Afrika Pazar Sayi 326

 

Embed or link this publication

Description

Afrika Pazar Sayi 326

Popular Pages


p. 1

pazar bir zamanlar sakallý Þener n ziya ormancýoðlu yil 6 sayi 326 afrÝkanin ÜcretsÝz haftalik ekÝ tarih 10 temmuz 2011 i love zibil telefon n halil aða türk cehennemi n bülent tekin eylemin Öteki yüzü malcolm x n ali Þahin Öyle yürüme öyküsü n ali doðanbay umudunu kaybetme n Ýlter yüksel collisions 2011 n mustafa erkan faize Özdemirciler

[close]

p. 2

2 pazar 10 temmuz 2011 pazar aliosman a Öldürme iþtahý kabaran bir temmuz geçiyor kapýdan anadan doðma küfürler ediniyoruz Öfke çiçekleriyle bileniyor içimizdeki bahçe kurtlanmýþ bayraklar sarkýyor kurtarýcý eskisinin gönderlerinden uluyan bir ibadet çaðrýsýyla uyanýyoruz irkilerek eser kalmamýþ o eski sabahlardan Öldürme iþtahýný kabartmýþ bir temmuz geçiyor kapýdan hüzünlü bir alzheimer olsam hiçbirþey kalmasa aklýmda her þeyi unutsam büyük yangýnlardan geçmiþ babam küçük yangýnlarla berhava ediyor maziyi balkonda hep o yalancý temmuz un açtýðý yaralardan Öldürme iþtahý kabaran yeni bir temmuz geçiyor lefkoþa dan eski temmuzlarda boynuna kurþun asan kýzlar bin piþman fenerbahçe tespihi hacýbekir lokumu pereja limon kolonyasý zeynel abidin cümbüþ ün kopan telleri gelirdi þimdi katillerin teþrif ettiði kapýlardan Öldürme iþtahý kabaran bir temmuz geçiyor tam þuramýzdan nar tanesi gibi daðýlmýþ hrant ýn bir ayakkabýsý delik sokaðýn ortasýnda vurulmuþ kutlu adalý nýn bir terliði fotoðrafýn dýþýnda yenik bir yasemin ordusu geçiyor balkondan Öldürme iþtahý kabaran bir temmuz dan geçiyoruz aman adalý nýn bir kere bile adý geçmemiþ sloganlarda pankartlara hiç yazýlmamýþ hikmet ile gürkan yalancý nümayiþlerin meydanlarý ölüsevici bile deðilmiþ ah tam o sýrada nüzül olmuþ bir tarih geçiyor sokaktan katil bir temmuz en güzel yoldaþýma silah çekmeye cür et etmiþ Ýyi ki iyi ki uzatmamýþ kalbini gýndýrýk kapýdan temmuz a hastir çekmek de var ama hayýr büyük aþklarla geldiði zamanlarýn güzel hatýrýna seni çok sevdik temmuz git baþýmýzdan pazar sahibi afrÝka yayýncýlýk limited editör faize ÖzdemÝrcÝler dizilip basýldýðý yer afrÝka yayýncýlýk limited tesisleri matbaa teknikeri bünyamin nazÝk görsel tasarým Ýlter yÜksel erdem yorgunoÐlu e-mail avrupa@kktc.net web www.afrikagazetesi.net

[close]

p. 3

10 temmuz 2011 pazar pazar 3

[close]

p. 4

4 pazar 10 temmuz 2011 pazar pek ek da türk ü nda türk ü p bür ab yollu n ab yo u ür rupallýý nýýn ö b nii upa n n ö i vr iistemeyen a v ü çok iistediið in stemeyen a çok sted ð rk ü k dünyada tü roruz ünyada tü d g ö r ü yoruz mden görüy den vallllahii Öllü m rk a ah Ö ü hayret v hayret tü rk ü e nsan ar t biille iinsanlla r ar sonra b sonra rllar emii nii iistiiyo r m n st yo cehenn e cehenn ir türk ölünce günahlarý sevaplarýndan çok fazla olduðu için cehenneme gitmiþ hayattayken bile cehennem azabýndan korkan türk öbür dünyada çekeceði iþkenceleri düþünerek ölüp ölüp diriliyormuþ cehenneme giden yolda ilerlerken yolun aniden üçe ayrýldýðýný fark etti türk her yolda bir levha ve üzerinde bir yazý ile bir ok iþareti vardý yönü gösteriyordu anlaþýlan birinci levhayý okudu türk cehennemi günde bir kova solucan yedirilir Ýrkildi ve tiksindi türk ikinci levhayý gözden geçirdi alman cehennemi günde yarým kova solucan yedirilir eeh dedi içinden tiksinerek türk cehennemi ne göre iyi sayýlýr Üçüncü yoldaki levhayý okumaya b karar verir Ýngiliz cehennemi günde çeyrek kova solucan yedirilir n apalým en iyisi bu galiba solucaný hiç sevmem ama baþka çarem yok herhalde diye düþündü türk tam Ýngiliz cehennemi ne gitmeye karar vermiþken türk cehennemi ne giden yolda her ýrktan insanlarýn uzun bir kuyruk oluþturduðunu gördü Ýnsan sýrasýna yaklaþýp sýradakilerden birisine sordu ne yapýyorsunuz siz türk cehennemi ne gideceðiz kafayý mý yediniz siz orada adama bir kova solucan yediriyorlar!tabelayý okumadýnýz mý olsun dedi adam ben Ýngiliz im ama yine de türk cehennemi ne gideceðim ben alman ým dedi sarý saçlý mavi gözlü bir baþka adam ama yine de türk cehennemi ne gideceðim siz hepiniz delirmiþsiniz evet evet hepiniz kafayý yemiþsiniz dedi türk sýradakilerin hepsi türk e hayretle bakýp güldü türk bunun üzerine daha da öfkelendi Ýngiliz ve alman cehennemlerine giden yollara baktý yollar bomboþtu giden yoktu türk ün þaþkýn þaþkýn bakýþlarýný ve öfkesini dindirmek isteyen bir fransýz olaya açýklýk getirir bak beyefendi biz hepimiz türk cehennemi ne gitmek istiyoruz Çünkü biz hepimiz biliyoruz ki orada bir gün kova bulsalar o gün solucan bulamazlar Ýkisini birden bulamazlar hatta gün gelir solucaný kovaya koyacak kürek bulamazlar türk cehennemi nde kova ve solucaný denk getiremezler bir gün olur baþka iþleri çýkar bizi unuturlar evet bey im öyle günler olur ki o gün hiç solucan yemeyiz oysa diðer cehennemler öyle mi alman ve Ýngiliz cehennemlerinde ne yazýlmýþsa her gün düzenli olarak onu yersin günümüzde insan haklarý demokrasi ekonomi gibi konularda sosyal devlet olamamýþ ve vatandaþýný mutlu edememiþ olan ülkemizin avrupa birliði ne giden yolda tabelalara yazýlmýþ kurallarý uygulamaya çalýþtýðýna tanýk oluyoruz ab yolunda türk ü pek istemeyen avrupalý nýn öbür dünyada türk ü çok istediðini görüyoruz hayret vallahi?Ölümden sonra bile insanlar türk cehennemi ni istiyorlar n bülent tekÝn

[close]

p. 5

10 temmuz 2011 pazar pazar 5 seneler kaldýrým taþlarýný eskitiyor sen yürüyorsun fakat -hâlâ periþan bir ayakkabý numarasý yazýnýn burasý ne kadar giymiþsen bu yazýyý öyle eskitiyor periþan bir halde yazýnýn ayaklarýný dur gitme bir yalnýzlýktan beri haziran a yürüyorum her yerimde kaldýrým taþlarý Ýçimin ezilmesi neyse de içim eskiyor o içimde rakýlarým eskiyor dur sen gidiyorsun diye ayaklarýn bir yere gitmiyor ki Ýçim dýþým her yerim ayaklarýn Çok yalnýz eskiyorum dur yürüme Üstüm baþým ayaklarýnýn lekesi bir yalnýzlýk daha eskidi bak kaldýrým taþlarýnýn çatýrdamasýnda yüzün dökülmüyor bir tek nasýl iþ bu bütün sývasý dökülürken bu evlerde bu dünyalarýn ne kadar sallasam ayaklarýndan nafile -ne eskiyor ne de dökülüyorbir yalnýzlýðýn eskidiðini gördüm ama yola bakýyordu -ki belki de yol bakmak istemiyordu kimbilir yolun karþýsýnda bir kýraathane vardý -ama kimse kitap okumuyordu gülümsüyordu ve þakacý bir yaza kýkýrdýyordu gýcýrdayan yatak ben bir kez bir yanaðýn örtüsünü kaldýrdýðýmda gördüm geceydi iþýksýzdý ve herkes uyuyordu ben gördüm o da uyuyordu siz görmediniz sabah olduðunda her þey eskidi ve kimse kimseye anlatmadý eskidiðini eskinin belki de öldük ha çok oldu ondan bu eskilik eskimiþlik bir yalnýzlýk eskir mi tanrým yalnýzlýðýnýn da mý cenneti cehennemi var Ýzmir de bir sokak eskiyor o sokakta seneler eskiyor o senelerde bir kaldýrým taþý eskiyor bir evde unutulmuþ çok eski öpüþler eskiyor -bir eski kendini satacak bir eskici bulamýyor ben geçiyorum o sokaktan ayaklarýmýn esnediðini görüyorum esner mi insanlarýn ayaklarý diyorum bir yýldýrým baþýma düþüyor günlük güneþlik Ýzmir biri çeyrek geçiyor unda bir bakýyorum bir geçiyorum sokaktan daha çeyreðim gelmemiþ birini çeviriyorum yoldan ne zaman gelecek bu çeyreðim diyorum ne diyorsun hangi çeyrek abi diyor Çeyreðim var diyorum o gelecekti sözleþmiþtik yarým olmasýn abi diyor Çok çeyrek üzülüyorum öyle çeyrek bir hüzünle nerede oðlum benim yarýmým çok yarýmým ben diyorum aðlýyorum bir çocuk bir mektup getiriyor elime tutuþturuyor tutuþuyor elim senden sonra ne zaman mektup iliþse elime tutuþuyorum mektuplar postanelerindir hâlbuki bizimkiler itfaiyenindi hâlâ taahhütlü aðlýyorum iadeli olarak söndürmediler zira Çocuk yüzüme bakýyor ne konuþuyorsun abi kendi kendine diyor sana ne lan diyorum bir bok mu konuþuyorsunuz birlikte olunca kendime iltica ediyorum siktir git þimdi ve fakat kendim kendimi kabul etmiyor siktir git diyor bana o esna bir çocuk duvarýn dibinde aðlýyor bakýyorum ayný çocuk aðlama çocuk diyorum ben sana demedim tüm insanlara sözüm ben insan deðil miyim abi diyor susuyorum bir mektup içinde bir çocuk aðlamasý yürüyorum Çok sýzý taþ eritiyorum yüreðimde döküyorum þiir diye taþlarýmý cümlelerime geçiyor muyum diye bakýyorum pencerenin pervazýndan sokaða hâlbuki geçmiyorum biliyorsun Çok oldu geçmiyorum hatýralarýmdan bir çocuk kalýyor geride aðlayan bir mektup ki çok itfaiyeler çok kere söndüremediler yüreðim yanmaktan deðil bir mektubun ucunun yakýlmasýndan eski ve gövdesi eskiyen bir adam ölüdür bir ölü geçiyor sokaktan bakýyorum tanýþmýyoruz niye tanýþayým ki herhangi bir ölüyle bir kere hiç bir hayatý eskitiyoruz Ölümüz eskiyor mýsramýz bundan sonra leþ bir ceset kokusu sen geçmiyorsun yürüyorsun ve deðmediði yer yok ayaklarýnýn bir sen deðmiyorsun o sokaða ayaklarýnla Çok kürdilihicazkâr dilinde tanýmlanamayan bir acý bir kelime ki hep o þarkýyý hatýrlatýyor kulak memesi vokalinde bir hüzün çalýyor ta kulaklarýmýn içinde gözlerini düþürüyorsun cümlen kaldýrýyor kaþlarýný erken ölmeye o kadar çok alýþtýrdýn ki beni kýlým kýpýrdamýyor artýk hiçbir yeryüzü þaþkýnlýðýna gözlerin zira gördüðüm en güzel yeryüzü þaþkýnlýðýdýr ah bir de o ayaklarýn caným ayaklarýn de ki erken öldük ne ki gülüm de ki alýþtýk bütün söylediklerimize Ýnandýk bütün yalanlarýna yalanýn -nedir kiÝçimiz eskiyor içimizde -bir kadýn ve bir adam olarak Ýçimiz çok eski bir kadýn ve bir adam olarak Çok eski bir kadýn ve bir adam olarak eski bir kadýn ve adam olarak Öyle yürüme sevgilim Öyle yürüme Öyle ali doðanbay ali@ultracrows.org

[close]

p. 6

6 pazar 10 temmuz 2011 pazar nce metin lokumcu hopa daki olaylar sýrasýnda polisin attýðý gaz bombalarý neticesinde hayatýný kaybetti seçim gecesi Þýrnak ta emek demokrasi ve Özgürlük bloku nun aldýðý sonuçlar kutlanýrken yaþanan polis saldýrýsýnda gaz bombasýndan fenalaþarak hastaneye kaldýrýlan hatice Ýdin öldü ayný gün yunan polisi bir aydýr atina daki sintagma meydaný ný mesken tutmuþ olan ve neoliberal yapýsal uyum programýna karþý direnen on binlerce göstericiye karþý adeta bir kimyasal savaþ yürütüyor belki tonlarca gazý meydana boca ediyordu hatip dicle yi meclis dýþýnda býrakan kararýn ardýndan yaþanan protestolarda nasýl bir kolektif kemoterapiye tabi tutulduðumuzsa malum artýk gündelik hayatýmýzýn bir parçasý çoðu eylemin olmazsa olmazý haline gelen gözyaþartýcý gaz astým nefes darlýðý yüksek tansiyon ya da kalp hastalarý Ö n foti benlisoy bianet.org açýsýndan ciddi bir tehdit oluþturuyor Özellikle kapalý alanlarda kullanýldýðýnda ciddi yaþam tehlikesi söz konusu olabiliyor dahasý yoðun kullaným neticesinde uzun erimde kanser riski gündeme gelebiliyor yine hamile kadýnlar açýsýndan yüksek dozda gözyaþartýcý gaza maruz kalmak ciddi bir tehdit aslýnda bu meþum gazýn tarihi bir hayli eski gözyaþartýcý gaz birinci dünya savaþý nda ilk kullanýlan kimyasal silahlardan Ýlk olarak fransýz ordusu aðustos 1914 te yani savaþýn hemen baþýnda gözyaþartýcý gazla doldurulmuþ 26 mm lik elbombalarý kullanýr bilindiði gibi modern dünyanýn bu ilk topyekûn savaþýnda gözyaþartýcý veya hardal gazý gibi karþý tarafýn hareket kabiliyetini ortadan kaldýran ya da phosgene veya chlorine gibi doðrudan öldürücü kimyasal silahlar yoðun olarak kullanýlýr gerçi savaþ boyunca top el bombasý ya da tüfek gibi konvansiyonel silahlar gazlara oranlara çok daha ciddi insani kayýplara yol açar ancak savaþ boyunca gaz kullanýmýnýn cephenin her iki tarafýnda da popüler olmasýnýn nedeni gazýn týpký bugün olduðu gibi maruz kalanlarý paniðe sürüklemesi ve paralize etmesiydi modern savaþýn yarattýðý insani felaketin ve büyük dehþetin hafýzalarda kalmýþ belki de en güçlü imgesi siperlere çakýlý kalmýþ gaz maskeli askerlerdir cin þiþeden çýkmýþtýr artýk birinci dünya savaþý nýn açtýðý kapýdan nazilerin toplama kamplarýnda kullandýðý zyklon b amerika birleþik devletleri nin vietnam da kullandýðý agent orange ve onlarýn yarattýðý felaketler çýkacaktýr bize en yakýn örnek olan halepçe katliamý herhalde hatýrlardadýr gözyaþartýcý gaza geri dönelim cs chlorobenzalmalononitrile gazý olarak da bilinen ve bugün dünyada iç güvenlik alanýnda yoðun olarak kullanýlan gözyaþartýcý gaz tipi ben corson ve roger stoughton adlý iki amerikalý tarafýndan 1928 yýlýnda üretilir gazýn adý bu iki týrnak iþaretleri burada gerekli bilim insaný nýn soyadlarýndan gelir Ýlk olarak britanya ordusu tarafýndan 1958 yýlýnda kýbrýs ta kullanýlan cs gazý o zamanki adýyla t792 zaman içerisinde kuzey Ýrlanda dan filistin e güney afrika dan sri lanka ya abd den fransa ya ayaklanma kontrolü nde uzmanlaþmýþ polisin en kullanýþlý ve popüler silahýna dönüþür gözyaþartýcý gazýn önlenemez yükseliþinin tarihinin kirli ayrýntýlarla dolu olduðunu da not etmek gerek bir örnek belki yeter ruanda daki soykýrýmda hutu larýn tutsi lere karþý yoðun olarak kullandýðý cs gazý bir Ýngiliz þirketi olan hpp tarafýndan temin ediliyordu bilindiði gibi 1925 tarihli cenevre konvansiyonu kimyasal silahlarýn savaþ sýrasýnda kullanýmýný kesin olarak yasaklar bu yasaðýn ihlali bir savaþ suçu sayýlýr bu arada gözyaþartýcý gaz tiplerinin cs cn cr oc bu yasak kapsamýnda sayýlýp sayýlmamasý gereði uzunca bir müddet tartýþma konusu olmuþ belirsiz kalmýþtýr bilhassa vietnam savaþý sýrasýnda konu ciddi bir sorun haline gelir.

[close]

p. 7

10 temmuz 2011 pazar pazar 7 bu dönemde abd ordusu vietkong larýn oluþturduðu yeraltý tünellerine ve saklanma yerlerine karþý yoðun olarak cn ve cs tipi gözyaþartýcý gaz kullanmaktaydý bu konudaki tartýþmalar 16 aralýk 1969 da bm genel kurulu nun 2603 sayýlý kararýyla nihayete erer abd ve o dönemde kendi sömürgelerinde benzer bir savaþ yürüten portekiz gibi ülkelerin red oyuna karþýn gözyaþartýcý gazlarýn da yasak kapsamýnda tutulduðu karara baðlanýr daha sonra 1997 tarihli kimyasal silahlar anlaþmasý da gözyaþartýcý gazýn savaþ sýrasýnda kullanýmýný yasaklar sözün özü uluslararasý sözleþmeler çerçevesinde gözyaþartýcý gazýn nizami ordularca savaþ sýrasýnda kullanýmý yasaklanmýþtýr ancak paradoksal bir biçimde gözyaþartýcý gaz son yirmi yýl içerisinde giderek artan bir biçimde barýþ zamanýnda iç güvenlik aygýtýnýn yoðun olarak baþvurduðu bir silah halini almýþtýr günümüzde hemen her ülkede gaz kullanýmý toplumsal eylemlerin kontrolü ve bastýrýlmasýnda polis tarafýndan yoðun olarak kullanýlýyor yani düzenli ordular tarafýndan dýþ düþmanlara karþý yürütülen savaþlarda kullanýlamayan gözyaþartýcý gaz düzen güçlerince iç düþmanlara karþý seferber edilebiliyor bu anlamda savaþ ve barýþ arasýndaki mevcut konvansiyonel ayrýmýn içinin ne denli boþ olduðunun belki de en canlý örneði gözyaþartýcý gaz savaþta kullanýmý savaþ suçu sayýlan bir silahýn sivil hayatta polis tarafýndan kullanýlmasýnýn serbest olmasý ancak kapitalist modernite koþullarýnda geçerli olan genelleþmiþ irrasyonaliteyle açýklanabilir gözyaþartýcý gazýn popülaritesinin yaþadýðýmýz dönemin açýða çýkardýðý iç savaþ koþullarýyla baðý ise elbette aþikâr sermayenin iþçi sýnýfýnýn sosyal siyasal ve ekonomik gücünü kýrmaya dönük bir saldýrýsý olarak neoliberalizmin demorasiyi tahrip ettiði artýk herhalde hemen hepimizin malumu olmalý neoliberalizm devrinde yani mesela yunanistan da uluslararasý para fonu imf ve avrupa birliði ab destekli yapýsal uyum programýnýn parlamentoyu iþlevsizleþtirerek ve anayasayý dahi çiðneyerek uygulanabildiði bir devirde kapitalizm ile demokrasi arasýndaki mantýksal çeliþki pratik ve fiili bir çeliþki bir çatýþma halini alýyor toplumsal hareketlerin kriminalize edildiði muhalefetin terörizm damgasý yiyerek her türlü toplumsal sorunun bir güvenlik meselesine indirgendiði günümüzde neoliberal güvenlik devleti bütün azametiyle ortaya çýkýyor teknik olanaklarý ekipmaný silahlarý ve görünümü itibariyle kelimenin gerçek anlamýnda ordulaþan polis bu neoliberal güvenlik devletinin de gözbebeði neoliberalizmle uygulanan yukarýdan sýnýf savaþý toplumun geniþ kesimlerini sistematik bir dýþlanma haliyle karþý karþýya býrakýyor ve bu anlamda da rýza üretiminin zorlaþtýðý koþullarda dýþlanan ve ezilenlere karþý iç savaþ aygýtý devreye sokuluyor mike davis in hatýrlattýðý gibi günümüzde gerçek medeniyetler çatýþmasý orta sýnýflarýn güvenliði saðlanmýþ temiz kentsel alanlarý ile suçla özdeþleþtirilen kentsel yoksullarýn ve elbette göçmenlerin þeytani gecekondu bölgeleri arasýndaki hezeyan dolu diyalektik temelinde tanýmlanýyor zaten pentagon un kentleþmiþ bölgede askeri operasyon olarak adlandýrýlan mout military operations on urbanized terrain doktrini kent yoksullarýna dýþlanmýþlara ve göçmenlere karþý düþük yoðunluklu bir savaþ anlayýþýna göre þekillendirilmiþtir buna göre þehirlerin gecekondu bölgeleri ve elbette meydanlarý 21 yüzyýlýn yeni savaþ alanlarýdýr evet bir savaþla karþý karþýyayýz Þimdilik büyük ölçüde yukarýdan yürütülen bir savaþ mesele polisin þu ya da bu eylemde orantýlý mý orantýsýz mý güç kullandýðýyla ilgili teknik-hukuki bir tartýþma deðil yani gözyaþartýcý gaz da bu savaþta devreye sokulan ölümcül silahlardan biri kapitalizm savaþta da barýþta da öldürür sloganý bu anlamda bugün belki çoðu zamandan daha geçerli.

[close]

p. 8

8 pazar 10 temmuz 2011 pazar Üçüncü jenerasyon 3.generation bütün insanlarýmýzýn kendi yaþanmýþlýklarýndan bir kesit bularak kendi kendilerini sorgulamalarýný saðlayan aðýr duygularla gerçekleþmiþ bir ses enstalasyonu n mustafa erkan sergi küratörlüðünü üstlenen pembe gaziler 1978 sydney-avustralya doðumlu hacettepe Üniversitesi güzel sanatlar fakültesi seramik bölümünü bitirdi yine ayný bölümde mastýrýný tamamladý Þu anda bir lisede teknoloji tasarým üzerine ders veriyor geçtiðimiz yýl avrupa birliðinin bir yýllýk mastýr programýndan yararlanarak barselonada modern sanatlar ve sanat terapisi üzerine eðitim aldý barselonadaki hocam kýbrýsa geleceði mesajýný yazdýðý zaman ona burada uluslararasý modern sanatlar sergisinde aramýza katýlmak isteyip istemediðini sordum olumlu cevap alýnca avustralyadaki arkadaþýma yazdým ve gelmesi zor olan arkadaþlardan onay aldýktan sonra burada daha kolay ulaþabileceðim sanatçý arkadaþlara ulaþtým sergimiz toplam 6 ülkeden 21 sanatçýnýn katýlýmý ile gerçekleþiyor peki neden collisions 2011 collisionsu çarpýþma olarak düþündüðümüzde bizim bu sergiyi ortaya koyma fikrimizle örtüþüyor Çarpýþma baþlangýç olarak bu sergiye katýlan ve henüz birbirini tanýmayan sanatçýlarýn bir çarpýþmasý oldu ayný zamanda bizim sanatçýlarýn bu sergi ile birlikte ve bu mekanla çarpýþmasý oldu Üçüncü konsept de serginin sanatseverler ve sanatçýlarýn çarpýþmasý oldu sanatçýlarýn mekaný gündeme getirerek mekana uygun çalýþmalar üretmeleri izleyiciler tarafýndan olumlu karþýlandý Çalýþmalar yerlerine çok iyi oturdu birbirini tanýmayan sanatçýlar üretimlerinde insan zaman mekan konsepti üzerine çalýþmýþ oldular bu sergi barcelonada tanýþtýðýnýz sanatçýlarla ve hocanýzla kurduðunuz baðlantýnýn ve geliþtirdiðiniz diyaloðun ürünü deðil mi farklý teknik farklý ifadeler ve özgün yorumlarýyla fikirlerini aktarmaya çalýþtýlar dolayýsýyla bir dilbirliði geliþmiþ oldu kýbrýsta motivasyonumuzu yüksek tutmak ve üretmek kolay deðil hedeflerimizden biri de sanat ortamýna güzel bir motivasyon ve enerji katmaktýr sizin çalýþmanýz 13 dakikalýk 3 jenerasyon isimli ses enstalasyonu idi hem dayýmýn hem benim yazdýðým metinleri biraraya getirerek ve yanýna kýzkardeþimin çocuðunun sesini ekleyerek enstalasyonunu çalýþtým ana tema annemle babamýn terkettikleri köyle ilgili idi dayýmýn metni kapýlar açýldýðýnda senelerden sonra doðduðu çocukluðunu geçirdiði köye gittiðinde yaþadýðý duygular üzerineydi ben de bu yazýyý baz alarak o neslin yaþanmýþlýklarýndan bana yansýyan duygular üzerine kurdum metnimi Ýki farklý insandan çýkan iki ayrý metni birarada kullandým Ýki farklý nesilden çýkan yansýmalar ama iki metindeki ortak kelimeleri duygularý matematiksel hesaplarla biraraya getirerek düzenleme yaptým Üçüncü nesil olarak da yeðenimin kendine çýkardýðý sorular hayatýmýzda çok önemli yeri olan bir gerçeði kendi kurgumla hayal gerçek karýþýmý bir algý vermeye çalýþarak o süreci yaþayan bütün insanlarýn kendilerinden bir parça bularak bu eseri dinlemelerini istedim

[close]

p. 9

10 temmuz 2011 pazar pazar 9 collisions 2011de yaþam Ýzleri çarpýþtý doða yaþamlarýmýza milyonlarca kilometre seyahat ederek tanýklýk ediyor orda ne bir sýnýr ne de bir varil var gönüllü veya gönülsüzce doða hayatýmýzýn izlerini topluyor bu da doðanýn ve hayatlarýmýzýn yüzleþmesinin küçük bir parçasýdýr sinem ertaner ve eser keçeci traces of the life yaþam Ýzleri isimli enstalasyon çalýþmalarýyla collisions 2011de yer aldý günlük hayatýmýzda sýkça karþýmýza çýkan istenilmeyen anlarda ve mekanlarda karþýmýza çýkan kýbrýsta yaþayanlarýn yakýndan tanýdýðý büyük top þeklinde dikenli çalýlarýn sanat objesi olarak kullanýlmasý düþünceyi aktarmak açýsýndan çarpýcý bir malzemeydi sinem ertaner ile eser keçeciye acak en iyi malzeme olarak seçildi doðanýn yaþamlarýmýza tanýklýðý nasýl oluyor onlarýn yani kullandýðýmýz büyük top þeklinde dikenlerin koparak özgürleþip kendi hallerine hayatlarýna devam etmeleri bu gezinti esnasýnda onlara takýlan onlarla birlikte yolculuk yapan bir nevi anýlar olduðunu düþündük bir yabani bitki,yani kullanýlan obje ile özgür yaþamý simgelemek mi amaç bir bitkinin hayatý doða içerisinde topraktan sökülünce bitiyor gibi görünüyor ama asýl özgürlüðü o noktadan sonra baþlýyor.dilediðiniz gibi,rüzgarla birlikte veya belkide arabalarýn altýna takýlarak her yere gidebiliyor.hatta bizim bile göremediðimiz mekanlara gidebiliyor Örnek verbilir misiniz yani girmek isteyip da giremediðiniz yer mi oldu Örneðin askeri bölgelere birþey umursamadan girebiliyor kuzeyden güneye güneyden kuzeye pasaport kimlik göstermeden özgürce geçebiliyor maraþý biz hiç görmedik merakla tellerin arkasýndan bakýp,acaba bu dönemlerde burada yaþam nasýldý veya þu anda ordaki binalar yollar nasýldýr?onlar bile buralarý gezip görmüþtür bir anlamda bitkilerin yolculuðu insanlarla özdeþleþtiriliyor evet bitkilerin yolculuðunu insanlarla özdeþleþtirdik geçmiþ gelecek arasýndaki baðlar özgür gezintileri temsili olarak orda burada bulduðumuz dikenlerin o güzel serüvenlerini ve hayatýmýza tanýklýklarý simgeleyecek bazý objeleri aralarýna yerleþtirdik bulduðumuz bütün bu çalýlarýn içerisinde objeler vardý aslýnda bizim aybýmýz olan doðaya býrakýlmýþ pet þiþe mektup üzerinde yaþamýþ büyümüþ olan veya halen yaþayan sümüklü böcekler var onlarý özgür ortamlarýndan alýkoydunuz.tekrar doðaya salacak mýsýnýz onlarý heykelsi bir biçim olarak gördüðümüz için onlarý daha da yalýnlaþtýrabilmek için beyaza boyadýk bazýlarýný asarak bazýlarýný yerde odaya sýkýþtýrarak sadece yollarýný deðiþtirdik sergi salonundan geçip yine özgürce yollarýna devam edecekler yollarýný deðiþtirip onlarý biraz dinlendiriyoruz daha sonra onlarý yine doðaya salarak serüvenlerine devam edecekler su bazlý boya kullandýðýmýz için kendi doðal haline dönüþebilecek kendi farkýndalýðýmýzla onlarýn farkýna vardýk ve bir çok insanla paylaþýp onlarý fark ettirip tekrar güncel hayatlarýna devam etmeleri için býrakacaðýz.

[close]

p. 10

10 pazar 10 temmuz 2011 pazar güneþin hemen batmasýný istiyordum ve batmýyordu onun öyle hýzlý batmasýný istiyordum ki bu hýzlý batýþtan bir olay çýksýn hep istemiþimdir güneþin aniden batmasýný o direniyordu ben arabayla ilerliyordum ben arabayla ilerlerken karþý taraftan dikiz aynasýnda diþ aralarýný temizleyen uzun boyunlu kýz geliyordu diþ temizlemiyordu bildiðin diþ ipinin görevini yerine getiriyordu son anda beni fark etti ve 1 saniyeden daha az bir sürede toparladý hem de çok artist bir þekilde boynunu daha uzattý poz veren havalý kýz pozisyonlarýyla arabasýný sürmeye devam etti diþ arasýnda sýkýþan yemek parçasýný temizlemeye çalýþan ruh halinden feysbuk a profil pozu verebilecek kývama gelebilmek için ne yapmak gerekir acaba bunun cevabýný mý arayayým yoksa oluruna mý býrakayým bilemedim kalýn adam sesli türkülerin en acayibini dinledim Þýngýr da þýngýr mýngýr da mýngýr türküden tek aklýmda kalan bu sözlerdi zaten bu sözlerden gerisi yalan kalýn demek kibarlýk kaçar galýn sesli 5-6 tane adamýn þýngýrla mýngýrla olan diyaloðu bir türkü için gerçekten irdelenecek bir konu bu yazýn þarkýsý büyük ihtimalle yakar geçerim olacak yazan tarkan söyleyen ajda pekkan olunca þikayetimiz yok ama þarkýyý 3 yaz sonra hatýrlayabilir miyim iþte onu bilmiyorum Çok olmanýn ötesinde tek olmaya çalýþmakla baþlýyor tüm sorunlar ey yol ortasýnda ezilmiþ salça kutusu nasýlsýn kimbilir ne derdin vardýr senin de konuþamýyorsun ama çilelisin bunu o hüzünlü duruþundan anlýyordum ama artýk hissedebiliyorum da Önceleri sadece anlýyordum seni zira önce çöpe atýlýyordun sonra çöp arabalarý seni çöp merkezine götürüp eziyorlardý zor bir süreçti muhakkak ama artýk bize daha yakýnsýn salça tenekesi seni çöpe de atýyoruz ama büyük çoðunluðunuz artýk yollarda ve yol kenarlarýnda ikamet ediyor Önceleri sadece sigara izmaritleriydi Þimdi envai çeþit ürün yollarda bizimle yabancýlýk da çekmiyorlar aslýnda çok kolay kaynaþtýk ama seni daha iyi anlýyorum salça tenekesi Çünkü mevsimlerden yaz ve ben terlik giyiyorum mevsimlerden yaz ve sen þehrin göbeðinde sað baþparmaðýmýn týrnak arasýna takýlarak bana kendini hatýrlatýyorsun ayaðýmý kanatman beni ilkokul 2 sýnýfa gönderiyor bir pasteur kaldý aklýmda ilkokul 2 den bir de ayaðýna paslý çivi takýlan çocuðun kuduz olup aðzýndan köpükler saçmasý hatýralar geçidine çýkardýn beni salça tenekesi duvarlarý camdan modern yapýlý bir ev gördüm rüyamda koskocaman aðaçlar sade detaylar falan herþey þahaneymiþ Þömine yanýyor ben de evin içinde viski bardaðýyla geziyormuþum buraya kadar herþey normal müzik sistemine yanaþýyorum sesli komut vererek açýyorum seti play diyorum baþlýyor müzik altýn çamura düþerse deðerinden bir þey kaybetmez ki yerim zirve benim çiçek gönderirsin evet rüyamda zenginliðin fon müziði demet akalýn çýktý demek ki dini kanallarýn mutluluk fakirlikte temalý dizilerinin mantýðý doðru olabilir zenginliðin fon müziði demet akalýn ýn zirve siyse evet evet mutluluk fakirlikte park yeri giriþ ve çýkýþlarýndaki o soðuk ve sevimsiz demirlerden halen ölesiye korkuyorsam içimde biraz daha saflýk kalmýþ olmalý gerçi o demirler ilk çýktýðýnda bizim bir arkadaþýn arkadaþý doðru yerden girmiþ ama gene taktaklar lastiðini patlatmýþ þeklinde bir þehir efsanesi duymamýþ olsaydým belki de daha az korkardým neyse iyi olmuþ az korku iyidir aðzýndan burnundan ve sanal olarak kulaklarýndan duman çýkaran kýsa boylu adamdan korkarým o adamýn büyük siniri orta boy býyýðý vardýr hýzlý hareket eder emir verir arada güler bir sevimli olur bir saldýrgan ama hep hýzlýdýr ve sanal dumaný gerçekten kulaklarýndan çýkarken görürsünüz aðýz ve burun dumanlarý ise gerçektir sigara son hücresine kadar dumana dönüþür Özellikle düðünlerde zirve yaparlar ben korkarým siz de korkun geçmiþe mazi derler ve Ýnsan bir kere âþýk olur ikilisinin yarattýðý negatiflikten hep uzak durmaya çalýþmalý insan bu ikisi gerçekliðiyle sizi öyle bir döver ki konuþtuðunuza düþündüðünüze piþman olursunuz nasýl oldu da küvet keyfini býrakýp duþ gibi bir gerilemeyi kabul ettik anlamýyorum kesinlikle çok saçma bir fikir hem ayakta hem hýzlý hem rahatsýz Çok fena çok bir iþiniz var ve o 444 lü numarayý aradýnýz kalpten deðil mideden sevgiyle konuþan Çengi naciye ye hürmetler telesekreter þu iþlem için 1 bunun için 2 diyor ama arayan herkesin tek derdi var karþýsýnda konuþan canlý bir insan bulmak Ýþini ona yaptýracak pisliðini ona kusacak ama o insan hep meþgûldur ve sistem sizi hep bekletir beklerken de size firmasýnýn birbirinden kötü reklamlarýný dinletir reklamlarý seslendirenler ultra mutlu ve ölümsüzlüðün sýrrýný bulmuþcasýna mutludur siz beklersiniz onlar size dinletir siz sinir krizi geçirirsiniz onlar futbol temalý reklamlarýna devam ederler oysa en baþta adam gibi yapsa anonsunu Çaðrýnýz aktarýlýrken lütfen ayrýlmayýn kafanýzý þiþireceðiz dese mesela helal olsun adamlara desen vay be dürüstmüþler desen Þapka çýkarsan olsa bunlar i love zÝbÝl telefon evet zibil telefonda bulduðum mutluluðun yarýsýný bulamadým diðer telefonlarda gözüm gibi koruduðum ilk dönem akýllý telefonlar son dönem akýllýlar orta akýllýlar akýlsýz ama tasarýmý güzeller hepsiniz ayrý yalanmýþsýnýz yere düþseniz incinir yüzülürsünüz biraz zorlayýnca yazýlýmýnýz yavaþlar elimle biraz sýksam ekran rahatsýz olur ama zibil öyle mi Ýster düþür ister at ister sýk istersen el fenerini çalýþtýr karanlýklarý aydýnlat mesaj yazmasý kolay aramasý kolay koskocaman ve sert tuþ takýmý iþimi görür seni seviyorum zibil telefon sen gidersen hayatýma bir baþka zibil telefonu alacaðým mutluluðu huzuru sizinle buldum zibil.

[close]

p. 11

10 temmuz 2011 pazar pazar 11 fÝlm hayatýmýz boyunca bize aþaðýlýk olduðumuz öðretildi küçükken beyaz ve siyah çocuklar birlikte kovboyculuk oynarken kim tom mix buck jones ya da lone ranger oluyordu beyazlar biz kimdik tonto onun uþaðý robinsonculuk oynadýðýmýzda kim robinson cruseo oluyordu beyazlar ya cuma kim oluyordu tahmin edin kim oluyordu malcolm x 1957 de malcolm x in new york mabedi ndeki konuþmasýyla ilgili fbi raporundan bu hafta tanýtacaðýmýz kitap özellikle amerika daki siyah hareketini etkilemiþ iki isimden biri olan malcolm x in hayatýna dair gerçek adý malcolm little olan x adýný harlem de malcolm x olarak deðiþtirmiþtir yeni soyadý olan x onun afrikalý olan atalarýnýn baþta kendisi olmak üzere artýk kimse tarafýndan bilinmediðinin ifadesi olarak seçilmiþti ve artýk adý bilinmezliðin sembolü olan bu adamýn düþüncesi amerika da yaþayan siyahlarýn baðýmsýzlýðý yönünde geliþmekteydi Çünkü o amerika daki siyahlarýn buraya beyazlarýn aksine iþgal veya benzeri bir biçimde gelmediðini tam tersi afrika dan zorla ve köle olarak getirildiklerinin ve ikinci sýnýf insan ve köle muamelesi gördüklerinin altýný çiziyordu ki o yýllarda abd de siyahlar beyazlarýn gittiði restoranlara gidemiyor ayný otobüse binemiyor hatta ayný tuvaleti bile kullanamýyorlardý andrew young ýn kaleme aldýðý kitapta bu koþullarda yaþayan ve haklý olarak bunlara isyan eden malcolm x in öyküsünü anlatmaktadýr yoksul bir ailenin çocuðu olarak geldiði bu dünyada boston dan harlem e uzanan uyuþturucu satýcýlarýyla beraber uyuþturucu kullanmaya baþlayan bu genç siyahinin nasýl bir devrimci ve özgürlük savaþçýsýna dönüþtüðünün öyküsünü bu kitapta bulabilirsiniz 1965 te bir konuþmasý sýrasýnda vurularak öldürülmesine kadar egemenlerin çekindiði isimlerin baþýnda gelen malcolm bugün bile baþta siyahlar ve ezilenler için önemini korumaya devam eden bir kiþiliktir kardelen yayýnlarý ndan çýkan kitap bir cep kitabý boyutunda eylemÝn ÖtekÝ yÜzÜ malcolm x n ali Þahin umudunu kaybetme ülkemizde hiç bitmeyen çaresizliklerin yoðunlaþtýðý bu günlerde ben de yapabilirim dedirten görülmesi gereken filmlerden biri alkol gibi film diye nitelendirdiðim will smith ve oðlu jaden ýn muhteþem uyumuyla bütünleþen oyunculuklarýnýn eseri olan film 2007 de vizyona girdi genelde baþarý hikâyelerinin anlatýldýðý filmler sýradan ve sýkýcý olurlar en basit hikâyeleri devrim niteliðinde gösteren filmlerden deðil umudunu kaybetme bu film sistemin dýþladýðý bir karakterin sisteme geri dönüþ hikâyesini anlatýyor filmi sonradan yine will smith le beraber yaptýðý yedi yaþam seven pound filminden bildiðimiz gabriele muccino yönetti bir yandan mutluluðun aslýnda onlarý hiç býrakmadýðýný gösteren film bir yandan da sistemin onlara mutluluk diye sunduðu maddiyata baðlý olan metalarla bütünleþen hayale ulaþma yolculuðunu yansýtýr Özetle iþsiz parasýz ve borçlu bir þekilde ortada kalan chris gardner will smith ýn maddi olarak ayakta kalma çabasý ve bu süreç içerisinde oðlu christopher ý jaden smith da yanýnda barýndýrmak zorunda kalmasýnýn hikâyesidir film boyunca hem güldüren hem aðlatan çeþitli sahnelerle süslenen bir deneyim yaþarsýnýz muhteþem ikili evlerinden çýkartýlýrlar düþkünler evinde sokakta tuvaletlerde bile kalýrlar Özellikle tuvalette geçirdikleri gecenin sahnesi akýldan çýkmayacak bir görüntüdür her þeye raðmen chris oðlunun sevgisi ile ayakta kalmaya ve var gücü ile çalýþmaya devam eder bir þekilde hazýrlýk ve tesadüflerle birleþen þans onlara yeni kapýlar açar chris ve oðlu arasýndaki iletiþimi 30 lu yýllarda Ýtalya nýn almanlar tarafýndan istila edildiði dönemi anlatan hayat güzeldir filmindeki baba ve oðulun iliþkisine çok benziyor hayat güzeldir filminde savaþý bir oyun olarak oðluna tanýtan baba oyunu kazanmasý sonucunda hediyesinin bir tank olacaðýný söyler ona filmin sonunda hayatý kurtulan çocuk tankýna kavuþur umudunu kaybetme filminde de benzer bir iletiþim var Öte yandan chris in sürekli ordan oraya koþmasý forrest gump filmindeki koþ forrest koþ repliklerini akla getirir umudunu kaybetme deki chris gardner rolüyle will smith en Ýyi erkek oyuncu dalýnda oscar a aday gösterilir fakat baba-oðul film boyunca birbirlerini o kadar iyi motive ediyorlar ki ortaya sadece bir kiþiye mal edilebilecek bir performans deðil iki kiþilik bir oyunculuk baþarýsý çýkýyor n Ýlter yüksel kÝtap

[close]

p. 12

celal e bu cinayetin hesabýný sakarya caddesi nde soracaðýz eðer kýçýmýza cop sokarlarsa o cop mutlaka aðzýmýzdan çýkar bir metre yetmiþ beþ santimlik tahta yatak omurumuzu düzeltecek diye bir kaide yok kodeste vatan zül oldu bende epeydir namus ve þerefim üstüne yemin etmem beklenmesin kambursak o bizim bileceðimiz yük torna tezgahýna sokamayacaksýnýz bu topa girmeyeceðim daha bekliyorum küfretmeyi sizden öðrendim bana sorguda kafka yý soran polis abiler iki deli gömleðim var birini size ayýrabilirim eðer kýçýnýza cop sokmuþlarsa onun karpaz burnu olmasý ihtimali yüksek eðer kýbrýs a tayyip erdoðan gelirse kýbrýs ýn þemdinli yüksekova olmasý mümkün kum torbalarý bana aðýr denize eksik geliyor diyen bir yeþil hat yoktur mazgal deliðini kül tablasý sanýr aðýr tiryaki vicdan eðer kýçýmýza mop sokmuþlarsa anla ki cinayetin delilleri karartýlmýþtýr

[close]

Other Publications

Comments

no comments yet

YOUBLISHER
About
What Others Say
Sitemap
Impressum

PUBLISHERS
Login
Signup
Tutorials
FAQ
Support

BUSINESS
Overview
Advertising
Support

DEVELOPERS
API

LEGAL
Report a Copyright Violation
Copyright FAQ
Terms of Use
Privacy Policy