zamanda danbir şarkıya daha imza attılar. Lady Gaga'nın "The Fame eminiz. Sınav haftası sonrasında sizi Monster" albümünde yer alacak şarkı merakla bekleniyor. rahatlatacağını düşündüğümüz “Meraklısına Sorular” ve “Pala-Mizah” bölümlerini beğeneceğinizi umuyoruz. “Heavy Metal” bölümümüzde hayranlarını kasıp kavuran “W.A.S.P.” grubunun konseri hakkındaki izlenimlerimizi, “Kibrit Kutusu” bölümünde de form tutmanız için yapabileceğiniz hareketleri bulacaksınız. “Daddy Cool”da bu sayıda Japon kültürü hakkında yapılan bir söyleşiyi sizler için Medya İletişim kulübü hazırladı. Okulumuzun “2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul” ile ilgili proje yarışması duyurusunu arka kapağımızda okuyacaksınız. Erdem Mümtaz Hacıpaşaoğlu FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi Okul Gazetesi The P.A.L.A İmtiyaz Sahibi Ömer Orhan Sorumlu Müdür Yardımcısı Hakan Kulaber Sorumlu Öğretmen Zafer Yaz Editör Erdem Mümtaz Hacıpaşaoğlu Yardımcı Editör Barbaros Albayrak Redaktör Zafer Yaz E-Mail: the.pala@yahoo.com Yazarlar Abdullah Can Zabcı Ahmet Can Kızılcan Alper Ekşioğlu Arınç Bilge Aybike Koçarslan Barbaros Albayrak Beliz Serdaroğlu Deniz Güldağ E.Mümtaz Hacıpaşaoğlu Mert Ürkmez Nazlı Ören Oğuz Gürel Zafer YAZ

[close]

p. 3

SAYFA 3 Müzik Britney'nin Yeni Albüm Çalışmaları Başladı Okulumuzun Britney Spears hayranları hazır olun, Yeni albüm kapıda! Britney bu sefer ünlü şarkı sözü yazarı Sean Garrett ile çalışacak. Sean Garrett daha önce Spears'ın 2007 yılında çıkardığı Blackout albümündeki Toy Soldier adlı şarkıya imzasını atmıştı. İkili, Circus'ın ardından gelecek yeni albümde de birlikte çalışma kararı aldı. Beyoncé-Gaga Fırtınası Lady Gaga ve Beyoncé'nin bir araya gelerek kaydettiği "Video Phone (remix)", enerjik video klibiyle dikkat çekiyor. Beyoncé'nin üçüncü stüdyo albümü "I Am... Sasha Fierce"de yer alan "Video Phone", Lady Gaga'yı ağırlayan yepyeni remiksiyle birlikte sanatçının 23 Kasım'da piyasaya sürmeyi planladığı "I Am….Sasha Fierce Deluxe Edition"da yer alıyor. Beyoncé ve Lady Gaga, aynı zamanda "Telephone" isimli bir şarkıya daha imza attılar. Lady Gaga'nın "The Fame Monster" albümünde yer alacak şarkı merakla bekleniyor. Kiss’den yeni bir albüm geliyor Okulumuzun Kiss hayranları için mükemmel bir albüm yolda! Kiss, 11 yılın ardından yeni şarkılardan oluşan “Sonic Boom” albümüyle geri dönüyor. 35 yıllık kariyerleri boyunca 80 milyonun üzerinde albüm satan Kiss üyeleri yeni albümleri için oldukça heyecanlılar. Grubun efsane isimlerinden Gene Simmons, “Sonic Boom” için Kiss’in “Destroyer”dan bu yana en iyi albümü yorumunu yaparken albümün aynı zamanda yapımcısı olan Paul Stanley ise “Sonic Boom” isminin yarattıkları müziği en iyi tanımlayan başlık olduğunu belirtiyor. Gitarist Tommy Thayer’ın Kiss ile kaydettiği ilk stüdyo albümü de olan “Sonic Boom”, grubun klasik formuna dönüş albümü olarak adlandırılıyor. THE P.A.L.A Beliz Serdaroğlu

[close]

p. 4

SAYFA 4 Heavy Metal WILD CHILDS!!! Arkadaşlar, önce hepinize merhaba! Evet, döndük dolaştık, başınızın etini yemeye geldik :) Bu bizde alışkanlık yaptı. Haydi hayırlısı... Neyse, selam faslını çok uzatmayalım. Nasıl derler, kısa keselim de “Aydın havası” olsun. Olsun olmasına da, bu yazımızda Aydın havasından değil bir başka havadan bahsedeceğiz. 19 Kasım’da İstanbul’u kasıp kavuran W.A.S.P rüzgarından. Rüzgar lafın gelişi. Yoksa tam anlamıyla bir fırtınaydı W.A.S.P konseri... Hala etkisindeyiz, hala tüylerimiz diken diken... Sezar’ın ünlü:“Gittim, gördüm, yendim.” sözünü biraz değiştirip söyleyelim: “Gittik, gördük, beğendik…” İşte şimdi sizlerle gördüklerimizi ve beğendiklerimizi paylaşacağız. Az biraz da beğenmediklerimizi... Efsane Heavy Metal gruplarından W.A.S.P’ın konseri olduğunu duyunca büyük bir heyecan kapladı içimizi. Dile kolay, tam 25 yıllık bir grup karşınızdaki. 80’li yıllardan bu yana her kuşağı etkilemiş, her kuşakta unutulmaz izler bırakmış bir grup. Müzik dünyasında birkaç yıl birlikte çalışabilen grupların nadir olduğu, çoğu grubun kısa sürede sabun köpüğü gibi uçuşup dağıldığı göz önüne alınırsa, sadece W.A.S.P’ın çeyrek asırlık birlikteliği bile saygıyı hak ediyor. Üstelik çizgiyi bozmadan, duruşunu kaybetmeden sürdürülmüş bir birliktelik bu. Uzun lafın kısası, hemen gidip biletlerimizi aldık, konserin verildiği Küçükçiftlik Parkı’nın kapısına dayandık. Bileti aldık almasına ama gözümüz basın bölümünde. Ne de olsa sadece konser izlemeye, eğlenmeye gelmedik buraya. Bir de görevimiz var. Konseri izleyip, sizlere aktaracağız. Bu da bizi amatör de olsa “muhabir” yapar. Ama organizatörler bu konuda pek bir katıydılar. Zor da olsa gazeteciliğimizi yapmaktan geri durmadık.

[close]

p. 5

SAYFA 5 Hemen ilk gözlemimizi ve de eleştirimizi sizinle paylaşalım. Küçükçiftlik Parkı çok güzel, çok da merkezde ama artık orada sıkışmaktan sıkıldık. Bize daha büyük alanlar lazım. Daha çok coşalım, sesimiz daha gür çıksın. Her şeye karşın, hakkını teslim edelim, ortam gene mükemmeldi. Hele eski toprak metalcilerin, babam yaşındaki müzikseverlerin oraya metal dinlemeye gelmesi ayrıca duygulandırdı. (İşte ‘metalci’ olmak böyle bir şey! :) Orada bazı hacı olmuş ağabeylerimizle görüştükten sonra sahneye yakın yerimizi aldık. Ve kısa bir süre sonra muradımıza erdik. Yavaş yavaş sahneye çıktı grup üyeleri. Son olarak Blackie 25 numaralı formasıyla sahneye koştu ve grup ‘On Your Knees’ adlı şarkıyla girişi yaptı. Ardından da her biri efsane o l a n ‘ L. O . V . E M a c h i n e ’ , ‘Hellion’ ve ‘Wild Child’ peş peşe geldi. Kült parçaları ‘I Wanna Be Somebody’ şarkısında nakaratı yaklaşık 15 dakika bize tekrar ettirdiler ve tek kelimeyle mükemmeldi. Son olarak ‘Blind in Texas’ parçasını çaldılar ve ne yalan söyleyelim bu parça sırasında, deyim yerindeyse, öyle bir “gaza” geldim ki, boynumdaki D-80 fotoğraf makinesini umursamadan sahne önüne atladım. Tabii, her güzel şeyin olduğu gibi konserin de sonu geldi. Dakikalar dakikaları, saatler saatleri kovaladı ve yaklaşık 3 saat süren ama bize sadece 3 dakika gibi gelen bu muhteşem konser son buldu. Tam anlamıyla tadı damağımızda kaldı. Konser çıkışında sizlere grup üyelerinin ağzından bir şeyler aktarabilmek için giriştiğim ropörtaj hamlelerim ise ne yazık ki sonuçsuz kaldı. Tüm çabalarıma rağmen bir türlü bariyerleri aşamadık. Sonunda artan sinir katsayımın etkisiyle grubun menajeriyle ağız dalaşına girmemle birlikte küçük de olsa ropörtaj hayallerim iyice son buldu. Kös kös evin yolunu tuttuk. Orada yaşadığımız heyecanı, aldığımız keyfi ne kadar yansıtabildim bilmiyorum. Ama çok beğendim konseri. Bir not vermem gerekirse, 10 üstünden 8. O iki puanı da organizasyondaki aksaklıklar nedeniyle kırıyorum. Peki organizasyon dışında beğenmediğin ne var diye sorarsanız, bir tek şeye takılıyorum. Şu W.A.S.P’ın açılımına: White Anglo Sakson Protestan. Müzik şahane; ama isim biraz rahatsız edici. Her neyse, daha laf çok; ama yer sınırlı. Bu seferlik yazımız bu kadar. Bir dahaki sayıda ‘Heavy Metal’ serüvenine kaldığımız yerden devam edeceğiz. Ne demişler; ‘Live Fast Die Young!’ THE P.A.L.A Deniz ‘The Viking’ Güldağ &Alper ‘Thrasher’ Ekşioğlu

[close]

p. 6

SAYFA 6 Meraklısına Sorular Sevgili arkadaşlar sizlere bu hafta “Meraklısına Sorular” hazırladık. Cevapları önümüzdeki sayıda vereceğiz. Keyifle çözmeniz dileğiyle. 1."Topkapı’ya giderken yolda yedi karısı olan bir adamla tanıştım. Her kadın yedi çanta taşıyordu. Her çantada da yedi kedi vardı. Her kedinin de yedi yavrusu vardı. Kedi yavruları,kediler, çantalar, kadınlar - Toplam kaç kişi Topkapı’ya gidiyordur ?" 2. Adamın biri bir tilki, bir piliç ve bir çuval mısırı önlerindeki nehrin bir yakasından öteki yakasına geçirecekmiş. Adam kayıkta yanında yalnız bir şey taşıyabiliyormuş. Eğer tilki ile piliç yalnız kalırlarsa tilki pilici yer. Eğer piliç ile mısır çuvalı yalnız kalırlarsa piliç mısırı yer. Bu durumda bütün bunları nasıl karşıya taşır? 3. 3 adam bir otele gider, her biri 10 lira vererek toplam 30 lira ödeyerek oda tutarlar ve eşyalarını alıp odalarına çıkarlar. Fakat otel müdürü bugünün çarşamba olduğunu hatırlar ve özel bir fiyat uygular. Görevliyi çağırır fazladan kestiği 5 lirayı 3 adama vermelerini ister. Görevli, adamların odasına çıkar ve 5 lirayı geri verir, bunun üzerine adamlar 2 lirayı bahşiş olarak görevliye verir geri kalan 3 lirayı paylaşırlar. Bu durumda adamların otel için ödedikleri miktar 9 liradır (daha evvel 10 lira vermişlerdi, sonra da 1 lira geri paylaştılar). Sonuçta toplam ödedikleri miktar 3x9 = 27 lira dır. 2 lira da görevliye bahşiş vermişlerdi ve sonuçta harcadıkları toplam miktar 27 + 2= 29 liradır. Fakat otele girerken verdikleri para 30 lira idi o halde 1 lira nereye gitti? 4. Önlerindeki bir köprüyü geçmeye karar vermiş 4 adam var. Hepsi köprünün aynı tarafındadır. Bütün adamları karşı kıyıya geçirmek için yalnızca 17 dakikanız vardır. Ellerinde bir tek fener var. Gece olduğu için en fazla 2 kişi köprüden geçebilir. Köprüden kim geçerse geçsin feneri biri taşıyacak ve geri getirecektir. Adamların her birinin hızı farklıdır. Köprüyü geçen çiftlerden biri daha hızlı dahi olsa yavaş olanın hızında geçebilir. Adamlarımızın hızları : 1.Adam : köprüyü 1 dak. geçiyor. 2.Adam : köprüyü 2 dak. geçiyor. 3.Adam : köprüyü 5 dak. geçiyor. 4.Adam : köprüyü 10 dak. geçiyor. 5. 3 çocuğum var.Birincisi benim yaşımın ilk rakamı yasındadır.İkincisi benim yaşımın ikinci rakamı yasındadır. Üçüncüsü bu iki rakamın toplamı yaşındadır. Hiçbirinin yaşı aynı olmadığına göre ve hepimizin yaşları toplamı 45 ise benim yaşım kaçtır? 6. Her saatte 20 dakika geri kalan bir saatim var. Saatim şu an 04.00’ü gösteriyor. Saatimi tam gece yarısı ayarlamıştım ve saatimin tam 4 saat önce durduğunu biliyorum. O halde şimdi saat tam kaçtı? 7. 2 kapımız var bu kapılardan biri hazine odasına açılıyor. Bu 2 kapının önünde de 2 bekçi var. Bunlardan biri hep doğru diğeri ise hep yalan söylüyor. Hazine odasını bulabilmek için bu bekçilerden birine yalnızca bir soru sorabiliriz. Bu soru ne olmalıdır? Mert ÜRKMEZ

[close]

p. 7

SAYFA 7 Gazetemiz “THE PALA” aralık ayında doğan tüm arkadaşlarımızın doğum günlerini kutlar... 10FA HZ-C 10FA 10TMC 10FB 12 FA 11FA 9-D 10FA HZ-C 10TMC HZ-A 11TMA 9-D 10TMA 11TMC 10FA HZ-D 11FA 11FA 10TMA HZ-D 12 TMB 11TMC 11TMB HZ-C 10TMA 12 TMB 9-B HZ-B ENGİN SERAY DENİZ MELTEM MERT AHMET KEREM DENİZ EREN EMRE CANAN BATUHAN DERYA DENİZ ERDEM GÜLBERK BARKIN BERK CEM S. CAN DORUK İLYAS CAN İPEK ALİ EMRE ALİ İLSU YAĞMUR ASLI GÜL BATUHAN GİZEM YAĞMUR YİĞİT EFE US ÖZER GÖKSU AKPINAR KÜÇÜKENGİN TEKDOĞAN ÖĞRETİR ÖRENDİL DURUKAN HODUL DİNÇ İNANICI ŞALİKOĞLU BAYRAKTAR ÖZKAN ÇETİN ŞAKAR GÖNDÜR ANGUN KÖMÜRCÜ YILMAZ AK ARSLANOĞLU VATAN BURAT KÜÇÜKAKYÜZ SAN GÖKÇİMEN OKAY DALYAN 1 1 1 6 7 7 9 10 12 12 12 13 14 14 15 16 17 18 18 19 21 21 21 22 23 25 25 26 27 28

[close]

p. 8

Tekno-Pala İşte dünyanın en pahalı iPhone'u! SAYFA 8 iPhone'u pahalı mı buluyorsunuz? O zaman bir de Stuart Hughes'un elinden çıkanı görün ve şaşırın! iPhone kesinlikle son zamanların en çok ses getiren cep telefonu. Özellikleri, konsepti ve uygulamaları ile adeta bir çığır açan iPhone'un en ucuz telefonlardan biri olduğunu söylemek ise mümkün değil. Ama Stuart Hughes ufak birkaç değişiklikle iPhone'u birazcık daha pahalı hale getirdi. Uzmanlık alanı değerli cep telefonları olan Stuart Hughes, iPhone 3GS'i aldı ve önce 22 ayar altın kaplama ilave etti. Ardından tam 136 elmas ile süsledi. Son olarak ise fiyat etiketinde ufak bir değişiklik yaparak telefonu tam 3.2 milyon dolara, yani yaklaşık 4,8 milyon TL'ye satışa çıkardı. Bu fiyata yekpare bir granitten oluşturulmuş özel kutusunun da dahil olduğunu ekleyelim. Ayrıca dudak uçuklatıcı fiyatlı İPhone ve diğer telefonları daha yakından incelemek için http://www.stuarthughes.com adresini ziyaret edebilirsiniz Pervanesiz Vantilatör Kesintisiz, sessiz, rahatsız etmeyen serinletici. Geleneksel elektrikli fanların üzerinde bulunan pervaneler havayı bir anlamda keser, bu da hava akımının düzensiz olması, rahatsız edici bir titreşim yapması anlamına gelir. Klasik vantilatörlerin insanı dayak yemekten beter edercesine havayı yüzünüze çarpması, çıkardıkları sesler ayrıca pek de şık olmayan görüntüleri maalesef zorunlu olmadıkça tercih etmemizi engelliyor. Dyson süpürgelerinin mucidi James Dyson kullandığı teknolojiyi hava üflemek ve serinletme kullanmak fikri ile bu cihazın üzerinde çalışmaya başlamış ve pervanesiz vantilatörü üretmiş. Sonuç mükemmel. Ses yok, yüzünüze çarpan hava yok sadece yumuşacık bir esinti var. Ayrıca kanatlarının olmaması nedeniyle güvenli olması da ayrı bir artı. THE P.A.L.A Erdem Mümtaz Hacıpaşaoğlu

[close]

p. 9

SAYFA 9 Sine-Pala The Twilight Saga: New Moon Geçen sene hem ülkemizde hem de dünyada büyük bir ilgi toplayan Alacakaranlık serisinin ikinci filmi “Yeni Ay” geçtiğimiz ay kasım ayında vizyona girmişti. Tıpkı serinin ilk filmi gibi ; ikinci filmi de büyük bir ilgi topladı. Özellikle ikinci filmin en sevilen karakterlerinden birisi de Vampir Edward’ın yanında Kurtadam Jacob oldu. Stephenie Meyer’ın fenomen haline gelen Alacakaranlık Efsanesi serisinin ikinci kitabından uyarlanan Alacakaranlık Efsanesi: Yeni Ay'da, ölümlülerle vampirler arasındaki romans yeni bir kademeye taşınıyor ve Bella Swan, vampir Edward Cullen’ın aşkına karşılık verebilmek için kaderle yüzleşiyor. Bir parçası haline geldiği doğaüstü dünyanın derinliklerine indikçe kendisini daha da tehlikleye sokacak tarihi birtakım sırları öğrenmeye başlıyor. Bella’nın 18. doğumgününün ardından Edward onu korumak adına Bella’dan ayrılmaya karar verir. Bella reşit olduğu günlere yalnız ve kalbi kırılmış şekilde adım atarken farkeder ki başını her belaya sokuşunda Edward’ı kendisine çekebilmektedir. Edward’la beraber olabilme tutkusu kendini giderek büyüyen tehlikelere atmasına yol açar. Çocukluk arkadaşı ve gizemli Quileute kabilesinin üyesi olan arkadaşı Jacob Black’in de yardımıyla eski bir motorsikleti tamir eder. Bella’nın donmuş olan kalbi Jacob ile kurduğu arkadaşlıkla bir nebze tamir olur. Jacob’ınsa kendine özgü bir sırrı vardır. Bella kırlık alanda gezerken kendini aniden ölümcül bir durumun içinde bulur. Onu kurtaran ise büyük kurtlar olacaktır; fakat bu Bella’yı daha da büyük tehlikelere atacaktır. Zamanla yarışırken Bella Quileute kabilesinin sırlarını öğrenir ve Edward’ın kendisini terk edişinin altında yatan gerçeği de. Aynı zamanda aşkıyla buluşmasını engelleyen ölümcül gerçeklerle de yüz yüze gelecektir. Barbaros Albayrak

[close]

p. 10

SAYFA 10 Palaskop Koç (21 Mart-20 Nisan): Okulda ya da evinizde yapacağınız çalışmalarda son derece düzenli, organize eden, mükemmeliyetçi bir yaklaşımla enerjinizi kullanabilirsiniz. Bu durum sosyal hayatınız için gereken zamanı size kazandıracaktır. Böylece sosyal alanda da kendinizi gösterebilir yabancı kişilerin desteğini alabilir hem de arkadaşlarınızla birlikte olabilirsiniz. Boğa (21 Nisan-21 Mayıs): Yeni fikirlerle beraber yeni dostluklar da kuracaksınız. Ancak spekülasyondan ve şans oyunlarından uzak durmalısınız. İlişkiler konusunda yaşayacağınız gerginlikler kayıplarla karşılaşmanıza neden olabilir Aslında bu ay odaklandığınız konuların dışında farklı işlerle uğraşarak gerginliğinizi azaltabilirsiniz İkizler (22 Mayıs-21 Haziran): Kendinizi gergin hissedebilirsiniz. İkili ilişkileriniz üzerinizde baskı oluşturabilir. Ama arkadaşlarınızın desteğini alarak öfkenizi kontrol edebilirsiniz. Evinizle ilgili yeni düzenlemeler yapmak da size iyi gelecektir. Yengeç (22 Haziran-21 Temmuz): Ailede baba ya da sizin için otorite konumunda olan kişilerin baskısını hissedebilirsiniz. Fakat enerjiniz olumlu yönde kullanarak bu baskıyı azaltabilirsiniz. Özellikle yakın arkadaş ya da yakın çevrenizden kişilerle birlikte olmak sizi olumlu etkileyecek.Yakın çevre gezileri de gerginliğinizi atmanıza yardım edebilir. Aslan (24 Temmuz-23 Ağustos): Sevdiklerinizle beraber mutlu olacağınız, gelecek planları yapabileceğiniz bir ay. Yakın çevrenizdeki kişilerin ziyaretine gidip desteklerini alabilirsiniz. Günlük hayatınızda değişik çalışmalar yapabilir ya da günlük hayatınızı renklendirecek bir olay gerçekleşebilirsiniz. Başak (24 Ağustos-23 Eylül): Kendinizi toparlayıp düzenleyeceğiniz bir ay. Başladığınız işleri, yeni aldığınız sorumlulukları üstlenip götürebilirsiniz. Zihinsel faaliyetlerinizin yükseldiği bu ayda duygularınıza kapılmayın. İlişki sorunlarınızı mantıklı davranarak çözümleyebilirsiniz.

[close]

p. 11

SAYFA 11 Terazi (24 Eylül-22 Ekim): Üzerinizde hissettiğiniz baskı, hem günlük hayatınızda hem de evinizde radikal değişiklik yapmanıza sebep olabilir. Beklentilerinizi karşılamak için içinize kapanmak yerine sosyal alanda aktif olmanız gereken bir aydasınız.Hayallerinizin sizi geçmişe götürmesine izin vermeyin. Akrep (23 Ekim-22 Kasım): Ev hayatınızda fazlasıyla eleştirel olabilir ve değer verdiğiniz insanları kırabilirsiniz. Konuşmalarınıza dikkat etmelisiniz, sonradan pişman olmak istemiyorsanız kendinizi kontrol edin ve sevdikleriniz kırmayın. Bu ay bulunacağınız ortamlarda fikirlerinizle dikkat çekecek ve beğeni toplayacaksınız. Yay (23 Kasım-22Aralık): Bugün okulla ilgili konularda bazı sıkıntılar yaşayabilirsiniz. Aslında kendinize güveniniz ve enerjiniz yüksek. Bu yüzden hedeflerinizi düşünüp bununla ilgili olarak düzenli, kusursuz çalışma planı yapabilirsiniz. Böylece pratik ve başarılı olabilirsiniz. Yeni şeyler öğrenmek konusunda çok isteklisiniz. Oğlak (23 Aralık-20 Ocak): Bu günlerde yeni ilgi alanlarınız ve yeni hedefleriniz konusunda son derece kararlı ve azimli olabilir, üstlendiğiniz işleri sonuna kadar götürebilirsiniz. Ay içinde yakın arkadaşlarınız veya yakın akrabalarınızla olmaktan mutluluk duyacak birlikte geleceğe yönelik planlar yapacaksınız. Kova (21 Ocak-19 Şubat): Gizli düşmanlarınızın ve rakiplerinizin olduğunu anlayabilir ve kendinizi mutsuz hissedebilirsiniz. Kendinizi bu duruma kaptırmayın; çünkü bu geçici bir durum. Bu ay değer verdiğiniz, yaşça büyük ve güvenilir kişilere danışmak isteyebilir ve onların desteğini alabilirsiniz. Böylece sizi üzen konuların etkisinden kurtulabilirsiniz. Balık (20 Şubat-20 Mart):İkili ilişkilerinizde dikkatli olmanız gereken bir aydasınız. Tepkileriniz kontrol edin ve akılcı davranın. Eğer kendinizi motive eder, enerjinizi olumlu bir şekilde kullanabilirseniz hem günlük hayatınızda hem de ilişkilerinizde son derece verimli bir ay geçirebilirsiniz. İllüstrasyon : Guşef Bage THE P.A.L.A Nazlı Ören & Aybike Koçarslan

[close]

p. 12

SAYFA 12 DADDY COOL Seçkin: Muharrem Bey Japonya Kültür Merkezi’nin kurucusu olarak öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum, biraz kendinizden bahseder misiniz? Muharrem: Ben Japonca öğrenimime Avusturya’da başladım, 1984 senesi Viyana üniversitesinde başladığımdan bu güne kadar Japonya’yı tanımaya çalışıyorum, Japonya’ya ilk 1986 yılında gittim. Daha sonra da 1990 ve 1992 yıllarında okul bittikten sonra yüksek lisans için gittim. 1994 yılında ise Japonya Kültür Merkezini kurdum, o günden beri Japonya’yı tanımaya ve tanıtmaya çalışıyorum. Seçkin: Türkiye’de Japon kültürünü en iyi tanıyan insanlardan birisiniz, Japon kültüründen biraz bahseder misiz? Muharrem: Japon kültürü bugün geçerliliğini koruyan veya bozulmamış bir kültürdür. Japonlar bugün hala kendi kültürlerini yaşayabiliyorlar yani bugün Japonya sokaklarında kimonolu bir Japon'u görmek mümkün. O anlamda, Japonya kendi kültürünü yaşayabilen çok ender ülkelerden birisidir. Mesela yerde tahtanın üzerinde oturabilen aynı zamanda masa ve sandalyede oturan bir toplumdur. Yani bütün Japonların evde şu anda oturduğumuz mekanlar gibi bölümleri vardır, batı ile çok yakın olmalarına rağmen kendi kültürlerini hiçbir zaman bırakmamışlardır. Seçkin: Çok güzel, peki neden Japoncayı tanıtmak istediniz? Muharrem: Benim okuduğum 1980’li yıllarda Türkiye’de Japon dilinin öğretildiği bir üniversite yoktu. Japoncayı öğrenmek hakikaten çok zordu, böyle bir merkez de yoktu ve aldığım eğitimle, daha sonradan öğrendiğim bilgilerimi paylaşacağım bir ortam kurma hayali okul yıllarımdan beri vardı. Japon kültür merkezini kurduk. Burayı hem Japon dilini öğrenmek isteyenlere hem de Japonya'ya ilgi duyan arkadaşlara yardım amaçlı kurduk ve şu an geldiğimiz noktada bunu başardığımıza inanıyorum. Seçkin: Türk Kültürü ile Japon kültürü arasındaki benzerlikler ve farklılıklar nelerdir? Muharrem: Her iki ülke de Asya’da yaşadığından tabiî ki benzerlikleri vardır. Din ve dil benzerliği var. Din derken Japonların dini Shinto yani Türkçede güneşe tapmak dediğimiz, Şamanizm'dir. Bugün hatta Kore’de de aynı din geçerlidir. Bizim de atalarımız Şaman olduğuna göre, oradan bir din benzerliğimiz var. Dil dediğimiz zaman her iki ülke de Ural-Altay dil ailesinden Türkçe, Korece ve Japonca yani sondan eklemeli diller grubundadır. Kültürde ise biz göçebe toplum olmamıza rağmen, Japonlar yerleşik bir toplumdur. Evdeki oturma şeklinden, yemek yeme şekline kadar bize diğer ülkelere göre daha yakın bir ülkedir diyebiliriz. Seçkin: Türkiye’de Japon halkına yönelik sempatiyi neye bağlıyorsunuz? Muharrem: Japonya’nın uzak bir ülke olmasının verdiği avantajlar ve dezavantajlar vardır. Fakat aşağı yukarı geçen yüzyıl içerisinde Japonya ile hiçbir kötü ilişkimiz olmamıştır. Tabi Ertuğrul Firkateyni’nin Japonya’da batmış olmasının vermiş olduğu üzüntüyle yapılan bir anıt da bu bağı güçlendiriyor. Bunu bir milat olarak kabul edersek, yüz yılı aşkın bir süredir Japonya ile

[close]

p. 13

SAYFA 13 ilişkilerimiz devam ediyor. Hatta 1905’te Türkler gibi Japonlar da Rusya’ya karşı savaşmış ve kazanmış bir millettir. Bundan dolayı yine ortak yan bulabiliriz. Aralarında bir bağ oluşmuş diyebiliriz. Belki uzak olunca böyle ilişkiler daha iyi oluyor denebilir. Husumet daha az oluyor. Gizemli bir ülke olmasından dolayı da olabilir. Yani Türk insanı ulaşamadıklarına, bilmediklerine karşı bir duygu duyuyor olabilir. Seçkin: Japonya ile aramızda aslında hiç fiili savaşımız olmamıştır. Fakat 2. Dünya savaşının sonlarına doğru Türkiye Japonya’ya karşı savaş açmış ve iki tarafın da diplomatları karşılıklı geri çekilmeye başlamıştır. Bu olayı neye bağlıyorsunuz? Muharrem: Ben tarihçi değilim, tarihçi olmadığım için bu konuya fazla girmek istemiyorum. Ancak meseleye kültürel boyuttan baktığım için o zamanki dönemde ve ondan sonraki dönemde bu tip siyasi gelişmelerin ilişkilerimizi çok fazla etkilemediğini düşünüyorum. Bu Türkiye ile Japonya ilişkilerinde ufak bir noktadır, çok fazla etkilememiştir. Seçkin: Japonya şu anda dünyanın en büyük ekonomilerinden birine sahip. Japonya zamanında iki tane atom bombası yemiş ve saldırılara uğramış; fakat inanılmaz bir şekilde ayakta durabilen bir ülke. Bu konudaki yorumunuz nedir? Muharrem: Japonya’nın en büyük özelliği bugünkü şirketlerin 19. yüzyılın sonlarında yani 100 sene önce kurulmuş olmasıdır. Japonlar kendileri de şöyle derler: “Eğer biz atom bombası yemeseydik şu anki konumda olmazdık". Bence atom bombası Japonları kamçılamıştır. İnsanlık dışı olmasına rağmen onları motive etmiştir. Hiçbir doğal zenginliği olmamasına rağmen Japonya’nın bu duruma gelmesinde aslında en önemlisi okur yazar ve eğitimli bir kitlenin çok olmasıdır. Yani şu anda Japonya’da bulunan kişilerin %99.9’u eğitimlidir. Aile içi eğitim olsun, okul eğitimi olsun birçok etken vardır. Bir de Amerika'yla olan kardeş misali ilişkileri onlardan bir şeyler öğrenmelerini sağlamıştır. Ticaretlerini geliştirirken özveri göstermişlerdir. Kısaca bu atom bombası ve savaşlar, daha çok çalışmalarını sağlamıştır. Seçkin: Muharrem Bey, bizim yaşımızdaki gençlere önerileriniz nelerdir? Muharrem: Zor bir soru aslında, tabi bizim bir Japon olmamız mümkün değil, Japonlar gibi çalışmamız, Japonlar gibi düşünmemiz de mümkün değil, eğer Japonlar gibi düşünebilirsek veya çalışabilirsek Japonlar gibi bir numara olabilirdik. Dünyayı iki defa keşfetmeye gerek yok, birisi zaten keşfetmiş. Dünyaya tek boyutlu bakmamak gerekir, çok boyutlu bakmak lazım. Dünya bir Amerika veya Avrupa değildir bunu her zaman söyledim. Dünyanın bir de “Uzak Doğu” boyutu var ve bugün bu bölge çok daha önem kazanmıştır. Ben bunu yirmi senedir söylüyorum. Bu bölge ile araştırmalar yapmak gerekir, kendimizi bu alanda geliştirmemiz lazım, bilinmeyenleri keşfetmek lazım. Yeni yerler keşfetmek lazım. Herkesin bir vizyonu vardır ama bu vizyonu geliştirmek için de bilinenleri üzerine ağırlık vermektense bilinmeyenleri araştırmak kişiye her zaman artı değer kazandırır. Mesela bunlardan biri Japonya’yı tanımak olabilir. Önümüzde gelişen bir güç var, hatta gelişmiş güçleri Çin var, Hindistan var. Yeni kültürler öğrenilebilir. Ancak bunun için Türkiye’deki kısırdöngüden çıkıp biraz daha dünyadaki gidişata bakmak lazım. Kişinin okul yıllarında bu tür araştırmalar sayesinde kendisine kazandırdığı bilgiler vizyonunun büyük ölçüde gelişmesine katkı sağlar. Seçkin: Her şey için teşekkürler, röportajı kabul ettiğiniz için tekrar teşekkür ediyorum. Seçkin: Her şey için teşekkürler, röportajı kabul ettiğiniz için tekrar teşekkür ediyorum. Medya İletişim Kulübü

[close]

p. 14

SAYFA 14 Edebiyat Yağmur Islanıyorsan eğer, Ve birkaç damla seni yıldırmayacaksa asla Biliyorsan ki ecele faydası yoktur korkunun Kaçmamalısın yağmurdan o zaman... İlgisizlik kıracaksa hevesini, Bir tatlı söz kesecekse nefesini, Duyuyorsan ki içinde her daim sesini, Kaçmamalısın yağmurdan o zaman... Çözemiyorsan bir türlü bu halini, Kaybediyorsan gittikçe kaçmaya mecalini, Düşüremiyosan elinden o ıslak hercaini Kaçmamalısın yağmurdan o zaman... Kendini yerine koyabiliyorsan toprağın, Ve gökyüzünden kalbine damlayan her damla Besliyor ve güçlendiriyorsa kalbini Kaçmamalısın yağmurdan o zaman... Yaşıyorsan içinde özlemle her anını, Artık saklayamıyorsan o romantik yanını, Yitirmek istemiyorsan o çok güvendiğin mantığını, Kaçmamalısın yağmurdan o zaman... Önemsemiyorsan artık kendi varlığını Hayatın sadece o olmuşsa artık Mantık yerini tutkuya bıraktıysa, Kaçmamalısın yağmurdan o zaman... Erdem Mümtaz Hacıpaşaoğlu

[close]

p. 15

SAYFA 15 Niye Anı yaşamadan, Anılarına bakıp gülmeden, Onca insanı arkanda bırakıp, Daha yürümeyi öğrenmeden Koşmak niye? Sevdiğinden reddedilmeden, Aşkın acısını, Sevginin şarabını, Çabalamanın verdiği O teşvik eden hissi tatmadan, Umutsuzluğa kapılmak niye? Hayallerini geride bırakıp, İnsanların laflarına kanarak, Başkalarının yollarına sapıp, İdeallerinden uzaklaşmak niye? Acısıyla tatlısıyla, İyisiyle kötüsüyle, Kendini anlamadan, Hayatı dolu dolu yaşamadan, Bu dünyadan çekip gitmeyi düşünüp, Daha günışığını bile görmeden, Hayatını karartmak niye? Ahmet Can Kızılcan

[close]

Comments

no comments yet