Afrika Pazar Sayi 289

 

Embed or link this publication

Description

Afrika Pazar Sayi 289

Popular Pages


p. 1

pazar tarih 17 ekim 2010 yil 5 sayi 289 afrÝkanin ÜcretsÝz haftalik ekÝ kavgasýyla sevdasýný harmanlamýþ yüksek sesle okunmasý gereken bir þiir gibi pazar defterinde yaþar ersoy yaþar ersoy tiyatroyu gençlere tiyatroyu gençlere devrederken devrederken elimden geleni elimden geleni yapmýþ olmanýn yapmýþ olmanýn bahtiyarlýðýný yaþýyorum bahtiyarlýðýný yaþýyorum

[close]

p. 2

2 pazar 17 ekim 2010 pazar pazar defterÝ lefkoþa belediye tiyatrosuyla tanýþmam yýllar önce Ýstanbulda sahneledikleri umut Ýnsanda oyununa dayanýr o gün bu gündür kýbrýsta tiyatro lefkoþa belediye tiyatrosunun adýyla baþlýyor ve adeta bir nar gibi çatlayarak bütün zamanlara yayýlýyor iz býrakarak lefkoþa belediye tiyatrosu oyuncularý hem bir narýn ayrý ayrý taneleridirler hem de bir nar gibi bütündürler lefkoþa belediye tiyatrosu ise sürekli yeni taneleri içine alarak çoðalan bereketli bir sofra sevgili yaþar ersoyun 42 yýla uzanan tiyatro kariyerine tiyatro adýna verdiði ödünsüz mücadeleye toplumsal sorunlarý ýskalamayan tavrýna damgasýný vuran þey kuþkusuz ýsrarýn inadýn eþlik ettiði aþktýr bu aþkýn tonu kýþkýrtýcý ve enerjiktir tam da bu nedenle yaþar ersoy kavgasýyla sevdasýný harmanlamýþ yüksek sesle okunmasý gereken bir þiirdir yaþar ersoy osman alkaþ erol refikoðlu iþýn cem kýbrýsta tiyatronun iplerini koparan bir tesadüfün ikinci perdesini açan bu dört isim vatana ihanet suçlamasýyla devlet tiyatrosundan atýldýktan sonra muhalif alternatif ve baþka bir tiyatronun yani bugün 30ncu yýlýný dolduran lefkoþa belediye tiyatrosunun perdelerini dönemin lefkoþa belediye baþkaný mustafa akýncýnýn da katkýlarýyla açarlar açýþ o açýþ kýbrýsýn olaðanüstü koþullarýnda 30 yýl hem sanatsal hem toplumsal anlamda örnek bir mücadele ile geçer lefkoþa belediye tiyatrosu toplumcu gerçekçi ilerici yurtsever ve barýþçý tiyatro anlayýþýyla estetik ortalamanýn sýnýrlarýný zorlayarak varlýðýný sürdürürken her dönemde düzene karþý muhalif çizgisini korumayý baþarýr lefkoþa belediye tiyatrosu 30ncu yýlýna girerken yaþar ersoyun kimliðinde ve özgeçmiþinde de saatler bir sevda ile bir kavganýn 42nci yýlýný gösterir 42 yýl boyunca ne estetiðinden ödün verir ne muhalif duruþundan baþýndan beri bir toplumun ancak yarattýðý ürettiði kültürle var olabileceðine aksi takdirde erimeye yok olmaya mahkûm olduðuna inanýr kendisi üretirken toplumu da gayet kýþkýrtýcý bir uslûpla biþey yapmaya davet eder 1996 tarihli broþürde yer alan þu satýrlar güçlü bir öngörünün kanýtý olarak kayda geçer -kendi ülkemize yabancýlaþtýðýmýz günler yaþýyoruz bilgi ve yeteneðin çöpe atýldýðý erdemli kiþilere kara çalýndýðý testiyi kýranla suyu dolduranýn bir tutulduðu günler yaþýyoruz her türlü kirlenmenin yaþandýðý her türlü üretimin durduðu yeni yararlý güzel biþeyin yapýlmadýðý günler yaþýyoruz duyarsýz tepkisiz günler ve son günlerde birbirimize boþ ve heyecansýz gözlerle bakarak soruyoruz ne oldu bize 1996 yýlýnda adeta bir kâhin edasýyla toplumun yüzüne kendi kendimizin kendi tarihimizin günümüzün dünümüzün ve geleceðimizin sahibi iyileþtiricisi ve zenginleþtiricisi olamazsak bu topraklarda yaþamaya ve var olmaya hakkýmýz da olamaz diye haykýrdýðý zamanlarda olmak ya da olmamak seçeneði geçerlidir bir ihtimal daha vardýr oysa 2010 yýlýnda 8nci kýbrýs tiyatro festivalinin broþüründe yaþar ersoy þu satýrlarý yazmaktadýr toplum hamletin sorunu olan to be or not to be sürecini arkada býrakýp not to be gerçeði ile karþý karþýya kalmýþtýr bu kötümserlikle deðil farkýnda olmakla ilgilidir fakat bu farkýndalýk hali onu umutsuzluða sevketmez tam tersine direnme gücünün bilenerek sahneye taþýnmasýna vesile olur nitekim geçen yýl Ölü kentin nabzýnda osman alkaþ ve erol refikoðlu ile birlikte yýllar sonra oyuncu olarak onu karþýmýzda görünce bize yansýttýðý o coþku ve enerji karþýsýnda kimbilir kaçýncý sefer bir kere daha saygýyla eðildik bu yüzden artýk tiyatroyu yönetsel ve sanatsal açýdan tamamýyle gençlere devrediyorum cümlesi yaþar ersoydan duymayý beklediðim bir cümle deðildi oysa kendisi bunun bahtiyarlýðýný yaþýyordu devredeceði tiyatro zor koþullarda sanatsal varoluþunu gerçekleþtirmiþ birikimiyle saðlam geleneði ve seyircisiyle düzenlediði festivaller bünyesinde faaliyet gösteren çocuk ve gençlik tiyatrolarýyla kýbrýsta muhalif faize ÖzdemÝrcÝler delitemmuz@yahoo.com kavgasýyla sevdasýný harmanlamýþ yüksek sesle okunmasý gereken bir þiir gibi tiyatronun öncülüðünü yapan uluslararasý etkinliklere katýlan her oyunu kapalý giþe oynayan lefkoþa belediye tiyatrosuydu bu yüzden gönlünde elinden geleni yapmýþ olmanýn bahtiyarlýðý varken bu haklý bahtiyarlýk duygusuna toplumsal kaygýlar da eþlik ediyordu nitekim Ýnanýyorum ki genç arkadaþlar lefkoþa belediye tiyatrosunu getirdiðimiz noktadan daha ileriye taþýyacaklardýr bu onlarýn hem lefkoþa belediye tiyatrosuna hem tiyatro hareketine hem de topluma karþý yüklendikleri bir sorumluluktur dedikten sonra kaygýlarýný þu cümlelerle dile getiriyordu toplum giderek cinnet manzaralarý sergileyen kültürel yozlaþma ortamýnda bencilliðin faydacýlýðýn umursamazlýðýn sorumsuzluðun depolitizasyonun o rezil o výcýk výcýk arsýzlýðýnda debelenirken bu sorumluluk daha da önem kazanmaktadýr yaþar ersoy 30uncu yýlýný dolduran lefkoþa belediye tiyatrosunda sadece oyun yönetmekle ya da oynamakla kalmaz tiyatro kurslarýyla gençleri konservatuvarlara hazýrlayýp tiyatroya eðitimli oyuncular kazandýrýr belediye tiyatrosuna bir salon kazandýrmak için olaðanüstü çaba harcar tiyatroyu siyasetin müdahalesinden kurtarmak için yasalarýn hazýrlanmasýna öncülük yapar tiyatro hareketinin tarihini belgeleyen toplumsal ve siyasal olaylarla kýbrýs türk tiyatro hareketi adý altýnda 400 sayfalýk önemli bir çalýþmaya bunun yanýsýra 242 dakikalýk bir de belgesel filme imza atar lefkoþa belediyesinin katkýlarýyla gerçekleþtirilen tiyatro festivali niteliðini kaybetmeden seyircisini çoðaltarak 8nci yýlýný tamamladýysa bu elbette lefkoþa belediye tiyatrosu ekibiyle birlikte yaþar ersoyun baþarýsýdýr baþýnda üç belediyenin ortak giriþimi olarak düþünüldüðü halde girne ve maðusa belediyelerinin saçma gerekçelerle çekilmesiyle birlikte festivalde sahnelenen oyunlardan girnenin maðusanýn mahrum býrakýlmasý da o belediyelerin hanesine yazýlacaktýr salonlar dolup taþarken davet edildikleri halde protokol sýralarýný boþ býrakan siyasilerin ölümcül ilgisizliðine gelince hiç derdim deðildir meclisin seviyesini aþikar eden bu nüansý yazýnýn burasýna iliþtiriyorsam yýldýz kenter gibi genco erkal gibi büyük oyuncular adadan geçerken dibe vurmuþ güzellik yarýþmalarýnýn katýlýmcýlarýyla gazetelerde poz poz fotoðraflarýný gördüðümüz siyasilerin kullandýklarý dilin neden bu kadar sýð olduðuna dair bir fikir versin diyedir sonra ben sordum yaþar ersoy cevapladý en umutsuz cümlelerinden bile coþku fýþkýrýyordu kavgasýyla sevdasýný harmanlamýþ yüksek sesle okunmasý gereken bir þiir gibi karþýmda oturan üstadý saygýyla selamladým fotoðraflar evrim kamalý

[close]

p. 3

17 ekim 2010 pazar pazar 3 yaþar ersoy tiyatroyu gençlere devrederken elimden geleni yapmýþ olmanýn bahtiyarlýðýný yaþýyorum 8 yýl böyle nitelikli festivali sürdürebilmek biraz da cevaptýr deðil mi bu panayýr cumhuriyetinde bir festival enflasyonu yaþanýyor ülkemizde dediðin gibi bir panayýr cumhuriyeti burasý sapla saman karýþtýrýlýyor atla eþek yarýþtýrýlýyor zerdalinin olmadýðý yerde zerdali festivali yapýyoruz zeytin aðaçlarýný kestik þöminelerde yaktýk zeytin festivali yapýyoruz yeni nesil harnýbý hiç bilmiyor harnýp festivali yapýyoruz portokalý narenciyeyi tükettik artýk numunelik birkaç aðaç kaldý portokal festivali yapýyoruz bütün bu festivallerin sonunda bir de güzel seçiyoruz barýþ güzelimiz bile var herþeyin içi o kadar boþaltýldý bu ülkede bir tiyatro festivali yapmak bir düþtü bizim için biz bu düþü ideale dönüþtürmek ve uygulamak için uzun yýllar uðraþtýk bu 90lý yýllarýn baþýna dayanýr cumhurbaþkanlýðý baþbakanlýk ve kültür bakanlýðýna çeþitli zamanlarda müracaatlar yaptýk çok kapýlar çaldýk ve nihayet 2003 yýlýnda açýlýþý muhteþem bir oyunla yaptýk rahmetli mehmet ulusoyun rejisiyle nâzým hikmetin oyunu benerci kendini niçin Öldürdü ayný çizgide ayný kalitede ayný seyirci yoðunluðuyla hatta artarak çoðalarak biriktirerek bu festival 8nci yýla ulaþtý kolay olmadý çok zor koþullarda baþladýk girne maðusa ve lefkoþa 3 belediye birlikte baþlamýþtýk eðer öyle kalsa oyunlarý diðer þehirlere de taþýrdýk bir sürkülasyon olurdu ve yýrtýlmýþ adanýn bir yarýsýnda tam bir tiyatro coþkusu yaþardýk girne ve maðusa belediyeleri spekülasyon yarattýlar ve çekildiler þu anda seyirci de bazý yazarlar da zaman zaman sorguluyor bu çekilen belediyeleri her konuda bir erdemsizlik bir ucuzluk yaþanýyor ülkemizde bencil hesaplarýn buzlu sularýndayýz festivali lefkoþa belediyesi ve belediye tiyatrosu ekibiyle sürdürdük ve bu noktaya getirdik bütün oyunlarýnýz çok iyiydi fakat özellikle yýldýz kenter ile genco erkal gibi iki duayeni ilk defa seyretmek gençler için büyük bir þanstý doðrusu Ýnsan 60 yaþýna geldiðinde yorulduk yaþ kemale erdi falan diye söylenmeye baþlar kraliçe lear oyununda yýldýz kenterin yaþama sevincini sahnedeki enerjisini o eðilmeyen bükülmeyen o disiplin abidesini benim de hocam olan 82 yaþýndaki hocalarýn hocasý yýldýz kenterin performansýný seyretmek çok önemliydi Örnek alýnmasý gerekir yýldýz kenter de Ýstanbuldaki sahnesini kurarken o az geliþmiþ politikacýlarýn kapýlarýný çaldý fakat gerekli ilgiyi görmedi kendi yaðýyla kendi ciðerini kavurarak yaþattý sahnesini genco erkal da yýldýz kenter de tiyatro sanatýnýn sadece bir cephesinde uðraþmadýlar tiyatronun her cephesinde savaþ verdiler sadece oyun sahneleyip oynamadýlar tiyatronun geliþmesi ve yaygýnlaþmasý için her iþi yaptýlar sevgiyle ama en önemlisi gençler yetiþtirdiler biz de burada böyle yürümeye çalýþtýk to be or not to be derdik eskiden artýk karar verelim olmak mý olmamak mý derdik artýk öyle bir tercihimiz yok sadece not to be kaldý bu bir iþi aþkla yapmakla ilgilidir öncelikle ve sizde de bu aþk fazlasýyla var bu bir sevdadýr ve bu sevda için kavga vermek gerekir sevdalandým demekle olmaz sevdan için kavga vermeyi becereceksin ben tam 42 yýldýr sevdalýyým ve bir kavgam vardýr benim aracým tiyatrodur brechtin dediði gibi en yüce sanat olan yaþama sanatýna hizmet etmek için yapýyorum ben bu iþi heyecanýmý hiç yitirmedim bir sanatçýnýn sevdasý ve derdi olacak söyleyecek sözü yoksa þiiri de tiyatrosu resmi müziði de bir noktada anlam kayýbýna uðrar o nedenle ben hep öz ve biçim iliþkisini beraber tuttum elbette derdimiz olacak ancak bunu da estetik deðerleri en üst düzeyde tutarak dile getireceðiz tiyatro yaþamým boyunca hep bunu gözettim bu disiplinle çalýþtý haaa disiplin öyle höt!höt!le olmaz hedefe varma isteði toplumsal sorumluluk tiyatro sevgisi yaratma coþkusu kendiliðinden bir disiplin oluþturur bunlarda eksilme olunca o zaman yüksek perdeden höt!höt denilen disipline ihtiyaç duyulur ki bu da sizi tiyatro yapmaktan alýkoyar olaðanüstü bir çürüme yaþýyoruz dibe vuracaðýz ya da vurduk diyelim dibe vurunca kendiliðinden aydýnlýða çýkýlacaðýný düþünenler de var katýlýr mýsýnýz bu görüþe mayýs radyoda afrika yazarlarýný dinliyordum bu dibe vurmayý konuþuyorlardý tam da düþündüðümü söylediler kimin söylediðini hatýrlamýyorum birisi dibe vurduðunda top doluysa sekecek patlaksa pafff diye çakýlacak demiþti bu kara mizahýn çok güzel bir örneðiydi patlaksa nere sekecek patlak mý bence patlak 1986da ücretli ve maaþlý tüketiciler ya da kullar diye bir bildiri yayýnlamýþtým sempozyumda tam da turgut Özalýn kýbrýsa geldiði zamanlardý 12 eylül darbesi niçin yapýldý türkiyeyi hizaya sokmak için binlerce insanýn hayatýna mal oldu ve türkiye depolitizayson girdabýna girdi Özalist neoliberal politikalar geldi arkasýndan o sýrada ubp-tkp koalisyonu vardý Þimdi ankaranýn dayattýðý ekonomik paketleri konuþuyoruz ya iþte o paketlerin ilki 1985-86 yýlýnda dayatýldý ankara tarafýndan ve hükümet bozuldu milletvekilleri transfer edildi ve ubp hükümeti kuruldu hatta Özal dedi ki bu paketi kabul edrseniz size bir de uçak vereceðiz promosyon da verecekti yani bugün kthyye bakýnca ne kadar ironik duruyor 8586da baþlayan bu paketler devam etti bilinçli bir master plan çerçevesinde toplum sýrf daha kolay yönetilsin diye üretim dýþýna itildi bir toplumun yaþamýný üretim iliþkileri belirler burada üretim iliþkilerini devlet sektörü belirliyor oysa devlet sektörü tüketime dayalýdýr memurlaþan bir toplum olduk ve devlet sektörü iþsizliðin giderilmesi için partili ücretli ve maaþlý çalýþtýrma kapýsýna dönüþtü partizanlýk öyle baþladý sunulan paketler çerçevesinde sanayi holding turizm iþletmeleri gibi kamu kuruluþlarý bir bir batýrýldý sonra da özelleþtime adýna satýldý bilinmeyen bir güç deðildi toplumu daha iyi güdebilmek için tüketime iten ankara ve buradaki iþbirlikçileriydi hep dayatýlan paketler diyoruz da tabii biz de dünden razý herþeyi godotnun gelip çözmesini bekledik verili düzeni sorgulamadýk mücahitlik puaný peþin ödeme 10 yýlda emeklilik çifte emeklilik çifte maaþ mücahitlik yýllarý mücahitlik puanlarý barem içi artýþ makam mevki müþavirlik kýsacasý her türlü ganimet bedel ödemeden haklar aldýk bu da bizi yozlaþtýrdý Üretmeyen insan demokratik iradesini ortaya koyamaz üretmeyen insan yozlaþýr ve kul durumuna düþer bu ülkenin insaný tarihine coðrafyasýna kültürüne yabancýlaþtýrýlmýþ bunlara sahip çýkamayan bir toplum demokratik iradesini de ortaya koyamaz cumhurbaþkaný baþbakan herkes oturuyor türkiye hükümetinin

[close]

p. 4

4 pazar 17 ekim 2010 pazar ile birlikte bir kýlýf giydirme müzakeresi yapýyorlar ben ahmakça bir iyimserlik yerine farkýndalýktan kaynaklanan kötümserliði yeðlerim bir ölüm sessizliði var bu ülkede ve havada konuþmamanýn görmemenin kahrolasý hüznü Örneðin kriminal suçlar trafik bu toplumu boðdu toplum takip ediyor ama sessizce bu her konuda böyle.Çünkü bu bozuk verili düzenden herkes bir þekilde nemalandý kimisi yüzde bir kimisi yüzde on kimisi yüzde yüz kimisi yüzde bin yüzde bir nemalanan da susuyor yüzde bin nemalanan da susuyor herkesin bir sus payý var bu nedenle çürüme baþlýyor bu demokrasi deðil kleptokrasidir bu hýrsýzlýk düzenidir bu dar çevrelerin kendi çýkarlarý için örgütlenmesidir plütokrasidir sendikalar da siyasi partiler de kendi zümrelerinin çýkarlarý varsa toplumun genel çýkarlarýný gözardý edebiliyorlar yani sivil toplum örgütlerinin çoðalmasýyla demokrasi geliþmiyor burada sivil toplum örgütleri kendi çýkarlarýný gözetiyor bu coðraftyada 74ten sonra ilk iki toplumlu etkinliði 1986da tiyatroyla biz yaptýk ve her engele inat yapmayý sürdürdük o zaman güneyden kuzeye kuzeyden güneye geçmek mümkün deðildi gerçek anlamda barýþa gönül vermiþ insanlar vardý iki tarafta da o zaman ne fon vardý ne unops ne ab ne conflict resolution bütün bu fonlar toplumu kirletti hatta profesyonel barýþçýlar türetti bugün yaþanan herþey düzenin bize verdiklerini sorgulamadan kabul etmiþliðimizden kaynaklanýyor Ýster ankaradan ister brükselden ister washingtondan verilsin bize önce kazan doðurdu dediler inandýk ve bedel ödemeden aldýk Þimdi kazan öldü diyorlar soruyoruz kazan ölür mü e doðurduðuna inandýn da öldüðüne neden inanmýyorsun umut en son ölür demiþtiniz umut hâlâ yaþýyor mu peki Þu anda seninle bu söyleþiyi yapýyorsam umut ölmedi demektir ben en azýndan elimden geleni yapmýþ olmanýn bahtiyarlýðýný yaþayabilirim ancak toplumsal umut anlamýnda konuþursak yenilmenin ötesinde bir teslimiyet sözkonusudur varýlan sonuç o güne kadar yapýlan iþlerin özetidir toplum teslim olmuþtur herkes yiyor içiyor eðleniyor geziyor soluk alýyor yaþýyor ama yaþamak bu deðil ki bunu son sahnelediðimiz ölü kentin nabzý oyununda haykýrdýk askeri darbelerden çok caný yanan türkiyede bugün verilen kavga emek kavgasý demokrasi özgürlük kavgasý deðildir paþalara ehveni þer aranýr gibi bir manzara var bu manzaraya biz de hariçten gazel okuyoruz kavga kýþla ile cami arasýndadýr cami aðýr aðýr hedefine doðru ilerliyor türkiyede dinin hayatýn bütün alanlarýna müdahale edeceði bir yapý oluþturuluyor buraya da yansýyacak çünkü türkiyedeki çatýþma alanýnýn halý saha modeli burada okul sayýsýndan çok cami var iþte görüyoruz buna karþýn gene de umut en son ölür nâzýmdan alýntýyla söylersek yeter ki kararmasýn sol memenin altýndaki cevahir kýbrýstan da sorumlu devlet bakaný cemil Çiçek gelmiþ reçete sunuyor ama tartýþýlmýyor bunlar Ýki ülke arasýnda iþbirliði olmasý doðaldýr tarihsel kültürel baðlar vardýr fakat iliþkiler karþýlýklý saygýya eþitliðe dayalý olmalýdýr 1986da mesela dernekler arasýnda çaðrý davet yapýlmasýn diye tc-kktc arasýnda imzalanan bir kültür protokolü vardýr bu yasakçý ve entegrasyoncu bir zihniyettir ve bu zihniyet hala devam etmektedir siz Þehir tiyatrolarýyla devlet tiyatrolarýyla bunu yýktýnýz oyunlarýnýzý o sözünü ettiðiniz eþitlik ilkesi çerçevesinde türkiyede de sahneye koydunuz ancak genelde örgütlerimizin türkiyedeki emekçi örgütlerle iletiþimi olmadýðýný görüyoruz Örgütler örgütlere deðil daha ziyade ankaradaki hükümete bakýyor en ýþýksýz karanlýk zamanlarda umutlu olmak çömelmeden dik durmak ne kadar zor oluyor böyle yalaka zamanlarda bir iflas dönemi yaþanýyor ve paralelinde de yalakalýk eðilip bükülüyorsun kimliðini kiþiliðini kaybediyor dik duramýyorsun uyarca oluyorsun ana ile yavru arasýndaki ensest iliþki kiþilikleri de bozdu tabii bu toplumu aþaðýlýyorsun küçümsüyorsun bu toplumun onuruyla oynuyorsun bu toplum da bu iliþkileri sorgulamaya baþlasýn artýk bu maddi çýkar meselesi deðildir bu toplumsal onur meselesidir bunu sorgulayýp saðlýklý bir zemine oturtmalýyýz aksi takdirde yapýlan tek taraflý protokollerle sadece türkiyeden buraya akýþ devam eder ve bu kimliði yok eder ben þunu iddia ediyorum kendi alanýmda elbette dünyadan da türkiyeden de öðreneceklerim var ama benden de öðrenilecek þeyler vardýr bu coðrafyanýn 9 bin yýllýk mirasýn bize kazandýrdýðý bir zenginlik vardýr bunu çoðaltmalýyýz ciddi bir nüfus sorunu var ama bu da resmen sulandýrýlýyor son zamanlarda ctp hükümetteyken nüfusla ilgili birtakým tedbirler almaya çalýþtý fakat kendisine dur dendi diretmediler ankara hükümeti hayýr dedi yapamadýlar nüfus ayný þekilde akmaya devam ediyor bir yandan senin nüfusun bu þekilde çoðalacak sonra da gelip alay edercesine nüfusunuzu bilmiyorsunuz diyeceksiniz nasýl bilelim 75-80 milyonun karþýsýnda 100-150 bin direnebilir mi diyalektik olarak baktýðýmýzda her alanda nicelik birikimi niteliði de dönüþtürüyor bu nitelik dönüþümü ne yazýk ki olumlu yönde deðildir mesela özelleþtirme deniyor kim özelleþtirecek türkiye sermayesi neo liberal sistemi ki ben þiddetle karþýsýndayým bunu bile kendi kurallarý içinde iþletemiyoruz biz özelleþtiremiyoruz kriter koyamýyoruz sadece türkiye sermayesine bir kapý açýlacak dünya sermayesi ile iliþki olmayacak bu da buranýn tamamen teslim olmasý bütün deðerlerini kaybetmesi ve hiçleþmesi demektir to be or not to be derdik eskiden artýk karar verelim olmak mý olmamak mý derdik artýk öyle bir tercihimiz yok bugün yaþanan herþey düzenin bize verdiklerini sorgulamadan kabul etmiþliðimizden kaynaklanýyor bize önce kazan doðurdu dediler inandýk ve bedel ödemeden aldýk Þimdi kazan öldü diyorlar soruyoruz kazan ölür mü e doðurduðuna inandýn da öldüðüne neden inanmýyorsun sadece not to be kaldý telekomünikasyonun elektriðin limanlarýn ercanýn özelleþtirilmesinden söz ediliyor peki bu toplumun nesi kalýyor herþeyi haraç mezat satýyoruz zaten bir toplum iki þekilde teslim alýnýr ya alnýna silah dayayarak ya da gýrtlaðýna dolar sokarak bizde ikincisi gerçekleþti bakýn teslim olmak baþka yenilmek baþka þeydir mesela Þeyh bedreddin osmanlý ordularýna direnir ve yenilir büyük usta nazým hikmet de þöyle yazar tarihsel sosyal ekonomik þartlarýn zaruri neticesi bu deme bilirim o dediðin nesnenin önünde kafamla eðilirim ama bu yürek o bu dilden anlamaz pek o hey gidi kambur felek hey gidi kahpe devran hey der biz kýbrýslý türklere gelince ganimet düzeninden daha çok nemalanmak için düzene uyarca olup teslim olmayý tercih ettik bu da tarihsel sosyal ekonomik þartlarýn zaruri neticesi biri düzene direnerek yeniliyor diðeri düzene uyarca olup teslim oluyor Özünde farklý ama ikisi de tarihsel sosyal ekonomik þartlarýn zaruri neticesi bütün bunlar olurken bir de müzakere edilmekte olan hatta çözülmesi beklenen bir mesele var burada bir samimiyetsizlik var kýbrýs türk tarafýnda da rum tarafýnda da her iki taraf da bir çözümden ziyade 1974te oluþan statülerini pozisyonlarýný yani fiili duurmlarýný kaybetmek istemiyorlar fiili duruma garantörlerle abd ve ab

[close]

p. 5

17 ekim 2010 pazar pazar neslihan güzey 5 pinku.whitu75@gmail.com 5 son Ütopya diðer taraftan gelenler Ýnadre ve uiryn topluluklarýný terketmeye karar verdikleri geceden itibaren birbirlerinin ellerini hiç býrakmamak için söz verdiler o gece haneye dönüp komüne ait olan eþyalardan ve gizlice girdikleri yemekhaneden yiyecek çalmýþlardý haneye geldiklerinde evdeki tüm çalýþmalarýn karýþtýrýlmýþ ve bir kýsmýnýn da alýnmýþ olduðunu gördüler uiryn bu yaþadýklarýnýn bir rüya olmasýný dilemiþti daha sonra sorumluluklarýný yerine getirmeyi reddederek topluluktan dýþlanan indare nin eski eþiti yamal dan yardým istediler yamal onlara samarna nýn güney sýnýrýna kadar gelmeleri için iki adet at verdi kaçmalarý gerekiyordu topluluktan dýþlananlarla birlikte yaþasalar dahi uiryn in karnýndaki bebek topluluða ait sayýlacaktý o gece sabah olmadan güneye doðru yola çýktýlar ertesi gün komünde topluluktan iki kiþinin kaçtýðý hemen duyuldu bu ihanet toplulukta yaþanan büyük bir olaydý ve haftalarca konuþuldu Ýki kiþiyi kaçacak noktaya getiren neydi herkes bunu merak ediyordu Ýlkellerle yaþamaya giden iki isyancýyý tanýyanlarla konuþuldu herkes bilmek istiyordu ama sorularý cevapsýz kalýyordu haftalar boyu Ýnadre ve uiryn yemyeþil ovalardan ve korkunç daðlardan geçerek sürekli güneye gittiler erzaklarý bitince doðada bulduklarý tohum ve kökleri yediler akarsularda yýkanýp atlarýný dinlendirdiler uiryn daha önce hissetmediði duygularý yaþýyordu Ýnadre ise özgürlüðün içinde hayatý boyunca tutsak yaþadýðýný hissedip öfkeleniyor uiryn e bakýnca öfkesini dindiriyordu Ýkisi de aidiyet duygusunu doyasýya yaþýyorlardý samarna ya geldiklerinde tepkiyle karþýlandýlar haber buralara ulaþmýþtý ve samarna daki topluluk bu iki hain in kendi yollarýný kullanarak ilkellerle olan sýnýrlarýndan geçmesini istemiyordu uiryn ve inadre samarna nýn meydanýnda toplanan kalabalýða birbirlerine olan inançlarýný ve sevgilerini anlattýlar samarna sýnýrýný kullanmak için izin istediler topluluk bu iki kendini bilmezin söylediklerini sapýkça buldu samarna esas yurtlarý deðildi ve topluluk bu iki hain den hemen kurtulmak istiyordu uiryn meydanda korku ve yalnýzlýk hissini yakýndan tanýdý bu kez inadre ise uiryn ile birlikte kaçmaktan baþka bir þey düþünmüyordu sonunda atlarýný býrakarak samarna sýnýrýndan geçtiler Ýki güneþ günü yürüyüp akþamlarý topluluklarýndan çaldýklarý üþütmeyen ama çok hafif olan pelerini üzerlerine geçirerek uyudular bitki kökleri ve tohum yediler yürüyerek yollarýna devam ettiler ve sonunda haklarýnda neredeyse hiçbirþey bilmedikleri ilkellerin yerleþim yerlerini buldular korkarak girdikleri yerleþim yerinde daha önce görmedikleri manzaralarla karþýlaþtýlar Ýnsanlar kirli ama neþeliydiler kadýnlar tuhaf giyimliydi erkekler þiþmandý her yerde çocuklar vardý karmaþýk bir müzik kulaklarýný týrmaladý Ýlkel saydýklarý eski uygarlýklardan kalma bir insan topluluðunun yerleþim yeriydi burasý dans edip duman üflüyorlar ve kavga çýkarýyorlardý yerleþim yerlerine giren bu iki yabancýyý hemen farkettiler birkaçý yakýnlarýna geldi konuþtuklarý dil anlaþýlmasý zor ama tanýdýktý topluluklarýnda kullandýklarý dilin kökleri olmalý diye düþündü inadre sadece kelime köklerinden cümleler oluþturmaya çalýþtý derdini biraz olsun anlatabildi diðer taraftan gelenler olarak adlandýrýldýlar Ýlkellerin lideri Þima nýn yanýna götürüldüler Þima hayatlarýnda gördükleri en uzun boylu diþiydi Çok büyük bir koltukta oturuyordu ve etrafýndaki herkes ona hizmet ediyordu inadre ve uiryn ilkellerle birlikte onun karþýsýna çýktýlar inadre yalnýzca kelime kökleriyle konuþmaya çalýþtý lider Þima o gece onlarý sofrasýna davet etti Çok büyük bir sofra kuruldu o gece inadre ve uiryn diðer taraftan gelen konuklardý Ýkisi de korkuyordu ama bir þekilde burada yaþamalarý gerekiyordu yemekte neden kaçtýklarýný ve neden yardým istediklerini anlatmaya çalýþtýlar lider Þima ve yanýndakiler de diðer tarafýn yaþamýna iliþkin sorular sordular duyduklarý karþýsýnda þaþýrmýþa benzemiyorlardý belki de anlayamamýþlardý uiryn korkuyordu Ýçindeki yalnýzlýk büyüyordu o gece ikisine de küçük bir oda verdiler Ýnsanlar pisti ama nazikti uiryn bebeðini orada dünyaya getirdi metal iþçisi olarak silah yapýmýnda çalýþtý ve yeni silahlar tasarladý Ýlkel topluluklar arasýnda savaþlar oluyordu korunmalarý gerekiyordu uiryn çocuðunu tek baþýna büyüttü Ýnadre ona verdiði sözü tutamamýþ ve Ýlkellerin yaþantýsýna ayak uyduramayýp kendini öldürmüþtü Ýnadre nin baþlattýðý bu yolculuk yalnýzca uiryn ve çocuðu için devam etti uiryn eskiye dair herþeyi unuttu kraliçe Þimal uiryn i yaþamý boyunca yanýnda tuttu ve doðurduðu çocuðu kendi çocuðu gibi büyüttü uiryn in kýzý güçlü bir savaþçý ve dýþ dünyanýn gelmiþ geçmiþ en güçlü kraliçesi olacaktý.

[close]

p. 6

6 pazar 17 ekim 2010 pazar sergÝler dÜÞÜnceler vesaÝre bazýlarýna tuhaf gelebilir ama epeydir yaptýðým sergilerden bulunduðum ortamlardan basýnýn haberi olsun istemiyorum sanatýn gündelik iþlerin arasýnda sosyal bir garnitürmüþ gibi durmasýndan rahatsýzlýk duyuyorum kimin sanatçý olup olmadýðýna bakýlmaksýzýn biriktirdiði üçbeþ boþzaman eðlencesini ciddiye alarak sergi açanlarý sanatçý diye bir yerlere kaydeden basýnýn yaptýðý kötülüklerden uzak durmak için böyle davranmanýn gerekli olduðunu düþündüm afrika pazar ekinden de biraz uzak durdum bu ara ama bunun bu tavýrla ilgisi yok yoðunluk iþte evet 30 ekim de apokalipse galeri de bir sergim açýldý ve ardýndan da avrupa birliði konsey binasýnda bir baþka sergide bulunmak üzere strazburg a gittim daha sonra madrid moskova pekin floransa sergileri var reklama da girdik böylece güney de bunlar yazýldý yayýnlandý faize arayýp niye bunlardan haberimiz yok diye sorunca bu ortamda bunlara niye gerek olmadýðýný anlatmaya çalýþtým bunu ister büyüklenme ister küstahlýk olarak alýn yanlýþ çizilen bir güzergâhýn içinde bulunmak istememek benim hakkým bundan sonra da durup birileriyle didiþecek halim yok herkesin kendini birþey sanarak kendi eylemlerine koskoca anlamlar yüklemesi patolojik bir durumdur burada iþ sanat eleþtirisine deðil týp dünyasýna düþer ama gelin görün ki an gelir yazý kemiðe dayanýr umitinatci@hotmail.com bakýn bir örnek vereyim güney de ekade nin yayýnladýðý bir kitapta ýsrarla olmak istemememe raðmen yine bir yerlerden bir resmimi bulup oraya koydular benim adýmýn yanýnda hiç de sanatçý düzeyinde olmayan bir gösteri heveslisinin adý var almýþlar üçbeþ kýbrýslýtürk ismi iþ ola serpiþtirmiþler oraya bir sanat first leydimizin de bu etkinliðe kýbrýslýrumlarýn þoven davranýþlarý yüzünden katýlmak istemediðini bildiren bir mektubu var bu kitapta bir yandan tc elçiliði nin ayýrdýðý fondan yararalanacaksýn o þoven sayýlmayacak diðer yandan siyasi sakýncalý bulduðun ve ilerde sana sorun yaratacaðýna inandýðýn bir durumdan kurtulmak için de sahte kahramalýk rollerine bürüneceksin peki bu kiþilerle ayný ortamlarda nasýl bulunsun insan nasýl bir saplantýdýr ki bu ille de birilerinin sana sanatçý demesi için çeþit kýlýða bürünmeyi kendine ödev sayacaksýn tüm bunlarý sayrýl bir didinmenin ürünü olarak algýladýðýmdan bu toplumda sanatçý olarak bilinmeyi de gerekli bulmuyorum adýmýn üstü çizilebilir ya da beni bu toplumun belleðinden delete yapabilirsiniz dün serginin son günüydü diye galeriye uðradým galerici ziyaretçilerin yorumlarýna açýk bir defter tutar sergide gözüme bir yorum iliþti nerdeyse tam sayfa hiç usanmamýþ bilgiçlik satmak uðruna bir sürü baþýboþ tümce sýralamýþ oraya londra da yaþamýþ kýbrýslýtürk entel þahsiyetlerden biri notunu da ingilizce düþmüþ tekrar dan eklektik likten ve kararsýzlýk tan bahsediyor burada hiç de mütevazý davranmak durumunda deðilim hatta dangalaklýk hakkýmý kulanmamýn en doðru zamanýdýr kararsýzsýn diyor çünkü iki boyutluluk ve üç boyutluluk arasýnda bir seçim zorluðu hissediliyormuþ barok sanattan günümüze bu algý düalizminin nasýl bir seyir izlediðinden haberi yok hanýmefendinin bunu yapan onlarca sanatçý ismi geliyor aklýma yannis kunellis e bakarsan iþlerinin aðýrlýklý olarak nesne yüzey iliþkisine dayalý olmasýna raðmen kendine ressam denilmesini istiyor Üstelik resim yüzeylerine birer ritüel aksesuar olarak eklediðim þamanik öðeleri sadece üç boyutlu bir nesne olarak algýlýyor simyacý dili ve týlsým mistisizmine gönderme yapan arketipal dýþavurum göstergelerini yapýtlarda seçemeyen ve yapýtlara bir zanaatçý ürünü gibi bakan birinden daha fazlasý beklenemezdi elbette hem tuval hem de nesneleri birarada kullandýðým için kendince tuhaf bir eklektisizme dikkat çekiyor Öðretmen hallerine bürünmeyi pek sevmem ama bu durumlara düþmeyi de göze almadan olmaz söyleyim bir yapýt ahþap metal taþ gibi malzemelerden yapýlmýþ diye eklektik sayýlmaz onu eklektik kýlan malzemelerdeki çoðulluk deðil yapýtý tarz olarak çoðullayan eðilimlerdir Þöyle ki klasik bir heykelin bir yerine fütüristik biçim anlayýþýna dayanan bir parça eklersen o zaman eklektik olur týpký postmodern mimaride olduðu gibi yoksa eðer eklektik derken hem içgüdüsel hem de sistematik düþüncenin göstergeleri olan enformel biçimler ve geometrik biçimlerden bahsediyorsa orada düalizm var karmaþa-düzen içgüdümantýk pürizm-enformalizm bunlar benim ilkellik ve modernlik arasýnda inþa etmeye çalýþtýðým dilin düalist Ümit Ýnatçý fotoðraf mustafa erkan

[close]

p. 7

17 ekim 2010 pazar pazar 7 herkesin kendini birþey sanarak kendi eylemlerine koskoca anlamlar yüklemesi patolojik bir durumdur burada iþ sanat eleþtirisine deðil týp dünyasýna düþer ama gelin görün ki an gelir yazý kemiðe dayanýr niteliðini karakterize ediyor resimlerimde belirgin estetik eðilimler yok tam tersi estet-öncesi antropolojik verilere doðru bir dönüþ var Üzerinde durduðum þey tüm zamanlarý tarihsel köstümlerden arýndýrarak bir havzada toplamak Þimdiki ve geçmiþ zamaný bir bütün olarak algýlamakla kalmayýp insan hafýzasýnýn kozmik bir uzamýn parçasý olduðunu kanýtlamaya çalýþýyorum Ýþte tekrar ýn sahne aldýðý an ana alan olarak yazýsal resim diye adlandýrdýðým resimlerdeki ritmik çoðalma ve fonetik nüanslarýn ayný zamanda bir müzikaliteyi de içerdiðini ille de benim mi söylemem lâzým eðer eleþtirmenliðe soyunacaksan en azýndan paul klee nin resim ve müzik iliþkisindeki arayýþlarýný deneylerini bilmen lâzým yazýsal bir dizgeyi içeren tuvallerdeki imge tekrarý týpký bir yazýdaki harfin tekrar tekrar kullanýlmasý gibidir bir müzik kompozisyonunda birden fazla mi ya da fa notasý var diye tekrar mý oluyor her yineleme bir eylemin birikmesini saðlayan enerjidir bir derviþ tek daireyi tamamladýktan sonra durmaz her daire darbesi sürekli bir döngünün parçasýdýr tekrar tekrar dönüldüðü sürece semaven etkinliði gerçekleþmiþ olur ya da þöyle diyelim eski mýsýr duvar yazýsýnda bir hiyeroglifin tek bir kez kullanýlýp býrakýlmasý o zaman hangi yazýsallýktan ve müzikaliteden bahsedebiliriz ki yani bu yanýlgý ve cehalet dolu yorumlarý dönüp yanýtlamak durumunda olmak bile insaný aptal durumuna sokuyor son çalýþmalarýmda saydam kumaþ parçalarýyla örttüðüm belirli alanlar var bu alanlar baðlama ve sicilleme uygulamalarýyla saklý kalan yazýlarý ve imgeleri içeriyor eski mýsýr yazýlarýndaki rebus ve Ýslam inancýndaki muska uygulamalarýndaki saklý yazýlara gönderme yaptým aslýnda piramitlerin içini kaplayan anýt mezar yazýlarý da saklý yazýlardýr birer dev muskadýrlar ya da muskalar birer cep piramidi firavunlar asla onlarýn gün ýþýðýna çýkmasýný istemezlerdi ölüm kültü her zaman ilgimi çekti kýsacasý gündelik yaþam sosyolojisi üzerinden sanat yapmak yerine insanoðlunun yaþamýný derinden etkileyen inanç kültüne yöneldim Ölüm ayin týlsým dua anýtsallýk ve kapanma mezar ve kozmik armoni tuhaf þeyler bir müslüman için günde beþ vakit namaz kýlmak neyse benim için de sanat öyle bir ibadettir iþte her varlýk kendi varlýðýný kendi tekrarýna borçludur solumanýn kendisi bile bir tekrardýr yoksa her varlýk bir unutkanlýk vukuatýnýn maðduru olur her gün yeniden kendini hatýrlamak tanýmak durumunda kalýrdý tekrar aslýnda oldukça çileli bir kendilik sýnamasýdýr munch Çýðlýk adlý yapýtýný 35 kez tekrarladý bunu baþarabilmek ve her tekrarda yeni bir ivmenin enerjisini biriktirmek öyle kolay bir iþ deðil sanat bu gün aklýma bir fikir geldi meselesi deðil ontik kaygýlarla beslenen bir þüpheciliðin o arý gerçeðin peþine düþme meselesidir tüm bunlarý kavradýðýnda o zaman benim eserlerime bakabilirsin sadece benim deðil mark rothko mark tobey alberto burri antoni tapies ritüel resim yapanlarýn hepsi n apsýnlar biçareler akýllarý basmadýðý için kendilerini tekrar edip durdular

[close]

p. 8

8 pazar 17 ekim 2010 pazar blues köklerdir onun dýþýnda kalan herþey ise meyveler günümüzde bir sanatçýnýn baþarýsý satýlan albüm sayýsý veya etinin ne kadarýný gösterdiðiyle belirleniyor olabilir Ýstisnalar dýþýnda radyo televizyon veya internet aracýlýðýyla günlük olarak dinleyicilere ulaþan müziðin anlamý sorgulanmýyor olabilir fakat bu da bir gerçek ki istisnalar halen savaþ vermekte tarihi 1890 lara dayanan ilk kayýtlarý bile olmayan müzik tarzlarýndan biri de bu savaþý veriyor müziðin para mal mülk pahalý arabalar veya lüks villalar için deðil de eðlence haykýrýþ ve yaþam için yapýldýðý zamanlarda baskýlarýn ve zulmün içerisinden çýkan en mavi en hüzünlü en mutlu ve en canlý ses blues willie dixon ýn dediði gibi blues köklerdir onun dýþýnda kalan herþey ise meyveler zamanýnýn bilinen sanatçýlarý bu müziði ilk duyduklarý yeri ve tarihi bildirmiþ olsalar da blues tarzýnýn kimin tarafýndan kesin olarak ne zaman ve nerede keþfedildiðini tam olarak bilemiyoruz tarihçiler blues hakkýnda ilk yazýlarýný kaydettikleri zaman güney texas ve derin güney dedikleri afro-amerikan olarak isimlendirilen ýrkýn yaþadýðý bölgelerden çýktýðýndan bahsediyorlar köleliðin ve baskýnýn en yoðun olduðu dönemlerde afro amerikan larýn kendi aralarýnda yarattýklarý hem topluluklarca hem de kiþisel olarak söylenen þarkýlardý bunlar blues beyaz amerikanlarýn afroamerikanlar üzerinde kurduðu kapital temelli gücün altýnda bir þekilde eðlenceyi ve hayatýn acýtatlý yanlarýný inanýlmaz sesleriyle birleþtiriyor bu kývýlcýmla amerika nýn güneyi nin varoþlarýndan çýkarak daha sonra enstümanlarla birleþiyor ve amerika birleþik devletleri eyaletlerine yayýlarak çeþitli bölgelere özgü alt tarzlara ayrýlýyor kayýtsýz müzikler denince kastedilen þey in ne demek olduðunu muhtemelen çoðumuz bilmiyoruz Çünkü hep kaydedilmiþ þarkýlarý dinliyoruz kaydedilmiþ müzikler cover yapýlýyor kiþisel olarak müzik yapýldýðýnda da elektronik olarak çok kolay n Ýlter yüksel ilteryksl@gmail.com fotoðraflar evrim kamalý yaratarak bu müziðe ve sevenlerine katkýsýný sürdüryor bu yýl 21 incisi düzenlenen festival toplam 20 þehirde yapýldý ve yapýlýyor bunlar sýrasýyla denizli antalya konya kayseri mersin adana antakya girne gaziantep diyarbakýr erzurum trabzon ankara edirne Çanakkale balýkesir Ýzmir eskiþehir bursa ve en son da Ýstanbul da bitiyor bu yýl festivalde kenny neal mitch woods his rocket 88s ve samuel james turluyorlar girne de jasmine court otel de 11 ekim pazartesi akþamý yapýlan etkinlikte katýlan herkese unutulmaz bir gece yaþattýlar Ýlk baþlarda yabancýlarýn ortamý doldurduðu görülse de sonrasýnda gelen öðrenci ve yerlilerin katýlýmý etkileyiciydi geceyi samuel james kýrýk güçlü sesi ve tek kiþilik orkestrasýyla hareketlendirdi müziðini savaþ öncesi blues a güncel ve farklý bir yorumla canlý ve normal de kuzey kýbrýs ta duyamayacaðýmýz ilginç tadýyla sundu türkçe birkaç kelime bilen samuel james her þarkýsýndan önce ve sonra nasýlsýnýz iyiyim çok iyiyim acýktým gibi kelimelerle sýcak canayakýn ve etkileyiciydi girne deki gösterisinde sadece gitarla 20 dakikaya yakýn bir performans sergileyerek katýlýmcýlarýn dikkatini çeken samuel in avrupa da yaptýðý konserlerinde gitar piyano banjo ve mýzýka gibi enstrumanlarý kullandýðýný ve multi-enstrümantalist yeteneðini de öðrendik daha sonra sahneyi alan mitch woods his rocket 88s samuel james in aksine çok ve yüksek sesli bir grup olduðunu ilk notalarýnda farkettirdiler yaptýðý müziði rock-a-boogie olarak isimlendiren mitch woods grup isimleri olan rocket 88 in adýný bir araba modelinden aldýðýný söyleyerek baþladý 1940 ve 50 li yýllarýn müziklerinden etkilenen grup performanslarý boyunca herkesin içini kýpýr kýpýr yapan hareketli þarkýlara yer verdi grup üyelerinin her biri dallarýnda çok baþarýlý mitch woods brooklyn de 1951 de doðmuþ ve 11 yaþýndan itibaren piyano çalmaya baþlamýþ deneyimi ve doygunluðu zaten yaptýðý müzikten de anlaþýlýyordu sahnedeki hakimiyeti de katýlýmcýlarla kurduðu iletiþimde de hem çok baþarýlý hem de eðlenceliydi samuel james e göre daha hareketli olan mitch woods his rocket 88s in gösterisinden sonra sýra kenny neal a gelmiþti solist ve mýzýkacý raful neal in oðlu kaydedilebiliyor Ýçten gelen duygularý öylesine sadece dýþa vurmak için müzik yoluyla aktarmak sanýrým primitif zamanda kaldý bence bunlara en büyük örnek de blues dur diðer müzik tarzlarý gibi yozlaþmadan nasibini almýþ olsa da blues çeþitliliðiyle eðlenceli ve hüzünlü melodileriyle halen yapýlýyor halen dinleniyor kýbrýs ýn kuzey kýsmýnda bu týnýlarý canlý duyabilmek pek mümkün deðil clublarýn yarattýðý baskýn kültürün içerisine doðan ve bu ortamda büyüyen gençlikten blues dinlemesini bekleyemeyiz blues dinleyen eskilerin alternatif diyebileceðimiz kadar farklý olan gençlerin ve yabancýlarýn ilgisini çekebilecek yýlda bir kez gerçekleþen bir tek etkinlik var o da 21 yýldýr yapýlan ama sadece son 8 yýldýr kýbrýs ayaðý olan efes pilsen blues festivali canlý blues dinleyebilme olanaðý

[close]

p. 9

17 ekim 2010 pazar pazar 9 aÞinma aðaçlar çocuk ellerini sever rüzgârýn kulaðýmda ezgi hýþýrtýlar kapýmý çalarlar ýsrarla ara köyüm sýskacýktý bedenim ufak canevim köyüm tam varmýþken toprak yollarýna miniðim gözlerini kapar bir koca el topraðýný örter o ak dönemin acý mutlak miras ah tozlu potinlerim ara düþaðzýmdan sýyrýlýp kaçanlar gece cirit atarlar tavanarasý mahkûmlarýyla beynimin ne gören olur ne duyan boþ veririm dolu versem de ne yazar birden bir kasýrga daðýtýr odamý titrerim ýslak dizelere sarýlmaktan aþýnýr zaman ben aþýnýrým zamanda devam olan kenny neal blues efsaneleri lazy lester buddy guy ve slim harpo ile birlikte büyümüþ onlardan ne kadar etkilendiðini sesinden ve sahnedeki duruþundan anlayabiliyoruz 1957 doðumlu kenny kariyerine sadece 13 yaþýndayken baþlamýþ b.b king bonnie raitt muddy waters aaron neville ve john lee hooker gibi blues deyince akla önemli isimlerle ayný sahnede yer aldý efes pilsen blues festivali katýlýmcýlarý 11 ekim pazartesi akþamý yýldýzlarýn altýnda harika bir kýbrýs akþamýnda modern blues un en sevilen isimlerinden biri olan kenny neal ý canlý görme ve dinleme þansýný yakaladý b.b king ve willie dixon þöyle tarif ederler blues u blues müziði yaþamdýr bugün yaþamakta olduðumuz gibi bir yaþam geçmiþte yaþamýþ olduðumuz gibi bir yaþam inanýyorum ki yarýn da yaþayacaðýmýz bir yaþam çünkü insanlarla yerlerle ve olaylarla ilgisi vardýr Ýnanýyorum ki insanlar yerler ve olaylar var olmaya devam ettikçe blues her zaman var olacaktýr hiçbir erkek yoktur ki kadýnlarý seven hayatýnda hiç bir kadýna aþýk olmamýþ olsun hiçbir kadýn yoktur ki erkekleri seven hayatýnda hiçbir erkeðe aþýk olmamýþ olsun ancak bazen iþler çok da iyi gitmez Ýþler kötü gittiðinde iþte bu blues dur fatma akilhoca

[close]

p. 10

10 pazar 17 ekim 2010 pazar cypaibo@g mail.com halil aÐa gÖzlÜk sapi -Ülke tanýtýmý ve çare arayýþlarý için hep yanlýþ öðeler seçiliyor karpaz eþekleri babutsa hasýr sandalye ören yaþlýlar sahil deniz dað lütfen bunlarý geçiniz Ülkenin genel sorununu bu þekilde çözemeyiz güzel yanlarýmýzý hasýr sandalye ören yaþlýlar hariç bu kadar zaman gösterdik hiçbirþey olmadý farklý bir teknik uygulmamamýz lazým o uygulama þu þekilde olacak iki adet devlet memuru sabah dairenin önünde duruyorlar Ýkisinin de bir elinde kahve bir elinde sigara var ve kýbrýs sorununu konuþuyorlar sonra dini kanallarda çiçeðin açýp kapanma sürecini hýzla gösterirler ya iþte o teknikle gün batýrtýlacak güneþ doðacak öðlen olacak gece olacak ama adamlar hep orada konuþacak ve final olarak en alttan çýkan yazýyla tanýtým/çare arayýþý filmi son bulacak yazý ya kurtarýn bizi help us ya da bu Çileyi durdurun stop the chile Ýngilizce cümleler konusunda yardým kabul ederim Çile yi de hususi chile yazalým ki yeni nesli de yakalayalým böyle bir çare bulabiliriz derim ben -Ýnsana kýz ürüne kýz ama ne bileyim yani duyguya da kýzýlmaz be arkadaþým Ýnsan kýsmý deyip istediðin kadar sövüp sayabilirsin giden þerefizse kalan da þereflidir deðil mi peki niye duyguya kýzýyorsun eðer aþka bir ceza verebilseydim onun da benim gibi sevebilmesini isterdim aþka ceza vermek kimin haddine sen kendinde bu hakký nerden buluyorsun modifiyeli araba arkasý yazýsý sen aþka söversen ben sana bugün gördüðüm e-kart ý arabanýn siyah-beyaz resimler ergenliðimize damga vuran kötü bir alýþkanlýktý hiç tanýmadýðýmýz güzel insanlarýn trenden birbirlerinin elini tutmaya çalýþtýðý resimlerle geçti ilk gençliðimiz panayýrlarda topcuk atýp þansýmýzýn yüzümüze gülmesini beklerdik zira o uyduruk posterler çok pahalýydý arkasýna yapýþtýrýrým japon yapýþtýrýcýsýyla 70-75 yaþýndaki iki ihtiyar dudaktan öpüþüyor yanda da aþkýn yüceliðiyle ilgili bir yazý siyah-beyaz seni bu derece hayattan tiksindirebilirim ey duyguya sinirlenen Ýhtiyarlý aþk e-kartlarýndan zevk alanlar o ihtiyarlarýn yerinde kendi nenededelerini görseler ne tepki verirlerdi acaba bence hoþ karþýlamazlardý sen feslikan kokla kahveye mi gidecen ovaya mý gidecen nereye gideceksen oraya git ne bu aþk dalgasý bu yaþtan sonra ayýp siyah-beyaz resimler ergenliðimize damga vuran kötü bir alýþkanlýktý hiç tanýmadýðýmýz güzel insanlarýn trenden birbirlerinin elini tutmaya çalýþtýðý resimlerle geçti ilk gençliðimiz panayýrlarda topcuk atýp þansýmýzýn yüzümüze gülmesini beklerdik zira o uyduruk posterler çok pahalýydý hepsine bir kýlýf uydurabilirim ama 4-5 yaþýndaki erkek çocuðun yine ayný yaþlardaki kýrmýzý þapkalý kýz çocuðunu yanaðýndan öptüðü resme bir açýklama yapamam iþte o bambaþka bir dünyanýn resmiydi Özellikle kýzlar onu almak istiyorlardý Çok zor çok ana muhalefet partisinin herhangi bir þikayetinde hep önde gidenler pos býyýklý arkadaþlar sanýrým pos býyýðý olmayanlar ileri saflara gidemiyor gizem yarattýlar kafamda birtanemiz süperstarýmýz ajda mýzýn þarkýlarýnda kullandýðý bazý cümleleri serdar ortaç ve arkadaþlarý söylemeyi denese ortaya nasýl bir sonuç çýkar merak etmekteyim Örnek verilen sözlerde herhangi bir duraksama detone veya sýkýcýlýk barýnmamaktadýr -o eski þarkýyý yýllar sonra yeniden bir daha söylemek o güzel günleri bir an olsun düþlemek ve özlemek -hangimiz bir aþka giden yoldan geri döndük hangimiz hangi engelden korkup da vazgeçtik aþk yolunda hani hangimiz acý çekmedik Öðle arasýnda iþe yetiþmeye çalýþýyorum hava sýcak ve aylardan ekim yaðmur yaðdýðýný hayal ederken tiksindirici top 10 listesinde baþa oynayacak bir þey gördüm afedersiniz ama adamýn biri gözlüðüyle kulaðýnýn içini temizliyordu yanýndaki adam da ince bir nesneyle týrnaklarýný temizliyordu resmen öyle bir andý o karenin ekran görüntüsünü beynim hemen hafýzaya aldý Üstüne üstük bir de yedekledi ne olur ne olmaz diye beyin fotoðrafýna tekrar bakýyorum bir de ona buna dentetiriyordur o gözlüðü Þamdan ýn zenginlik göstergesi olmadýðý bir dizi evi icat edildiði zaman iþte o an Ýþte o an dünyanýn bütün problemleri çözülmüþ olacak ey dostlarým bir de zenginler evinde hep abiye elbiseyle mi gezer zengin tanýdýðý olanlardan yardým bekliyorum kiþisel geliþim tacirleri þimdi de yemek yemeyi kullanýyorlar ye iç dua et gibi kitaplar görmeye baþladým Önce aç kalýn arýnýn Þimdi de yemek yiyin zevk alýn diyorlar hani yatacak yeri yok derler ya iþte onlar bunlar.

[close]

p. 11

17 ekim 2010 pazar pazar 11 pazar kritik charles glass dünya ucuz bakýr istiyor þirketler kâr istiyor hükümetler vergi istiyor 69 gün boyunca kalplerimiz aileleriyle birlikte çarptý ve yerin 600 metre altýndaki hayatý seyrettik topraðýn o kadar altýnda kýsýlýp kalmak kolay deðil muhtemelen dýþarý çýkmak da 1987 de lübnan da rehin tutulurken içinde bulunduðum koþullar farklýydý fakat benzerlikler de var onlar yerin altýnda 69 gün kaldý ben bir hücrede 62 gün kaldým onlar birbirleriyle ve yukarýdaki dünyayla konuþabiliyorlardý ben yalnýzdým ve hizbullah ýn sorgulayýcýlarýyla nadiren diyalog kuruyordum onlarýn aileleri ölüm ihtimalinden korkmalarýna raðmen hayatta olduklarýný biliyordu benim ailem hiçbir þey bilmiyordu basýn 1980 lerde lübnan da rehin alýnan diðer yabancýlarda olduðu gibi benim hikâyemle de ilgilenmiþti ve bu yýl madencileri takip etmek için Þili ye koþan gazeteci ordusuyla ben de karþýlaþmýþtým basýnýn ilgisi kamuoyunun ilgisinin yansýmasýydý fakat kamuoyunun meraký bir rehinenin býrakýlmasý veya bir madencinin eve dönmesiyle bitmiyor bu insanlarýn psikolojik durumlarýyla ilgili bol bol spekülasyon yapýlacak kârlý film ve kitap anlaþmalarý teklif edilen tek eski rehine ben deðildim ve görünen o ki Þili deki iþ bitirici halkla iliþkilerciler çoktandýr madencilerin aileleriyle temasta umarým iþçiler hikâyelerini anlatarak iyi para kazanýr ve hayatlarýný tekrar riske atmazlar aileler maden þirketine ve Þilili liderlere kurtarmayý ertelemek için mazeret bulma fýrsatý vermediði için medyaya müteþekkir olsa da özel hayatlarýna girilmesi nahoþ olacaktýr oysa göçük altýndaki en yaþlý madenci 63 yaþýndaki mario gomez maden þirketinin modernize edilmesi gerektiðini söylediðinde kimsenin dikkat göstermedi Þili hükümeti maden iþverenleri ve dünya madenlerin güvenliðini saðlamak için çaba göstermedi muhtemelen gelecekte de göstermeyecekler dünya ucuz bakýr istiyor þirketler kâr istiyor hükümetler vergi istiyor birçok arkadaþýmla birlikte zindanlarda çürüdüðümüz dönemde ortadoðu da buna benziyordu kamuoyu bizi kalbine almýþtý her ne kadar dýþarý çýkana kadar bunu bilmesek de abd de adýmýzýn yazýlý olduðu bilezikler daðýtan gruplar kurulmuþtu britanya da yürütülen kampanyanýn posterleri her yere asýlmýþ hükümetin meseleyi görmezden gelmesine izin verilmemiþti fakat rehin tutulmamýzýn altýndaki neden dile getirilmiyordu týpký Þili deki cesur insanlarýn toprak altýnda sýkýþýp kalmasýnýn gerçek nedeninin söylenmemesi gibi ortadoðu ve afganistan da birçok batýlý kaçýrýldý bu tecrübeyi yaþayanlar olarak þunu biliyoruz abd ve onun bir dediðini iki etmeyen britanya bölgeyi istila etmekten vazgeçene dek ve batý Ýsrail in batý Þeria daki sömürgeciliðini desteklediði sürece bu kaçýrmalar sürecek bu kadar basit Þili de güney afrika da rusya da Çin de ve obama yönetiminin güvenlik önlemlerini ihmal eden kömür madeni þirketlerine para cezasýný azalttýðý abd de daha fazla madenci ölecek dünya topraðýn altýnda sýkýþýp kaldýklarýnda iþçilerin derdine düþüyor fakat her gün yüzlerce metre derine inerken ve kömür tozuyla dolu ciðerlerle çýkarken dönüp bakmýyor televizyondan seyrettiðimiz kapana kýsýlmýþ madenciler ve masum rehineler için endiþeleniyoruz ve sað çýktýklarýnda seviniyoruz esaret ölümle sonuçlandýðýndaysa sýrtýmýzý dönüyoruz bunlarýn zaten hiç yaþanmamýþ olmasý gerektiðini çok geçmeden unutuyoruz amerikalý gazeteci 1982-92 arasýndaki lübnan rehine krizi sýrasýnda 1987 de hizbullah tarafýndan rehin alýnmýþtý 14 ekim 2010 çalýntý

[close]

p. 12

yalan söyleyen Çocuk elin deðmesin diye bütün kirlerinde yýkadým ömrümü kadýnlarýn hizasýndan geliyorum neyim varsa heba edilmiþ bir armaðandýr çocuðuma annesinin unuttuðu bir doðum günü pastasý bütün eczanelerde bulunur ve reçetesiz satýlýr bazý ölümler bazýsýnda kadýnlarýn yaralarým toprak baðlar bu yüzden kil tutmaz da kimseye ses etmez ses etmez bir aðlamaktýr bütün ayrýlýklarým ben þarkýdan geçerim yalnýz kendimin bildiði bir þarkýdan kimseye belli etmeden efkârlanýr rakýnýn yanýna hüznümü hüznümün yanýna hiçbir þeyimi en çok da aylardan haziraný Ýçmek deðil benimki hatýrlamaktýr elim deðmez hiçbir kalbe Ömrüm deðemez deðdi dediðim deyimlere kalkar da baþýmý toplarým gövdemden düþer yapraðýmdan aðaçlarým yaz geçer içimden bir yaz ki gýcýrdayan ve hep gýcýrdayacak benim kirim temmuzdadýr sizin eliniz nereye deðer bilmem ki Þimdi anlatsam acý eder mi hiç etmedi ki güle güle çocuk baþka hayat baþka dünya annen ve baban olacaðýz senin ama bu ölüm deðil bu ölüm beceremedik yaþamayý ali doðanbay sahibi afrÝka yayýncýlýk limited editör faize ÖzdemÝrcÝler dizilip basýldýðý yer afrÝka yayýncýlýk limited tesisleri matbaa teknikeri bünyamin nazÝk pazar görsel tasarým erdem yorgunoÐlu e-mail avrupa@kktc.net web sayfasý www.afrikapazar.net

[close]

Other Publications

Comments

no comments yet

YOUBLISHER
About
What Others Say
Sitemap
Impressum

PUBLISHERS
Login
Signup
Tutorials
FAQ
Support

BUSINESS
Overview
Advertising
Support

DEVELOPERS
API

LEGAL
Report a Copyright Violation
Copyright FAQ
Terms of Use
Privacy Policy