p. 1
pazar tarih 10 ekim 2010 yil 5 sayi 288 afrÝkanin ÜcretsÝz haftalik ekÝ fotoðraf evrim kamalý kýbrýstan bir kraliçe lear geçti
[close]
p. 2
2 pazar 10 ekim 2010 pazar pazar defterÝ faize ÖzdemÝrcÝler delitemmuz@yahoo.com fotoðraflar evrim kamalý yýldýz kenter daimi gençlik sonsuz ýþýltý kenter tiyatrosu na ilk gidiþimi hiç unutmam sahnede tek baþýna müþfik kenter vardý kederler içinde bir garip orhan veli veli nin oðlu nasýl unuturum diðer tiyatrolarda olmayan bir atmosfer vardý orada Þapkayý kendine yakýþtýran kadýnlar vardý mesela seyirciler arasýnda vestiyerde paltolar þemsiyeler kürk mantolar hatta ucuz kabanýmý vestiyere sýkýla sýkýla býraktýðýmý gülümseyerek hatýrlýyorum þimdi gülten akýn ýn kimsenin vakti yok düþünmeye dediði incelikleri hatýrlatan bir þeyler vardý orada.Ýstanbulda kenter tiyatrosunda oyun baþlayana kadar kulak kabarttýðým konuþmalarýndan kenterler in oyunlarýyla zenginleþmiþ gönülleri olduðunu anlamamak mümkün deðildi ayrýca duvarlarda benim yeni doðduðu zamanlarda sahnelenmiþ oyunlarýn fotoðraflarý muhsin ertuðrul un imzalý bir portresi koltuklarýn arkasýnda yazýlý isimler dikkatimi çekmiþti ilk gidiþimde zeki müren de dahildi hiç unutmam sonra bunun fikir babasýnýn prof dr talat halman olduðunu öðrenecek bende ve sanýrým genelde oluþan kenterler in çok zengin çok paralý yýldýz kenter i anlatmak kolay deðildir ve haddimi aþarak buna soyunacak deðilim ben de ancak bugüne kadar izlediðim bütün oyunlarý bir yana kraliçe lear bir yana yýldýz kenter in en iyi oyunu olduðu için deðil onun bir mucize olduðunu kanýtladýðý için bir yana mucize diyorsam bunu 82 yaþýnda amuda kalktýðý için söylemiyorum elbet amuda kalktýðý sahnede salondan yükselen alkýþlardan garip bir rahatsýzlýk bile duydum nitekim elim varmadý alkýþlamaya olduklarýna dair algýyý da yýkmýþ olacaktým shakespeare in sonnelerinin usta çevirmeni talat halman yýldýz kenter ile müþfik kenter in kendi özel tiyatrolarýný açmaya soyunduklarý zaman getirmiþ bu koltuk satma önerisini açýlan kampanyada her koltuða bir fiyat biçilmiþ koltuklarýn arkasýna satýn alanlarýn adlarý yazýlmýþ ilk gösterimde bu kiþiler onur konuðu olmuþlar yüzlerce koltuk bu yolla satýlmýþ þöyle-böyle ordan-burdan toparlanan parayla kenterler 1968 yýlýnda hamlet ile yapmýþlar açýlýþý müþfik kenter in savunma sýndan van gogh una bir garip orhan veli sinden nâzým ýna yýldýz kenter in ben anadolu sundan maria callas ýna arzu tramvayý ndan martý sýna uzanan bu olaðanüstü yolculuðun üstünden yýllar geçmiþken gorki yle Çehov la tenesse williamsla arthur miller le hayat bulmuþ ve hayat vermiþ o sahneden sonra hiç kuþkusuz yaþayan en büyük oyunculardan biri olan yýldýz kenter i 2010 yýlýnda 82 yaþýnda burada sahnede görmek çok güzeldi yýldýz kenter i anlatmak kolay deðildir ve haddimi aþarak buna soyunacak deðilim ben de ancak bugüne kadar izlediðim bütün oyunlarý bir yana kraliçe lear bir yana yýldýz kenter in en iyi oyunu olduðu için deðil onun bir mucize olduðunu kanýtladýðý için bir yana mucize diyorsam bunu 82 yaþýnda amuda kalktýðý için söylemiyorum elbet amuda kalktýðý sahnede salondan yükselen alkýþlardan garip bir rahatsýzlýk bile duydum nitekim elim varmadý alkýþlamaya dedim ya bana hep gülten akýn ýn kimsenin anlamaya vakti yok dediði incelikleri hatýrlatan bu olaðanüstü kadýný sýrf amuda kalktý diye alkýþlamak estetik görünmedi bana lirik de deðildi ayrýca bu amuda kalkma sahnesi türkiyede de çok konuþulmuþ olmalýydý ki yýldýz kenter bir söyleþisinde þöyle diyordu herkes amuda kalkma sahnesini benim eklediðimi düþünüyor ama kendimi
[close]
p. 3
10 ekim 2010 pazar kanýtlamak için böyle bir þey yapmaya ihtiyacým yok kanadalý yazar eugene stickland ýn oyununda zaten var olan bir sahneydi bu ne ki stickland ýn yeni bir oyuna hazýrlanan 75 yaþýndaki oyuncu arkadaþý için yazdýðý bu oyun bizzat yýldýz kenter için yazýlmýþ gibiydi bu yüzden oyunun ruhunda var olan mucize nin 82 yaþýnda ýþýðýný kaybetmeden sahnede durmayý baþaran yýldýz kenter aracýlýðýyla seyirciye katlanarak ulaþmasýnda anlaþýlmayacak bir þey yoktu Özelde tiyatronun genelde sanatýn iyileþtirici yanýný anlatma çabasýnda olan bir oyun kendi sanat hayatýnda bunu baþarmýþ olan yýldýz kenter e yakýþmayýp da kime yakýþacaktý biri çok genç diðeri çok yaþlý iki kiþinin birlikte yürüyebileceklerini birbirlerine çok þey verebileceklerini anlatan oyun yýldýz kenter in gerçek hayatýndan bir fotoðraf sunar gibiydi adeta oyunda üçüncü þahýs gibi duran Çellist yýldýz kenter in içsesi olarak sadece çeliþkileri yansýtmýyordu o içsese dokunaklý bir hava veriyordu yazarýn esinlendiði kral lear ýn kendisi de dokunaklýydý fakat farklý bir biçimde hatta alakasýz Çünkü shakespeare in kral lear ý topraklarýný çocuklarý arasýnda bölüþtürdükten sonra hiçleþir kýzý kendi kýzý mýdýr emin deðildir kendisi kral lear mýdýr bundan da emin deðildir kral lear þöyle seslenir beni tanýyan kimse var mý burada ben lear deðilim herhalde lear böyle mi yürür böyle mi konuþur gözleri nerede lear ya bunadý ya beyni uyuþtu da anlayýþý kalmadý uyanýk mýyým ben olamaz biriniz söyleyemez mi bana ben kimim ona soytarýsý cevap verir lear in gölgesi kral lear yaþlanan ve iktidarýný kaybeden bir kralýn trajedisini anlatýrken kraliçe lear yaþlanan bir oyuncunun mucizevi bir biçimde ayakta kalmasýný anlatýr yazar kral lear ý baþarýyla kraliçe lear a dönüþtürebildiyse bunda shakespeare nin sonsuzluðunun da payý vardýr kuþkusuz ancak kanadada yazýlmýþ bir oyunun özel olarak yýldýz kenter için yazýldýðýný zannedebiliyorsak bu da yýldýz kenter in içinde bir deðil binlerce kadýn olmasýndandýr nitekim oyunun galasýný türkiye de seyreden stickland da oyunu seyrettikten sonra aslýnda oyunu sizin için yazmýþým diyordu yýldýz kenter e bu da yýldýz kenterin her kadýn rolü benim için yazýlmýþ gibi geliyor demesiyle örtüþüyordu bunu geçmiþten bugüne canlandýrdýðý kadýn karakterlere bakarak da anlamak fazlasýyla mümkündü ayrýca yýldýz kenter 1964 ten beri sahnede 82 yaþýnda bedeni incecik esnek sesinde 80 li yýllarda ne var idiyse 2010 yýlýnda da o var daimi gençlik sonsuz ýþýltý keder ile sevinç arasýnda gidip gelen müebbet bir hüzün denize bakan bir evde yaþadýðýný düþünürüm nedense balkonu silme çiçek bir köþede piyano vardýr büyük ihtimal pencere önünde sallanan iki koltuk bir tanesinde yýllarca kendisi gibi oyuncu olan eþi Þükran güngör oturmuþ epeydir boþ ama o hâlâ orada selim Ýleri nin bir romaný olabilir koltuðun yanýndaki sehpada daðlarcanýn bir þiir kitabý melih cevdet andayýn ya da pazar 3 yildiz kenter benim bir dinim de sanattýr baktýðýnýzda bütün televizyonlarda her yerde bir cývýklýk var sanat anlayýþýnda bir çöküþ var kalabalýktan mý oluyor diye düþünüyorum toplumlar kalite ve seviyeyi kaldýrmaz hale geldiler ne çalarsam bu sazla çalýyorum ses bu alet bu hepsini bununla halletmek mecburiyetindeyim piyanist flüt gibi çalamaz bunun için hep kendimi oynuyorum bendeki azim o Çöl faresinde ki azim deðil mi bende o hürrem sultan ihtirasý yok mu bende maria callas daki sanatçý kumaþý yok mu yalan söylemeyen insan var mýdýr Öfkelenmeyen insan var mýdýr Ýntikam almak istemeyen insan var mýdýr ama insanlar oyuncudur herkes oyuncudur tiyatro oyuncusu kendisini idare etmesini bilen kiþi demektir gündelik hayatta bazen karþýmýzdakinin suratýna þunun suratýna iki tane indirsem diye içinden geçirdiðin anda tutuyorsun kendini ve gülümseyerek evet efendim diyorsun o an içinden bir þeyler geçiyor belki ama tutuyorsun kendini Ýyi oyunculuk ve uygarlýk budur benim hayatým piþmanlýklarla doludur her yaptýðýma piþman olabilirim niye öyle baktým niye bu kelimeyi kullandým niye güldüm yani böyle ufak tefek þeylerden hep bir kuruntu yaratýrým bu oyunculuktan kaynaklanýyor Çünkü kendimi çok gözlemliyorum çok izliyorum nasýl oturuyorum dik mi duruyorum böyle oturunca nasýl görünürüm bir sürü detay bir de duyuyorum da mesela türkçe nin nasýl konuþulduðuna deðerlendirildiðine tanýk olmak beni her zaman mutlu etmiyor Çocuklara da hep söylüyorum türkçe çok güzel bir dil farkýnda deðiliz farkýnda olmak diye bir ders koymak lazým aslýnda Çokönemli bu farkýnda olmadýðýmýz pek çok þey var ama farkýnda olmayý öðrenmeli ve fark ettiðimiz zaman da fark atmalýyýz bakýnca görmeliyiz kendimle devamlý münakaþa halindeyim ama kendimi seviyorum yoksa sabah kalkýp bilmem ne kadar süre saçýmý fýrçalamam bu yaþta tuhafýma gidiyor hâlâ hâlâ hâlâ araba kullanýyor musun kullanýyorum hâlâ mý yürüyüþe çýkýyorsun Çýkýyorum hâlâ mý otur artýk ya niye oturayým Ölümü mü bekleyeyim kaybede kaybede gittiðimizi kabul etmek lazým ama elimizden gelenleri yapmamak niye gülümseyerek gitmeli baþka çare yok kendime dolu dolu ayýrdýðým zamaným çok az oldu mesela geçen sene prag a gitmek istedim ve gittim Ýnanýlmaz büyülü bir þehirde sadece müzeleri dolaþarak koca bir hafta geçirdim Þatolar müzeler sergiler çok güzeldi bu bahar da vietnam a gitmek istiyorum tiyatro sayesinde ayaktayým sanatla uðraþmak insanýn ömrünü katlar buna inanýyorum benim bir dinim de sanattýr sanata inanýr ve güvenirim sahne heyecaný geçmez sahneye çýktýðým zaman sýrtýmda bir çuval yumurta taþýr gibiyim yaþým 81 sahneye çýktýðým zaman yaþsýz olduðumu hissediyorum hep bir dahaki sefere daha iyi yapmak için çabaladým.mutlu yaþamak ürüterek yaþamak demek ve sevdiði bir iþi yapmaktýr tiyatro beni býrakýr ben onu býrakamam tiyatroyla aramdaki bu aþk olmasa bazý koþullara imkaný yok dayanamazdým Þu an evde tek yaþýyorum ama yalnýz deðilim kitaplarým müziðim bilgisayarým var Þikayetçi deðilim Þükransýzlýðýn acýsýný yaþýyorum o ayrý din bizim evimizde hiç söz konusu olmadý herkes kendi tercihleriyle yaþadý ben de öyle gerçekten dine inananlara saygým vardýr bunun kiþisel güç politik araç olarak kullanýlmasýna karþýyým din herkesin kendisi ve allah ý arasýndadýr benim dinim vicdandýr seyirci artýk düþünmek istemiyor düþünmek çok eðlenceli bir iþtir Ýnsanlar sadece kahkaha atarak gülmek istiyorlar evet gülmek çok güzel bir þey ama gülmek de ciddi bir iþtir türkiye de neden bernard shaw oynanmaz oynanmaz çünkü baþka türlü bir espri anlayýþý var amerika ya
[close]
p. 4
4 pazar bir rock cunun anýlarýndan kesitler 10 ekim 2010 pazar ulasbaris@gmail.com ulaþ barýþ Ýlk sahneye çýktýðýmda çok heyecanlandýðýmý hatýrlýyorum nostalji bar da 6 kiþi vardý Çok deðil sadece birkaç hafta içinde sayýnýn önce 100 lere sonra 200 lere dayandýðýný hatýrlýyorum doors her zaman sevilen bir grup olmuþtur kýbrýslýlar arasýnda bunun jim morrison dan kaynaklanan bir durum olduðu muhakkaktýr riders ile the end parçalarýnda uçardý millet bir bakardýnýz sahnede benimle birlikte dönen 5-10 kiþi herkes jim morrison caným iþte e adam büyük ulu ve geniþ hepimize yeter hepimiz jim morrison uz bugün iþten eve gelirken radyo dinliyordum güzel bir parça çalýyordu ronnie james dio dan holy diver rahmetli dio ne güzel parçalar yaptý ne büyük adamdý huzur içinde yatsýn o parçayý severim onun için sonuna kadar dinledim daha sonra ne çalacak diye beklerken birden tanýdýk bir ses duydum radyodan bu ses kadim dostum hasan belen in sesi idi hasan radyo mayýs ta program yapmaya baþlamýþ Çok sevindim eski dostlarý iþ baþýnda görmek iyi bir þey gerçi program boyunca en azýndan benim dinlediðim yaklaþýk 30 dakikalýk süre içinde sadece bir kere konuþtu ama olsun doðrusu benim için güzel bir lefkoþa-girne yolculuðu idi ne güzel parçalar çaldý hep klasik o çaldý ben düþündüm o çaldý ben hüzünlendim yaþlanýyor muyum ne duygusallaþtým da bir ara hasan ýn çaldýðý parçalardan birisi de doors dan riders on the storm du benim sahnede söylediðim ilk parça Üstelik o þarkýda davulu çalan da kendisi idi belen revolver in ilk bateristi idi biz ona biraz da muziplik olsun diye düðün hasan derdik neme lazým düðün ritminde usta idi sonradan vazgeçti müzikten öðretmenlik yapýyor þimdi tanýdýðýmen yurtsever insanlardan biridir hiç su katýlmamýþ yüreði geniþ alabildiðine komik esprili bir adam iþte o grupta bizim cengiz erdem de vardý ona da deli cengiz derdik bas gitar çalardý cengiz fena da çalmazdý hani belki bu iþi seçse saðlam bir bascý olabilirdi Þimdi düþünüyorum da bu cengiz bir gram bile deðiþmemiþ ayný esrarengizlik devam kýbrýs ta parmakla gösterilecek bir yazardýr onun gibi bir deðerimiz var diye ne kadar övünsek azdýr severim cengiz i muhabbetleri klastýr o da koptu müzikten en azýndan artýk bas çalmýyor ya da evinde çalýyordur bilmiyorum görünce soracaðým bir diðer nevi þahsýna münhasýr kiþilik emre karahasan dý o grupta emre ye jimi derdik sebebi de ritim gitarý tersten çalmasý idi jimi hendrix de öyle çalar ya ondan esinlenmiþtik jimi da gerçeði gibi solaktýr uzun zamandýr görmedim ama geçen gün sevgili eþi asu yu ve yakýþýklý oðlunu gördüm rum tarafýnda e biliyorsunuz kýbrýslýlar artýk birbirlerini rum tarafýnda görebiliyor bu tarafta kalabalýktan birbirimizi seçemiyoruz jimi yi uzun zamandýr görmedim ama onu hep tebessümle anarým o efsanevi beþlinin diðer elemaný da Ýlhan dý hatýrlýyorum da Ýlhan revolver sahneye çýktýðý gün daha çiçeði burnunda bir gitaristti adamda yetenek vardý yavru akbaba idi o zamanlar Þimdiki gibi kaþarlanmýþ deðildi haliyle sonralarý onunla devam ettik revolver de sonra yollarýmýz ayrýldý ama yine beraberiz kurtuluþ yok bu adamdan enver de çalardýk o zamanlar enver in nostalji barý o zamanlar çok ekzantrik tiplerin müdavimi olduðu bir yerdi Þimdilerde nostalji lefkoþa da bir rock mekaný olabilmiþse revolver in yaktýðý ateþin sonucudur bu diðer emeði geçenleri de unutmamak lazým ama ilk bizdik iþte yani þimdi bu ülkede gerçek rock müzik yapan ilk grup kimdir tartýþmasýna girmeyelim revolver tam anlamý ile repertuarý baþtan rock parçalarý ile dolu ilk gruptur amacým hayatýmý etkileyen parçalarý yazmaktý hatta hasan ýn programýný dinlerken yazýyý da kafamda yazmýþtým Þimdi ise gördüðünüz gibi aklýma baþka þeyler geliyor sanýrým bir kayýt cihazý alýp düþündüklerimi o an kaydetmenin zamaný geldi yaþlandým bunadým unutuyorum geçen gece gene oldu yatakta yatýrken aklýma bir yazý geldi sabah yazarým dedim sonra unuttum böyle yapmamalýyým ilham perisi kolay gelmiyor hayatýmý etkileyen parçalar dedim ya sahnede ilk söylediðim parçadan baþlayým o zaman riders on the storm-doors aslýnda sahne deneyimim çok daha eskilere dayanýr sahnede ilk söylediðim þarký yanýlmýyorsam altýparmaklar eþliðinde barýþ manço nun arkadaþým eþþek þarkýsýydý yanýlmýyorsam diyorum zira 12 yaþýnda bir çocuktum altýparmaklar ýn revaçta olduðu zamanlardý o geceyi hatýrlýyorum göçmenköy de dayýmýn oðlunun sünnet düðünündeydik detone olmuþ sesim hâlâ daha kulaklarýmda zira altýparmaklar þarkýyý bilmiyordu ha yani koca adamlar yanlýþ çaldý da mý detone oldum muhtemelen riders 1994 te sahneye çýktýðýmda söylediðim ilk parçaydý nostalji de benim de gruba dahil olduktan sonraki ilk programýmdý aslýnda revolver i kuran osman kalfaoðlu dur Ýsim babasý da odur Ýsim beatles ýn efsanevi albümü revolver den gelir osman sonra gruba Ýlhan ý da almýþ ikisi beraber program yapmaya baþlamýþlardý 3-5 program sonra osman okul açýldýðý içi vazgeçmiþ Ýlhan da gel sen söyle demiþti Þimdi havaya girer bu akbaba Ýlhan ama gerçek bu Ýlk sahneye çýktýðýmda çok heyecanlandýðýmý hatýrlýyorum nostalji bar da 6 kiþi vardý Çok deðil sadece birkaç hafta içinde sayýnýn önce 100 lere sonra 200 lere dayandýðýný hatýrlýyorum doors her zaman sevilen bir grup olmuþtur kýbrýslýlar arasýnda bunun jim morrison dan kaynaklanan bir durum olduðu muhakkaktýr riders ile the end parçalarýnda uçardý millet bir bakardýnýz sahnede benimle birlikte dönen 5-10 kiþi herkes jim morrison caným iþte e adam büyük ulu ve geniþ hepimize yeter hepimiz jim morrison uz bilirsiniz riders on the storm ayný zamanda o efsanevi filmin de açýlýþ parçasýdýr ah ah nerde o eski sahneler o eski seyirciler boss yýldýray ve taþkent bareasý göçmenköy bareasý yeniþehir bareasý ne alemler ne geceler smoke on the water-deep purple Þimdi bir hesap yapsak ben iddia ederim ki bu þarkýyý dünyada benden daha çok bir tek ian gillian söylemiþtir yani 94 ten beri kendi programlarým veya misafir olarak gittiðim programlarý da sayarsak senede 75-100 defa sahneye çýkmýþ olsam 16 yýlda 1300 kereden fazla söylemiþ olurum ian gillan kaç kez söyledi ki senede 150 konser verse 4500 e tamam yahu yakýn sayýlýrýz bu þarký amma da çok sevilir kýbrýs ta ne zaman nerde çalsanýz illa birileri vardýr size eþlik eden ne hoþ bir giriþi var herkes bir çýrpýda öðrenir ama herkes çalamaz doðrusu en iyi Ýlhan çalar gibime geliyor ne de olsa eskilerden hatýrlarým bu parçayý en çok güzelyurt ta severlerdi biz da az puþt deðilik tabii sonunda bir çýðlýklar atardýk insanlar deli olurdu o zamanlar çýðlýk modasý vardý Çýðlýk attýn mý tamamsýn demekti Þimdi da atarým sinirlendirmeyin
[close]
p. 5
10 ekim 2010 pazar beni son zamanlarda nedense çok dinler oldum smoke u benim çocuklar da çok sever arabada kafa sallar gezer dururuz iþte one-metallica metallica nýn bizim kuþaðýn hayatýnda çok önemli bir yeri var bir çok insan için metallica nothing else matters tir unforgiven dýr ama bizim için çok daha eskidir Ýlk duyduðum þarkýlarý harvester of sorrow du en çok sevdiðim one dýr kelimeler yetmez bu þarkýyý tasvir etmeye klibi de çok saðlamdýr çok sevilmesinin bir nedeni klibi olabilir hatýrlýyorum sene 1988 gece evde rock saati programýný seyrederdim Þimdiki gibi bas internetten insin yok o zamanlar kaset var hatta kasetçi hacet var sadece o ne getirirse onu dinlerdik saxon warlock wasp gibi gruplarla onun sayesinde tanýþtýk neyse o gece oturmuþum programý seyrediyorum saat gecenin 1 i mi ne birden sunucu hâlâ ayný adam sunar programý hem de ayný jingle üstünde geçen haftalarda izledim dedi ki aylardýr býkmadan bana yazdýnýz bu þarkýyý istediniz taa almanya dan akrabalarým vasýtasý ile buldum getirdim dedi ve baþladý one hatýrlýyorum da ne delilikti aðlardým gözyaþlarý içinde kafa sallardým bizim rock culuðumuz öyle akvaryum rock culuðu deðil yeðenim doðmacadan bu parçayý sahnede çalmak hiç nasip olmadý e tabii her ne kadar bizim bateristler lars ulrich için burun kývýrsalar da göt ister çalmak o davullarý gitarlarda kolun kopabilir 7 kûsur dakikalýk þarký sonuçta i don t need no doctor-wasp dedim ya ya kasetçi hacet ya da hiçbir þey hacet abinin dükkâný bizim evin ordaydý sürekli gittiðimiz bir yerdi böyle dizi dizi zeki müren plaklarý filan vardý orda hacet abinin sesi ince perdeden karýsýnýn sesi ise þaka gibi ama tam bir bas sesidir neyse buralara girmeyim devamlý gider dururduk o dükkâna aldýðým ilk albüm wasp ýn live in the raw albümüdür i don t need albümün ikinci parçasýydý offfff ne gof parçadýr ilk dinlemede âþýk olmuþtum yani ortalama bir ortadoðu þehrinde büyümüþ bir çocuk olarak benim ne iþim olabilirdi wasp ve onun deli solisti blackie lawless ile blackie dediðin adam sahneden pantolonundan havai fiþek fýrlatan bir kümes civcivi ezen manyaðýn teki Þimdi düþünüyorum da allah tan ona özenmemiþiz her þey iyi de hacet napmaya bulup getirdiydi o albümü acaba gene da çok teþekkürler hacet abi bizim Ýlhan da sýký wasp cýdýr hatta benim bildiðim tektir piçin bir da t-shirtü vardý o zamanlar sürekli onu giyer beni kýskandýrýrdý nasýl oldu da bir tek þarkýsýný bile çalmadýk bilmem Ýlhan bence ilk projemizde bir parça çalalým wasp tan aklýnda olsun big city nights-scorpions scorpions u yýllar sonra canlý izleme fýrsatý bulduðumda ilk dikkatimi çeken þey klaus meine nin sesinin bir gram bile eskimediði olmuþtu hani dereler ya keman gibi ses iþte klaus abim de öyle bir sese sahip bundan 23 yýl önce bir sabah hacet in dükkânýndan grubun world wide live albümünü aldýðýmda yýllar sonra bu grubu canlý göreceðimi hiç düþünmemiþtim yaþarcan kardeþler hakan ve tuðrul ile bu parçalarý deli gibi dinlediðimizi hatýrlýyorum onlar da bizim mahallede kalýrlardý anneleri hâlâ orda kalýr Özellikle hakan ile benim favori parçamýzdý big city elimizde birer süpürge deðneði habire kafa sallar söylerdik biz hakan ýn odasýnda bunu yaparken yan odada da ablalarý yonca julio abimizden natalie yi dinlerdi saðlam bir julio iglesias hayraný idi geçinir giderdik iþte bugün hâlâ heyecanla dinler hepsini ayrý ayrý severim bazen keþke o günlere geri dönebilsem diye düþünür içimi burkarým hey gidi kahpe gençlik nerdesin sanýrým bu þarkýlarý dinlerken ayný hazzý aldýðým sürece hep içimde olacak belki de rock asla ölmez demeleri de bundandýr pazar b y ali doðanwsa rg .o ali@ultracro sene bin sekiz yüzlerin son zamanlarý mevzu fransanýn ren nehri kýyýsýnda bir kasabada cereyan eder bu yalan sanki be halil halilin büyükçe dedesinin ismi de halildir halilin buna dair ciddi belgeleri olduðu doðrultusunda iddialarý vardýr ve aile aðacý kuralý herhangi bir dala diðer dalýn adý veriliyor halil dede böyle mi seslensek lan halil o dönem filinta gibi delikanlý kemancý kemancýlýk diye bir iþ olabilir neden olmasýn rönesans yaþanmamýþ mýydý o devirde ve aristokrat aileden zengince zengin mi desek bir kýzla aþk yaþamaktadýr geride kalan hikâyeyi okuyalým bari on dokuzuncu yüzyýlýn son yarýsý avrupa þekil ve þema deðiþtirirken -ki bir yüzyýl evvel fransýz devrimi vermiþ gazý demokrasi insan haklarý eþitlik diyor baþka bir þey demiyor avrupalý karl marx o esna ortalýðýn amýna koymuþ iþçiler bilinçlenmeye küçük burjuva kanatlanmaya baþlamýþ ne ulan bu zenginlik devamlý zenginden al zengine ver ne biçim düzen bu hep düzülen biz gýcýk oluyor avrupa o sýralar burjuvaziye ver allah ver fakat henüz geçiþ halindedir böyle bir anda ne iþi varsa oralarda halil fransýz asýllý bir türk kýzý müenna ile mektup yordamý aþk büyütüyor halil yalan söyleme ne asýllý olduðu belli deðil ayrýca müenna sevimsiz bir isim müenna diye bir kadýn sevilmez ki umurlarýnda deðildir burjuvazinin ve iþçilerin ve düzenin ne dediði ren nehri kýyýsýnda aðacýn altýnda gizlice buluþur saatlerce halilin dizinde yatar müenna saçlarýný halile okþatýr zaman zaman okþamalar baþka okþamalara yol açar müenna þöyle der -senden baþkasýna varmam ben eðer olur da evlenirsem beni bu aðacýn altýna gömsünler ben bir þey diyeceðim halil bu sanýrým senin düz türkçe dil Ýnkýlâbýn on dokuzuncu yüzyýlýn son yarýsýnda varmam denmeze sanki halil sorar -neden?nereden çýktý bu lakýrdý cýk lakýrdý iyice bokunu çýkarttý lakýrdý demekle kelimeyi eskitemiyorsun olmuyor hikâye bütün endamýný yitirdi halil senin dede giderek can çekiþiyor mektuplaþmalarý müennanýn hizmetçisi tarafýndan yapýlmaktadýr hayalimizde zenci ve þiþko ve çirkin bir iþçi kadýn canlanýr hizmetçi halilin yazdýklarýný müennaya müennanýn yazdýklarýný halile iletir gel zaman git zaman gelen mektuplar gidemez gidenlerin çok kýsmý dönemez olur bir yerden sonra halil müennadan mektup alamaz olur halil bilmiyordur ama müenna babasý tarafýndan aristokrat bir beyefendiyle evlendiriliyordur dedenin siyasi bilinci mevcut olsaydý devrimci bir iki iþçi yoldaþý olurdu basardý sarayý kaçýrýrdý kýzý halil habersizdir müennanýn babasýna baþka birini seviyorum baba diyememesi yüzyýlla ilgili bir sorun mu kemancýya kýz mý vermiyorlar lakin en fenasý þu halil o düðüne kemancý olarak katýlýr ki yedekten kazanmýþtýr düðünün seçmelerini baþka kemancý ayak bileðinden sakatlanýnca on altý 5 hÝkÂye hÝkÂyedÝr ÝÞte numaralý sýrt formasýyla girer oyuna yazýk felek sevimsiz bir þaka bir iki saat sürer danslar halilin içi bu bir iki saat içinde yanmaya baþlar nasýl yanmasýn sevdiði kýzýnýn düðününe akort yapmaktadýr ne çalsa efkâr makamýnda gelin ile damat dansa kalktýklarýnda halil de öne doðru atýlýr madem efkârýna oynuyoruz kemansýz olmaz diye baþlar çalmaya halk bu kemancýyý çok sevmekte o çaldýkça baþka bir þarkýya geçmesi için alkýþ tutmaktadýr ama hiç alkýþ tutulacak hal deðildir her devirde sanatçýyý anlamak zordur bu olsa gerek Þu anda alkýþlamamak lazým ey halk yuhalamak lazým halil anlatýr ki aynen yazýlýr bilmiyorum ne oldu birdenbire kalýn re telim koptu fakat aldýrýþ etmiyorum ki tel üzerinde renin vazifesini görüyorum Öyle heyecanla çalýyorum k,i salon sessiz beni dinliyorlardý re mi fa gittikçe coþuyorum müennayý karþýmda sakin gördükçe deli gibi çalýyorum fakat biraz sonra fa telimde koptu kemanýmda bir tel kaldý bütün halk bana hayretle bakýyorlardý bir tel üzerinde re mi fa tellerinin vazifesini do teli görüyor durmadan çalýyordum herkes bana hayran hayran bakýyordu ben gittikçe bir tel üzerinde ümit edilmeyecek sesler çalýyordum ey hat birdenbire do telim de koptu salonda bir sessizlik baþladý bir defa müennaya baktýðýmý bilirim artýk kendimi bilmiyorum kemanýmý kaldýrarak þiddetle yere vurmuþum biraz sonra beni kaldýrdýlar neþe devam etmekte imiþ müenna salonu terk etmiþ halil ciddi bir türkçe problemi yaþamaktadýr dahi anlamýndaki de ayrý yazýlýr ve ikilemeler arasýna virgül konmaz henüz türk dil kurumu ortada yoktur týpký yaþadýðý aþký gibi türkçesi de yerle yeksandýr bu yer ile yeksan arasýnda bir yerde müenna bir odaya giderek tarihe en acýklý ve en melodram vasiyetname olarak geçecek o yazýyý yazar hikâye aynen þöyle sürer dedenin kayýtlarýndan aynen yazýldýðý gibi halil bey aþkýmýzýn en sevimli günlerinde aramýzda giren bu bedbah adama acýyorum benden daima aþk arayan bu zavallýya açýmak insanlýk demektir halbuki biz birbirimizi unutmamak için bir gece uzun selvi aðaçlarýnýn altýnda söz verirken ay yýldýz ve rüzgar bizi seyrederken uzaktan gördüðün o kara daðlarda þahitimizdir biz bir birimizi asla unutmayýz göreceksin halil bey þimdi niþanlýyým fakat mesut olmayacaðým beyaz tenime sizden baþkasýný asla dokundurmayacaðým eyer bir gün beni hatýrlarsan sana ihanetlik etmediðimi kemanýnla semalara duyurt benden uzakta olsan da kemanýnýn sesini semadan duyarým bu can senin için doðdu senin için ölecektir benim için artýk yaþamak yoktur halil bey bu gece dinlediðim o hazin kemanýn sesi seneler geçse de mezarýmda aksedecektir beni unutma her gece seviþtiðimiz o uzun selvi aðaçlarýnýn altýnda kemanýnla seni beklerim beni seviþtiðimiz selvi aðaçlarýnýn altýna gömmeleri için babama vasiyetnamemi yazdým seni her gece orada beklerim halil bey Þunu da unutma ki mezarýmda kemiklerim senin aþkýnla teremmüt edecektir sen benim ilk ve son erkeðimsin senin için göçük yaþýmda dar gelen ebedi mezarýma giderken yine senin oldum ve ebediyen seninim size olsun son mektubum yadigâr sevgim mezarýmda kemiklerini smoke on the water bu þarký amma da çok sevilir kýbrýs ta ne zaman nerde çalsanýz illa birileri vardýr size eþlik eden ne hoþ bir giriþi var herkes bir çýrpýda öðrenir ama herkes çalamaz doðrusu en iyi Ýlhan çalar gibime geliyor ne de olsa eskilerden son zamanlarda nedense çok dinler oldum smoke u hey gidi kahpe gençlik nerdesin sanýrým bu þarkýlarý dinlerken ayný hazzý aldýðým sürece hep içimde olacak belki de rock asla ölmez demeleri de bundandýr
[close]
p. 6
6 pazar 10 ekim 2010 pazar arar sizin için canýný seve seve bu koça nehirde boðan sevgiliniz müenna 1868 renzelize halil pek inandýrýcý olmamakla beraber dedenin makûs talihsizliði bütün eski türk filmlerinde de var olan sebep-sonuç iliþkisidir Çünkü esas kahraman hep sonuçla ilgilenir hiçbiri sebep ne diye sormaz sebep ne diye sorsa film bitecek ondan mý korkuluyor ee sonra halil müenna hýzla koþarak arabasýna biner araba da mý mevcut o zaman son sürat frensiz pedalsýz atar kendini ren nehrinin suyuna olay duyulduðunda herþey açýða çýkar müennanýn pederi madem seviyorlardý neden söylemediler evlendirirdik deyince ister istemez herkesin aðzýndan has siktir çýkar halile ne olduðu resmi kayýtlarda da bilinmemektedir birinci rivayete göre kendisini ren nehrine atar Ýkinci rivayete göre delirir ve kýbrýs adasýna kaçar Üçüncü rivayete göre bir daha keman çalmaz fakat ren nehrinin kýyýsýnda söylenir ki aðacýn altýnda iki mezar sahipsiz yan yana yatmaktadýr yine söylenir ki biri müennanýn diðeri halilin mezarýdýr 12 ekim 1944/maraþ asker mektubu halen gÖrÜlmemÝÞtÝr Ýrfan oðlu cemil sene bin dokuz yüz kýrk biþey yazýcý asker Önüne bir daktilo koymuþlar cemilin önüne koyulacak en son þey daktilo silahýndan daha çok sarýlmýþtýr daktilosuna daktilo-anlatma sýkýntýsý vatan borcuyla çok örtüþük hikâyeden geriye kalan hikâyedir iþte ama hikâyenin içindeki adlarýn sahipleri nedir kimdir sorularý da bir mektuptur ve halen görülmemiþtir selma geçer bir gün askerin yanýndan sene bin dokuz yüz kýrk biþey göz hizasýna bakýnmak ayýp deðil bakabilene bakarlar baþlar hikâye cemil mektup yazar selmaya selma mektubunu yanýtlar cemilin bakýnýz tek bir merhaba yok aralarýnda tek bir konuþmaca yok sade gözleri deðdi yolun baþýndan sonuna ama sene bin dokuz yüz kýrk biþey yetebiliyor sevmeye selmanýn yanýnda hep mektubu al mektubu götür arkadaþý var bazý geceler oturup asker çocuktan konuþurlar hepsi için lazým gelir bir arkadaþ cemil mektuplar ve cümlelerin boylarý uzadýkça aþkla baðlanmaya baþlar selmaya elbet mektup varsa bir aþkýn içinde hikâye daha bitmemiþtir hatta yepisyeni bir hikâye baþlýyordur yaðmurlu bir þehir akþamý ilk kez yan yana gelirler her aþkýn sýðýnaðýdýr aðaç bir aðacýn altýnda konuþurlar cemil dudaðýndan öper ve asker mektubuna þöyle kaydedilir hikâye sanki ayaklarýnda derman yokmuþ gibi leman elinden tuttuðu halde yürümek istemiyordu leman daima yolun üzerini gözetliyordu bu fýrsatý kaçýrmamak için -bir daha belki nasip olmaz bütün kuvvetimi sarf ederek selmayý bir daha elinden tuttum bana doðru çektim leman farkýnda olacak ki bizden birkaç adým geriye çekildi selma ile yeniden kucaklaþtýk bana öyle sarýldý ki hiçbir kuvvet benden ayýramayacak gibi Ýnce dudaklarýný dudaklarýma deydirdikçe aradan çýkan þapýrtýlar yoldan geçen biri olsa muhakkak ki durmasý lazým gözcümüz leman çok iyi idare ediyordu Ýnçir aðacýnýn altýnda ayakta on beþ dakikadan fazla birbirimizden ayrýlmak mümkün olmuyordu birden bire leman yere oturun o iki suvari askeri yine geçiyor dedi selma ile birlikte yere oturduk inçir dallarýndan gördüðümüz istifade bize bugün çok güzel bir sahne geliyordu selma diðer buluþmada cemilin paltosunun gözüne bir mektup iliþtirir tek göz umut pembe panjuru olan bolca çocuk sesine mahsus bir mektuptur bu sevgili cemilim seninle tanýþtýðým gün dikkatle yüzüne baktým ahlak ve terbiyeni kavramakta geç kalmadým o anda anladým ki sen tam benim aradýðým erkeksin temiz ahlaklý ciddi asil terbiyen ve ince zekân eþsizdir hülasa beni mesut edecek bütün huylar sendedir beraberce kuracaðýmýz yuvanýn hiçbir zaman sarsýlmayacaðýna büyük inancým vardýr eðer sen beni seviyor bana itimat ediyorsan bu izdivaç teklifini kabul et de ona göre tekbir alayým bekâr olduðuna inanýyorum annem babam beni size vermeyecek olursa ben kararýmý dünden verdim sizinle gideceðiniz yere kadar üzerimdeki siyah entariyle gitmeye hazýrým cemil bey kararýný ver saat üçte bekliyorum dört gözle sizi seven ilk âþýk selma cemil ne diyeceðini bilemez çünkü sene bin dokuz yüz bilmem kaç ve bilinmemektedir aþkýn týkandýðý yer cemilin maraþta kalmasýna imkân yoktur selmanýn ise onun gideceði yere gelmesine Çünkü o zamanlar gidilecek istikamet sevenlerden çok aileye baðlýdýr saat üçte ve dört gün boyunca bütün üç olan saatlerde dört gözü de kör ederek gitmez oraya cemil Çünkü mektubu kýrpýp eliyle ovuþturduðunda bir duvar dibinde gözyaþýyla aðlamaktadýr dört gece sonra umutsuzca umudunu kursaðýnda býraktýðý selmasýnýn yanýna gider cemil elinde bir demet umutla parlatýlmýþ sözcükle selma beklemiþtir hep beklemiþtir selma çok neþelidir çünkü gelmiþtir cemil cemil neden dört gündür aramýyordun ah siz erkekler daima üstte kalmak istiyorsunuz siz erkekler kurnazsýnýz selma her günkünden daha neþeli idi fakat biraz sabretmeli ve sebebini anlamalý selma bugün çok neþelisin neden -güldüðün zaman odanýn içini neþelendiriyorsun sende bir tuhaflýk var selma söyle bana bunun sebebini -bekle biraz þimdi anlarsýn -söyle diyorum -yolculuk var yolculuk var -nereye -seveller diyarýna -doðru söyle selma nereye -seveller diyarýna dedim ya -selma benim ile alay etme -selma bir yere mi gidiyorsun -ne münasebet -yolculuk var diyorsun.nereye -seveller diyarýna -nerede bu seveller diyarý -Çok uzakta deðil bir gecelik yolda -caným söylesene -söylemeyeceðim ta ki bilesin fakat biraz sonra selmanýn gözleri parladý:
[close]
p. 7
10 ekim 2010 pazar pazar olacaðýndan burasýný terçi ediyorum anne inan baba selma çok güzel senin istediðinden daha güzel bir selmaydý ne yazýk ki sana onu gösteremeyeceðim onun için daha fazla söylemek istemiyorum anne bu talihsiz cemili sen ne gün dünyaya getirdin bilmem ki hiçbir gün talih yardým etmiyor anne geliyorum fakat bir genç gibi deðil anne artýk yýprandým yaþým ilerliyor hayat söndü her þey maf oldu sen her aþýkýn derdine devasýn söyle gece söyle diyorum benim bu gençliðim böyle mi geçecek ne olur sana sabaha kadar yalvarayým en karanlýk yerlerinde seni kucaklayayým bana yardým et ben bu sefalette daha kaç yýl kalacaðým Çenemi pencereye dayamýþ saatlarcadýr yalvarýyorum pencereden giren yaðmur yavaþ yavaþ saçlarýmý ýslatýyordu ne o gece yine mi aðlýyorsun ben de senin ile aðlamak istiyorum fakat senin kadar aðlamak kabil mi buna imkân mý var uzaktan bir derin ses hey kadersiz biçare adam senin istediðin nedir biliyorum fakat iyi bil senin o istediðin emel artýk geçti gitti þimdi kaç senesindesin gözünün önüne getir de o zaman her þeyi capýk anlarsýn mesut olmak istersen daha bir yýl beklemeden evlen her þeyi unut sana saadet getirecek kadýna bekleme o çok uzakta pek uzakta olacaktýr Ýki gün sonra beni zekiye diye kadýnla evlendireceklermiþ fakat ben selmayý seviyorum anne gök gürültüsüyle sevdin selma nenemi nene mi dedim boþ ver be dede ben adamýn içine oturaný severim dede üzgünüm ama yazýya konu olandýr muhatabým koku olandýr hiç duymadým kokusunu ama selmadýr nenem Çünkü selmadýr sevdiðin keþke alýp götürseymiþsin diyeceðim ama bilirim dede o kahramanlarýn olduðu yalan alt yazýlý filmlerde olur cemil dede sevebildiðim kadar yenilgilerimi de topladým kimseye yalan söylemedim ama beni kandýrdýklarý çoktur selma yüzlü bir kadýn sevmek isterdim dede kýskandým sözün sözümün kardeþidir sevmediðim bir kadýný alacak kadar erkek ve onu üzmeyecek kadar güçlü deðilim ben dede kronolojik bir yalnýzlýðýmýz var biliyorum sülale boyu kýrpýk-kýrýk soy aðacýmýz hep koparmýþlar yerine yenisini koymadan ve ne güzel yenilmiþiz bir kere kazanmamýþýz bunlarýn hepsini biliyorum dede ama sözüne bir söz katacaðým iznin olursa sevdiðimiz tek kadýn sevemeyeceðimiz her kadýna ihanettir ya da sevemeyeceðimiz her kadýn sevdiðimiz tek kadýna yazýktýr dede gene de býrakmasaydýn onu oralarda hiç düþünmedin mi yaðmur yaðdýðýnda yalnýzken mesela üþümez mi diye kandýrdýn onu dede Þimdi býrak süslü laflarý kýrdýn o kadýný madem götürmeyecektin neden götüreceðim dedin o kadýn kaç yüz akþam aðlamýþtýr senin yüzünden belki sonra hiçbir erkek 7 -düþünme sevgilim ben söyleyeyim sevgilim kelimesi beni biraz sarstý zira yanýmda ilk def a olarak bu kelimeyi kullanýyordu -bugün haber aldým yakýnda terhis oluyorsunuz -aman caným sende bu gün o kadar neþelisin ki hep benimle öle alay ediyorsun Ýki eli ile bana sarýldý -cemil inan diyorum yakýnda gideceðiz deðil mi -selma yine baþlama -beni yine azarlama yakýnda gideceðiz -selma yalvarýrým benim ile alay etme cemil demeye dili varmýyor ikince defa -sevgilim söyle son kararýný verdin mi -selma son kararýmý verdim seni götürmek istiyorum fakat -dinlemek istemiyorum -neden -korkuyorum -kimden -son sözünden -korkma -korkuyorum diyorum söyleme -yalvarýrým korkma fakat bir þartla -ne gibi eyer eskisi gibi inat edersen -etmem caným -peki dinliyorum -seni götürmek için kararýmý verdim fakat þu þekilde yaparsak daha iyi olur -nasýl -Þimdi eyer hakikaten terhis olursam eve gider anneme açarým zaten memlekete gider gitmez annem benim baþýmý baðlamak isteyecek ona her þeyi söyler ve seni buradan almak için gelirim o zaman daha iyi olur -yarýn gittikten sonra bir daha burasý hatýrýna gelecek mi sanki -selma aþk uzakta da olsa yakýnda da olsa inan ki aynýdýr cemil iki hafta sonra terhis olacaktýr selma terhisten sonra lemanýn evinde onu bekleyecektir selma hazýrlanmaya baþlar Çünkü cemil selmayý almaya gelecektir cemil oradan uzaklaþýrken kalbinden zihnine ilerleyen kelimeler bir cümle oluyordu yola düþen kelimeler maraþýn akþamýna þöyle yazýlýyordu bugün artýk her þeye son verdim annem babam ne isterse söylesin selmayý muhakkak götürmeliyim selma bugün içimde beslediðim o son ümiti verdi ve hem yola hem o akþama hem de bir þehre ve tabi kitaba da ta bin dokuz yüz kýrk biþey senesinden sonsuzluða son Ümit olarak yazýldý ve öyle kaldý on dört gece sonra cemil selmanýn kapýsýna gider gizlice penceresinin altýnda oturur aðlar çok aðlar iþýk söner gene aðlar bütün þehir ýþýksýz kalana kadar aðlar ve daktilosuna þöyle düþer ýslaklýðýndan aðýrlaþmýþ yazý selmaya söylemiyorum onu avutarak kaçacaðým Çok geceler düþündüm taþýndým bir türlü karar veremedim aile þerefini korumak benim vazifem iken bunu yapmam doðru bir iþ deyildir hiç kimseye dedirtmem cemil asker oldu da terhis olup geldiðinde getirdiði kadýn kim bilir kimin kýzý idi kýz mý idi maraþta eyer iyi bir kadýn olsaydý koca mý yoktu biliyorum her kadýn dedikoducudur alacaðým kadýn hakkýnda asla bir söz kabul edemem bunu düþünerek ancak karar verdim selmayý kandýrýp kaçmak doðrusu selma fena bir kadýn deðil eyer orada olsa onu elimden kimse alamaz zira nasýl olmasa akrabalarým annem babam ailesinin ne derecede olduðunu bilirlerdi hak verirlerdi anne selma sana iyi bir gelin olabilirdi onu çok seveceðine emindim fakat getiremiyorum anne getiremiyorum anne onu bu aþk ile býrakýrsam feci bir hale düþeceðinden eminim fakat oradaki sahne daha feçi demiyorum yanlýþ anlama eminim müthiþ bir kudretle sevdin hepsini ama elinde halil diye bir dedemiz var hem senin deden hem benim ne tuhaf sen onun gibi sevdiðin kadýnýn düðününde keman çalabilir miydin o dedemiz ne kemana ihanet etti ne kadýna sen yaðmura ihanet etmedin belki ama kadýna ettin senden mi kaldý acaba dede hep gidip sevmediðimiz kadýnlarý almak hep üzgünlüðüne biçarelik aramak cemil dedem muðlâk bir öpüþmeden kalktým Þimdi o kadýn bir muðlâklýk daha yaparsa kendimi muðlâk bir sarýlmaya mý iteyim bana ne onun muðlâklýðýndan ben onu severken ona sormadým ki sen ne kadar muðlâksýn mesele bu dede bu sevdiðimiz kadýnlarýn hepsi insan býrak gitsinler býrak git býrak sevsinler býrak sev ne deðiþir ki sen ne hissediyordun dede bana onu söyle onsuz o otobüse bindiðinde ve onu geride býraktýðýnda ne hissediyordun sevmek olmakla ilgisizdir dede asýl olmayýnca olur sevmek madem olmadý neyini yaþayacaðýz hayatýmýzýn müfredatýný mý her þey düzgün-pembe giderse yaþamak olmaz griliklerinde sen ne yaptýn dede seviyorum dede selmayý sevdiðin kadar seviyorum onu madem söyleniyor aile içinde sevdiðimiz kadýnlar söyleyeyim dede sene bin sekiz yüzlerin son zamanlarý mevzu fransanýn ren nehri kýyýsýnda bir kasabada cereyan eder bu yalan sanki be halil halilin büyükçe dedesinin ismi de halildir halilin buna dair ciddi belgeleri olduðu doðrultusunda iddialarý vardýr ve aile aðacý kuralý herhangi bir dala diðer dalýn adý veriliyor halil dede böyle mi seslensek lan halil o dönem filinta gibi delikanlý kemancý kemancýlýk diye bir iþ olabilir neden olmasýn rönesans yaþanmamýþ mýydý o devirde ve aristokrat aileden zengince zengin mi desek bir kýzla aþk yaþamaktadýr selma hazýrlanmaya baþlamýþtýr bile arkadaþýnýn en mutlu arkadaþýdýr þimdi cemil nizamiye kapýsýndan çýkar selmanýn sokaðýna doðru yol alýr sokaðý döner evinin kapýsýna kadar gelir kapýnýn yanýnda durur sonra hýzlý adýmlarla kaçar sokaktan hala bekler mi bilinmez selma selma kaç gece daha beklemiþtir kimse bilmez ama cemil memleketine dönüp zekiye adýndaki kadýnla evlenmiþtir ki gene bilinmez selma evlenmiþ midir belki de ne zaman yaðmur yaðsa buluþuyorlardýr kuytu bir aðacýn dibinde cemÝlÝn ÜzgÜn tarÝhÝnden Çikan nasÝhatlar der ki bir yerinde yalnýzlýðýnýn kendi sesi olmasa da cemilin kendi yazý dilinden iþte sana en büyük vasiyetim sevdiðin bir bayanla evlenmektir onu mesut etmek için elinden geleni esirgeme fakat yine de olur sevmediðin bir bayan ile evlenirsen onu da mesut etmeye çalýþ onu üzmemek için elinden geleni yap eðer baban gibi talihsiz kalmaz isen bu kitabý tavsiye ederek senden gelecek yavruma hatýra býrakýrsýn Öldüðünde Ýrfan oðlu cemil söylenir ki maraþta bin dokuz yüz kýrk biþey sabahýndan kalma bir cenaze daha kalkmýþtýr halÝlÝn dedesÝ cemÝle yazamadiÐi mektup cemil dede uzunca okudum yazdýklarýný birkaç kere okudum hem ben de sevdim senin gibi ince nakýþ iþleyerek deðil ama Çünkü sen aðzýna güvenmemiþtir dede bilmem farkýnda mýsýn ama sen bir kere üzüldün ama iki kadýný üzdün hem selma üzgündür hem zekiye neden en mantýklýsýný düþünmedin dede neden kýrbaçla dövüyor bizi hayat biliyor musun biz kýrbaca hiç sesimizi çýkarmadýk ondan sana sorsam hepsi alnýnda yazýlýydý dersin ama bak ki dede bu mektuplar da yazýlý ve alnýndan öptüðün kadýnýn el yazýsýyla sen bozdun el yazýsýný o kadýnýn ben hepsini öldürdüm dede hepsini öldürmesem kendimi öldürecektim vurdum kendimi en dibe vurdum ve çýkarttým bir sabah yüzümü yýkadýðýmda konuþtuklarým ayný deðildi dede ama hiçbir kadýna bir evvel dediðimi deðiþtirmedim madem evlendirildik zorla ve istemeden ne yapalým alýndýr yazarý kaderdir deyip üzmemek için de çaba sarf etmedim ben çabamý öldüðümle büyüttüm Çok büyüdüm dede senin öldüðün yaþý geçtim ama kimseden geçmedim dede her þey deðiþebilir sabit olan muhakkak acý verse de deðiþtirebilirsin Çünkü insanýn ilacýdýr kendisi keþke hep ayný adam olmasaydýn Öldürseydin askerlik dönüþü o adamý aþk dediðin üzme iþi iþte neden hep üzme kýsmýna yetindin o kadýnlarýn hepsini seviyoruz dede ama hiçbirini sevmiyoruz da biz onlarý o kadar çok sevdiðimiz için bir baþkasýný da üzmeyeceðiz ama hiçbirini sevmediðimiz için kýrbaç da yemeyeceðiz onlar bilmez dede kýrbaç sahibinindir dede Ýyi ki yazdýn ama sýkýntýlandýn birçok akþamüstü anlattýn sen anlatmasan benim anlatacaðým olmayacaktý dede huysuz ve yakýþýksýz þeyler yaþadýn eylül adý ama o ne yaparsa hangi yaðmur sabahý otobüse binip gidecekse gitsin gittiði yere ben bir yere gitmeyeceðim bir yere gitmezken baþka kadýnlar geçecek durduðum yerden lüzumsuz seviþeceðim onlarla Çünkü seviþmek bazen çok lüzumsuzdur dede elinden öpüyor bu mektup sen bakma dediklerime dediklerim hep kendime kýzgýnlýðýmdandýr çoðu zaman herkesin lafý da anýsý da kendine büyük gelir hep hep anlatýlmaz zaten o anlar belki yazdýðýndan da baþkadýr oluyor çünkü bazen o esas kýsým üstü sýra geçtiðinden hiçbir yazý tam dokunamaz meseleye Çünkü bazý þeylerin dilde yeri yoktur o hareketin o duruþun o bakýþýn ya da o gitmenin karþýlýðý yoktur dilde eþanlamlýsý bile bulunamaz sen dersin ki oðlum bilmiyorsun fakat dede nenemi oralarda býrakmasaydýn dedem sana ýslýk olsun diye yazýlýyor bunlar belki duyarsýn diye eðer yazmýþsak ellerin yoðurduðu için ruhumuzu ellerin nenemin de benim de en sevdiðimiz yerlerindir dede ellerinden öperim halil 6 kasým 1994 umarým gelirsin ben hayatta yalnýz bir peri sevdim gençlik günlerimde yalnýz benimdin söyle güzel kadýn þimdi kiminsin Þu fani dünyada mesut olan kadýn cemil d 2006/Ýzmir
[close]
p. 8
8 pazar .tr ma .ak ilh oc a em u.e du 10 ekim 2010 pazar noktasýzým fat fatma akilhoca yazsam kiÞ yazmasam yennar gazetelerin ön sayfalarýndaki yerini deðiþik renk ve hacimli haberlerin aðýrlýðýna kaptýrdý sonunda o da arka sayfalarda bile görünmez oldu artýk o tatsýz konu uzun zaman içimi kemirmiþti ancak bir türlü yazma fýrsatýný yakalayamamýþ olmanýn hüznüyle kaçýrdým günleri tek tek pazartesi ler geldi ve ardýndan cuma lar Üzerimize çok þeyler bulayýp emdiði gibi onu da neredeyse emmiþ gibiydi zaman kendimizi zamana feda edecek kadar zengin deðildik oysa en çok kara çarþafa bürünmüþ ve dikkatle bakan gözleri için yazacaktým onu aslýnda o gözler orada yaþayan diðer kadýnlardan çok da farký olmayan bir kadýna aitti ama yazýlmalý ve hatýrlatýlmalýydý o ve onun gibiler savaþtan hiç çýkamamýþ çok yaralar almýþ yeni bir savaþa hazýr bir ülke gibiydi sakine ve o ülkede çeþitli oyunlar oynanýr farklý sesler çýkarýlýrdý karýþýktý herþey dünyanýn aklý gibi ancak öyle bir ses vardý ki diðer türlerden çok daha kolay ayýrdedilebilir konumdaydý kadýnýnkiydi bu onlarýn geneli benzer cümleler kurup benzer sözcüklerle kurulan ana baþlýklardan sonra sývýlaþýyorlardý hemen saçlarýný dahi gösteremedikleri bir ülkede doðmuþlardý ve doðar doðmaz da her an hata yapabilecek potansiyel suçlular olarak görülüyorlardý yönetim tarafýndan saçlarýndan kötülük akýyordu sarýlmalýydýlar sýkýca bu noktada þansým tarafýndan kutsandýðýmý hissediyorum dýþ gözlerden kaçmak için siyah çarþaflara sarýlý içi aðrýlý bir ülkeydi o ayný zamanda adý sakine soyadý aþtiyani memleket Ýran hemen yanýbaþýmýzda beliren dünyaya ait bir toprak parçasýnda yaþýyordu memleketleri memleket yapan içinde yaþayanlardý ve o yaþayan insanlarý doðuran da kadýndý gerçi anadan doðmayan çok farklý doðumlar da var ya konumuz o deðil en çok deðer biçilen erkeklik hormonlarý taþýyanlarla onlarýn yaptýklarý yasalar koyduklarý kurallardý konum oysa kadýnlarýn mutlu olmadýðý ülkelerde toplumsal mutluluktan saðlýktan ve baþarýdan söz edilemezdi belki de bir memleketten bile söz etmek doðru olmazdý sadece bir toprak parçasýnýn daðýn yamacýn ovanýn akarsuyun adýndan ve benzerlerinden söz edilebilirdi ancak kadýndý orayý daha barýþçýl daha güzel ve önemli kýlan Ýþte bu bahse konu memlekette zina ve kocasýný öldürmeye yardýmcý olmak suçlamasýyla önce recm cezasýna çarptýrýlmýþ ardýndan gelen yoðun baskýlar yüzünden cezasý idama çevrilmiþti sakine nin ancak uzun zamandan beridir psikolojik baský yapýlýyordu ona tutulduðu hücrede onu þah damarýndan vuruyorlardý bir annenin þah damarý nerede atmaya baþlar nerede biterdi Çocuklarýnýn dibinde atmaya baþlar ve onlarla dengelenirdi ve iþte bu canavar ülkenin adamlarý çocuklarýnýn onu terk ettiðini söyleyerek utanç tiksinti ve suçluluk duygusunu yükseltmeyi hedeflemekteydiler bu arada nükleer programý nedeniyle batý dünyasýyla gerginlik yaþayan Ýran her geçen gün düþman sayýsýný artýrmayý hedef edinmiþe benziyor olacaktý ki cumhurbaþkaný ahmedinejad silah endüstrimiz öyle teknolojiler geliþtirmeli ki topraklarýmýza girmek isteyenlere daha plânlarýný gerçekleþtirme fýrsatý vermeden darbe indirip onlarýn ellerini kollarýný baðlayabilelim diyerek amacýný açýk seçik ortaya koymaktaydý ekonomisi birçok ortadoðu ülkesinden çok daha iyi durumda olan bu Ýslam cumhuriyeti 21 yüzyýlda recm taþlanarak öldürme cezasýný büyük bir övünç kaynaðý olarak aðzýndan sular akýta akýta ballandýra ballandýra anlatmaktaydý Ýran büyükelçisi bahman hosseinpour un eþi rüya hosseinpour ise bir kadýn olarak recm cezasýna karþý çýkmasý gerekirken onu daha da açýklayýp þöyle demekteydi bir ropörtajýnda recm cezasýnýn uygulanabilmesi için taþlayanýn tamamen günahsýz olmasý ve taþlanmaya neden olan suçu dört adaletli adamýn görmesi gerektiðini söylerek þartlarýn saðlanmasý halinde recm in olabilecek bir ceza olduðunu ve Ýran da aslýnda kadýnlarýn bilinenin aksine çok özgür olduklarýný istedikleri herþeyi baþlarý örtülü bir þekilde yaptýklarýna iþaret ederek þaþkýnlýðýmýzý daha da arttýrmaktaydý bizler hop oturup hop kalksak da aþtiyani recm den þimdilik kurtulmuþtu o kadar Ýnsan hayatýnýn özellikle kadýnlarýn bir eþya kadar bile deðeri olmayan toplumlarda bu durum sürüp gidecek ta ki birileri çýkýp oradaki rejimi baþlarýna geçirene kadar ne gözüm ne kulaðým ne midem toplu cinayetleri kaldýrabilecek güçte deðil dünyadaki tüm canlýlarýn yaþam hakký olduðunu bile bile bu tür katliamlarýn zorunlu olarak seyircisiyiz içimize yennar ý yerleþtirerek ekim de tüm dünya gibi ben de tanýðýyým bunca suçun ve suçlunun ve içimi sulayacak gürül gürül çarpan bu deli yüreðim ve kalemim olmasa ölümümdü benim de Ýnsan doðasýna uygun güzel bir ölüm olmalý ölümümüz oysa istemek arsýzlýk mý bence deðil
[close]
p. 9
10 ekim 2010 pazar pazar 9 Ýstiklal caddesinde tecrite son diyenler mustafa erkan halen tecritte bulunan tutuklularýn haklarýný korumak ve tecrite son demek için Ýstiklal caddesine çýkan tutuklu aileleri yardýmlaþma derneði mensuplarý ile sohbet etme fýrsatý bulduk hasta tutuklulara sahip çýkýldýðý için,katledilen tutuklularýn cenazelerini omuzladýklarý için akp den katlettiði 309 tutuklunun hesabýný sorduklarý için tutuklanan 17 tayad lýdan 9u halen tecritte serbest býrakýlan 8 tayad lýnýn tutuklanma gerekçeleri ile tutukluluðu devam eden 9 tayad lýnýn tutuklanma gerekçeleri ayni haksýz ve keyfi tutuklamalarla 9 tayad lý günlerdir tecrit hücrelerinde tutulmaktadýr 8 tayad lý tahliye edilirken 9 tayad lýnýn tutuklu kalmasýnýn hiçbir hukuki gerekçesi yoktur.8 tayad lýnýn tahliyesinden sonra,sürdürülen tutuklularýn düzenin kendi yasalarýna göre de meþruluðu kalmamýþtýr baþýndan beri belirtiyoruz;tayad lýlarýn tutuklanmalarý keyfidir.hukuken suç iþledikleri için deðil,akp nin iki yüzlülüðü sahtekarlýðýný yalanlarýný ortaya çýkarttýklarý için,tüm halka teþhir ettikleri iöçin tutuklanmýþlardýr tayad lýlar akp iktidarýnýn hasta tutsaklarý katletmesine karþý,hasta tutsaklarýn özgürlüðünü istemeye,hasta tutsaklara özgürlük mücadelesini büyütmeye devem edecektir hiçbir hukuki temele dayanmadan devrimcilere onlarca yýla varan cezalarý bu düzenin adaleti vermiþtir.bu düzen adalet deðil,adaletsizlik düzenidir elbette yaptýðýmýz her eylem,hapishanelerde nasýl bir katliam sürdüðü gerçeðini ortaya koymamýz,akp nin maskesini düþürüyor açýlým manevralarýnýn altýnda nasýl bir katliamcýlýk yattýðýný gösteriyor akp iþte bunun için bizi susturmak istiyor,bunun için ölüm mangalarýný üzerimize yolluyor ve tutukluyor diyen tayad lý aileler tecrite hayýr demek için her tutsak tayad liya 1000 mektup 1000 kitap gönderelim kampanyasýyle dayanýþma içinde ,daha güçlü tecrite hayýr diye haykýrmak istiyorlar
[close]
p. 10
10 pazar om cypaibo@gmail.c 10 ekim 2010 pazar halil aÐa anan surat asar anan surat asar anan surat asar hayatýn bazý deðiþmezleri vardýr deðil mi bu deðiþmezlerden bazýlarý sevimliyken bazýlarý da sevimsiz oluyor pencere açýk bir homurtu duyuyorum aþaðýya bakýyoruz ve kimleri görüyoruz tahmin edin siyah Çelenk pos býyýk ve göbek dersem anlamanýz lazým Ýþte onlar eski hükümetin esas adamlarý arkasýnda da eski hükümet döneminde devlet iþine giremeyen umutlu-sinirli müritler homur homur yürüyorlar Çelenk býrakýp gidiyorlar bir yerlere gördüm de böylesini görmedim sormazlar mý adama sen ne yaptýn 4-5 sene diye ne insan haklarý ne ekonomi ne söz verdiðiniz herhangi bir þey Ýktidara gelmeseydin istediðin kadar muhalefet yap fakat bu durumda bilmiyorum Çocuktum genç oldum orta yaþa ilerliyorum sizlerden hep þikayet hep þikayet tek baþýnýza bile negatif enerji üretmeyi baþarabiliyorsunuz sayýn abilerim Ýnandýrýcý olmak ya da olmamak iþte mesele bu ben olsam kendime format atardým bozulan eþyalarýmýzý tamircilerde kim tamir ediyor biliyor musunuz gizli bir bilinmezi açýða çýkarýyorum sayýn halkým bütün tamire giden eþyalarýmýzý Þuh bakýþlý çýplak reklam kadýný tamir ediyor evet uzun araþtýrmalarým sonucu bunu fark ettim lastikçinin duvarýnda var elektronik tamircisinin duvarýnda var makinistin atölyesinde de var hep beyaz hep farklý dünyalarýn insaný o makinist dükkanlarýnda o kadar çok var ki tan gazetesi yýldýzýný bile bulabilirsiniz muhtemelen galatasaraylý sarý semih in yanýndadýr posteri kahvelerde de bira reklamýndaki biraz daha giyinik kadýn var o da kahve kapandýktan sonra yerleri siler süpürür ortalýðý çekip çevrir dükkanýn demirbaþý çýplak kadýn hele bu posterlerin bir de göðüs ucu yýldýzlý kadýnlarý var onlarýn çilesi daha da baþka baba saçý diye bir þey var belirli yaþ sýnýrý yok belirli bir model de yok baba saçýna sahip þahýsýn saçlarý uzar uzar daha çok uzar annelerimizin papaz oldun dediði kývama gelir baba saçýna sahip adamýmýz düðüne gitmeden saçýný tarar eþinin uygun gördüðü gömlek ve pantolunu giyer baba saçý artýk taranamaz kývama geldiðinde hanýmý tarafýndan berbere yönlendirilir ertesi gün o koskocaman kafa gitmiþ yerine limon kolonyasý ile haþýr neþir olmuþ bir kafa gelir Ýþte bu baþkalaþýma sahip abilerimizin saç modeline baba saçý diyoruz kesilmeden önce ve sonra saç uzunluðu arasýnda en az 4 parmak olmalý kafa yarý yarýya küçülüyor cengiz kurtoðlu nun da deðeri çok bilinmedi gibi geliyor bana arabesk camiada liselim kliþesini onun baþlattýðýný da unutmamak lazým 18kafasý Çevrenizde hem zor konuþan hem zor yazan biri var mý zor derken zorlanan dan çok allem gallem kývamýnda biri demek istiyorum günaydýn demesi 1 dakika senin 5 dakikada anlatacaðýn olayý anlatmasý 30 dakika kendimi onun karþýsýnda ekran parlaklýðý tamamen açýlmýþ iphone gibi hissediyorum ondan uzaktayken ekran parlaklýk 7 adet gelin tek karede boylu boyuna uzanmýþlar yere arkada da mavi bir zemin gelinlerin gözlerindeki hýrs ayrý rekabet ayrý sim duvak ve kocaman bakýþlar Çok acýydý çok hepsinin birarada bütün gece yanýnda olduðunu düþünsene pastiþ yetiþmeycekkk Þarkýcýlar eyi çalmaz galiba teprik kenarý süsleri az geldi acaba dedim sana 2 kamera azdýr diye keþke 3 tane gelseydi sizin taraf bana altýn takmadý anan surat asar anan surat asar anan surat asar ayarý düþük herhangi bir sorunum yok enerji durumum yüksek aniden bir þey anlatmaya baþlýyor ya da mail yazýyor ekran parlaklýðý hýzla artýyor enerjin bitiyor týkanýyorsun microsoft deðil google ol diyorum basit düþün yalýn yap diyorum yine olmuyor Öyle bir çilem var ki dolmuyor kiþi karakterini iphone ile analiz edip dedikodusunu da yaptým ya helal bana sayýn kendim serdar ortaç kýbrýs ta konser verdi haberleri yasaklansýn bence kýbrýs ta konser vermedi kumar oynamadan önce þarký söyledi o açýdan serdar ortaç kumara oturmadan poþet Çöp allah ne verdiyse çýðýrdý denilebilir mesela bence çok da þýk olur bak adam temiz hijyenik çöp-möp-cif ile uðraþýyor da denilebilir ben güzele güzel demem güzel benim olmayýnca karacaoðlan büyümeyen bebeksin ninnilere alýþmýþssýn Öldürüp kahrederken gülmeye alýþmýþsýn cengiz kurtoðlu ben almana alman demem alman sarý olmayýnca ben Ýnsan sevdiðini kendine benzetir derler de inanmazdým sevdiceðimden muhteþem bir inci robert bosch sen daha boþ seni de zehirledim ha ha ha yaþarken ölmek olur mu demeyin oluyor terkedilmek ihanete uðramak ya da kendi aramýzda boynuzlanmak hepsi ayrý dert geçenlerde fotoðrafçýnýn camekanýnda gördüðüm profesyonel çekim bir fotoðrafta hepsinin yerine geçecek bir þeye þahit oldum 7 adet gelin tek karede boylu boyuna uzanmýþlar yere arkada da mavi bir zemin gelinlerin gözlerindeki hýrs ayrý rekabet ayrý sim duvak ve kocaman bakýþlar içinde kaldým trafik düzelene kadar Çok acýydý çok hepsinin bir arada bütün gece yanýnda olduðunu düþünsene pastiþ yetiþmeycekkk Þarkýcýlar eyi çalmaz galiba teprik kenarý süsleri az geldi acaba dedim sana 2 kamera azdýr diye keþke 3 tane gelseydi sizin taraf bana altýn takmadý anan surat asar anan surat asar anan surat asar acun ilýcalý her an yüzüme geðirecekmiþ gibi konuþuyor yüzyüze gelmeye kesin korkardým Özellikle Ýngilizce konuþurken sanki karnýnda gaz var onu çýkaracak kesin etrafýndaki herkes onun mide kokusunu ezberlemiþtir hep geðiriyor bence ya da geðirme öncesi ýbbpprfff seslerini çýkarýyor bu sesle var olan adamlar var ordan biliyorum.
[close]
p. 11
10 ekim 2010 pazar pazar 11 kimi seçtiðimizin önemi yok kararlarý pentagon ve savunma þirketleri alýyor michael moore evet baþkan dwight eisenhower ýn askeri sanayi kompleksiyle ilgili söylediklerini kafasýndan uydurmadýðý anlaþýldý bob woodward un obama nýn savaþý adlý yeni kitabýný okursanýz varacaðýnýz sonuç bu obama ya oy atarken deðiþime oy verdiðinizi mi düþünüyordunuz Ýþ amerika nýn diðer ülkeleri iþgal etmesine geldiðinde öyle deðil gerçekte woodward un kitabýný okuduktan sonra ne zaman bir politikacýnýn veya hükümet üzerine ders veren bir öðretmenin ordu üzerindeki sivil kontrol den söz ettiðini duyarsanýz kahkahaya boðulacaksýnýz amerika nýn savaþlarýyla ilgili gerçek kararvericiler pentagon da Üniforma giyiyorlar emekli olduktan sonra iþe girecekleri þirketlerden satýn aldýklarý çok sayýda silaha sahipler 2008 de obama yý destekleyen herkes için baþkan ýn afganistan dan çýkmamýz gerektiðini anladýðýný öðrenmek rahatlatýcý fakat 2010 yýlýndaki obama konusunda endiþelenen herkes için baþkan ýn ne yapýlmasý gerektiðine dair fikrinin aslýnda önemli olmadýðýný öðrenmek korkutucu sebep obama nýn bu ülkeyi gerçekten yöneten insanlara karþý koymak konusunda istekli olmamasý hikâyenin benim yazmak bile istemediðim hiçbirinizin de gerçekten düþünmek istemediði kýsmýysa þu kimi seçtiðimizin önemi yok kararlarý pentagon ve savunma þirketleri alýyor baþkomutan sýfatý mahallenizdeki burger king in ayýn elemaný gibi sembolik bilmeniz gereken her þeyi woodward un kitabýndaki toplam iki paragrafta bulabilirsiniz sahne þu obama geçen yýl Þükran günü nden sonraki cumartesi ulusal güvenlik konseyi üyeleriyle toplantý yapýyor yeni afganistan stratejisini açýklayacaðý büyük konuþmasýna hazýrlanmakta sorun þu ki strateji henüz belli deðil ordu ona tek seçenek sunmuþ týrmandýrma fakat durun bir dakika obama son dakikada herkese bir çekilme planý için kapýnýn kapalý olmadýðýný söylüyor rütbeliler bunu kabul etmiyor kitaba göre albay john tien þunlarý söylemiþ sayýn baþkan askeri komuta zincirine nasýl karþý koyabildiðinizi anlayamýyorum fikrimiz pek deðiþmedi Çünkü [dönemin afganistan komutaný mcchrystal a deðerlendirmeni aldým kaynak taleplerini aldým ama baþka bir þey yapmaya karar verdim derseniz muhtemelen onu görevden almanýz gerekecektir ona benim dediðimi yap sýký çalýþmalarýn için de teþekkür pazar kritik anayasada þöyle yazar ordu baþkanýn sorumluluðundadýr keza kongre nin de ordu öyle istediði gibi hazine bakanlýðý na dalýp savaþlar için para çalamaz anayasada kongre nin bunu uygun görmesi gerektiði yazar fakat gerçek dünyada anayasa sadece bir kâðýt parçasý gerçek dünyada bir savaþa son vermek için ordunun üst kademesini kovan bir baþkan mahvolur ederim diyemezsiniz zira bunun sonu yoktur albayýn daha fazlasýný söylemesine gerek kalmamýþtý Þunu ima ediyordu sadece mcchrysal deðil ordunun bütün üst kademesinin görülmemiþ biçimde devrilmesi gerekebilirdi savunma bakaný robert gates genelkurmay baþkaný amiral mike mullen o dönem merkez kuvvetler komutaný olan general david petraeus bunun altýndan hiçbir baþkan kalkamayabilirdi bilhassa da senato da dört yýl baþkomutanlýkta da 10 ay geçirmiþ 48 yaþýndaki bir baþkan sonrasýný herkes biliyor obama üç gün sonra savaþýn týrmandýrýlacaðýný açýkladý ve en yeni savaþ baþkanýmýz oldu woodward un yanýtlamadýðý soruyu sorayým niçin bir baþkan generallerini kovmasý gerekse bile bir savaþa son vermenin altýndan kalkamýyor anayasada þöyle yazar ordu baþkanýn sorumluluðundadýr keza kongre nin de ordu öyle istediði gibi hazine bakanlýðý na dalýp savaþlar için para çalamaz anayasada kongre nin bunu uygun görmesi gerektiði yazar fakat gerçek dünyada anayasa sadece bir kâðýt parçasý gerçek dünyada bir savaþa son vermek için ordunun üst kademesini kovan bir baþkan mahvolur boeing ilanlarýyla dolup taþan washington post baþkanýn savaþtan kaçýnmak için hitler e taviz veren britanya baþbakaný neville chamberlain in reenkarnasyonu olduðu konusunda yaygara koparýr general dynamics in finanse ettiði düþünce kuruluþlarý için çalýþan uzmanlarla dolup taþan fox ve cnn baþkanýn azledilmesi gereken bir muhallebi çocuðu olduðunu söyler ve kongre de pekalâ baþkaný azledebilir o zaman size bu akþam için bir ev ödevi eisenhower ýn meþhur veda konuþmasýný izleyin ve sonra da bu canavarý nasýl evcilleþtirebileceðimiz üzerine kafa yorun sovyetler birliði de kendi askeri-sanayi kompleksine sahipti ki afganistan a gitmelerinin ve artýk sovyetler birliði diye bir þey olmamasýnýn bir nedeni de buydu onlarýn baþýna geldi bizim baþýmýza gelemeyeceðini düþünmeyin 1 ekim 2010 çalýntý
[close]
p. 12
ah kraliçe lear ah bayan lear tesadüfün iplerini koparmýþ bir sone gibi geldiniz sonbahardan firar eden eylül e itibarýný iade ettiniz Çünkü siz bir mucizenin yorulmayan kalbiydiniz sol yanýmda bir elma çürüyecekti siz gelmeseydiniz aðrýlarýmýn þakaklarýna bir mimoza dayandý sardunyalar takla attý yaseminler amuda kalktý sizi görünce maria callas erguvana týrmandý olcay haným koltuðunda yalnýzlýðýný salladý bir Ýhtiras tramvayý nda geçip gitti hayat her kadýnýn içinde bir blanch sizde binlerce binlerce ah bayan lear ne iyi ettiniz de geldiniz çorak ruhlarýmýza bereket getirdiniz bir yanýnýz kibele bir yanýnýz teodora krallar devrildi krallýklar þiirin hýþmýna uðradý siz gelince halide edip ateþten gömleðini giydi Þair nigâr haným ateþten kalbini soydu ah bayan lear lütfen söyler misiniz kaç kadýn taþýyorsunuz içinizde kral lear bir gölgeye dönüþtü tahtýný kaybedince siz daimi kraliçe kral lear ýn tacý dama atýldý siz gelince siz daima kraliçe ah kraliçe lear unutulmuþ bir incelik gibiydiniz adanýn gövdesi hantaldý siz ise fazlasýyla liriktiniz dur dediler pasaport istediler belge ve mühür gönlünüzün bahçesinde oturan onlarca kadýný çýkarýp birer birer gösterdiniz hepsi de sizdiniz yoktu baþka kimliðiniz ah kraliçe lear ne iyi ettiniz de geldiniz biraz daha kalsaydýnýz gitmeseydiniz fotoðraf evrim kamalý faize özdemirciler sahibi afrÝka yayýncýlýk limited editör faize ÖzdemÝrcÝler dizilip basýldýðý yer afrÝka yayýncýlýk limited tesisleri matbaa teknikeri bünyamin nazÝk pazar görsel tasarým erdem yorgunoÐlu e-mail avrupa@kktc.net web sayfasý www.afrikapazar.net
[close]