Dilbilim Dergisi

 

Embed or link this publication

Description

A

Popular Pages


p. 1

Ücretsizdir 2

[close]

p. 2

Ankara Üniversitesi Dilbilim Bölümü Başkanı: Prof. Dr. İclâl Ergenç Akademik Yayın Danışmanı: Arş. Gör. İpek Pınar Bekâr Yazı İşleri Sorumlusu: Tuğhan Alpaslan Işın Tekin Teknik Yapım ve Kapak Tasarımı: Ozan Ergün Yayın Düzeltme Sorumlusu: Ebrar Sönmez Sanat Sorumlusu: Ebrar Sönmez Deniz Özdem Yasemin Özkan Tuğçe Horoz Redaksiyon: Berna Açıkyıldız Buse Kayabaşı Mizanpaj: Işın Tekin Mesut Öztürk 1

[close]

p. 3

DİLBİLİM DERGİSİ Ankara Üniversitesi Dilbilim Öğrencileri YIL: 2015 DÖNEM: GÜZ 5 11 15 27 30 34 36 41 45 49 57 60 63 79 85 88 90 97 Dünyada ve Türkiyede Islık Dili Tolkien’in Dili İşaret Dilinde Sınıflandırıcılar Anlambilim Şiir Dili ve Türk Şiir Dili Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını ‘Australian Sign Language’ Dilbilimcinin Film Rehberi Sözlükbilim ve Sözlükçülük Cinsiyetin Dil Kullanımındaki Yeri 1989 Bulgaristan Göçünün Türkçe Üzerindeki Etkileri Anlambilimsel Boyutta Beyin Yakan 10 Şarkı Sözü Yapısalcılık Ve Anlatı Kuramı Çerçevesinde Bir Film Çözümlemesi: V For Vendetta Konuşan Eller: Türk İşaret Dili Müziğin Dil Üzerindeki Tonal Etkisi Her Dilbilimciye Sorulan 10 Ölümcül Soru Islık Dili Bulmaca 2

[close]

p. 4

ÖNSÖZ Dilbilim Dergisi, Ankara Üniversitesi Dilbilim Bölümü’nün değerli öğrencileri tarafından hazırlanan, araştırma ve mizahi yazıları içeren bir öğrenci dergisidir. Ücretsiz olarak öğrencilere dağıtılması ve yılda üç kere çıkartılması hedeflenen bu derginin hazırlanış ve basım aşamasında pek çok öğrencimizin değerli katkıları bulunmaktadır. Bu sayıda, ‘Dil ve müzik’ alanlarını biraraya getiren Hacettepe Üniversitesi’nden Nur Berrak Sayal’ın ve film çözümlemesiyle yazın eleştirisi üzerine değerli bir yazısını bizlerle paylaşan Ankara Üniversitesi’nde doktora eğitimini sürdürmekte olan Meltem Ayabakan’ın da konuk yazar olarak destek verdiği dergimizin 6 ay sonra çıkartılması beklenen bir sonraki sayısında, Ankara Üniversitesi dilbilim öğrencileri başta olmak üzere, Türkiye’deki tüm dilbilim öğrencilerinin değerli destekleri beklenmektedir. Öğrencilerin çalışma isteklerinin en az olması beklenen yaz tatili döneminde bizleri şaşırtarak, bu derginin gerek metinleştirilmesi, gerek tasarımı, gerekse mizanpaj aşamalarında çok büyük emekleri olan herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Özellikle de, derginin mizanpaj ve edisyon aşamasında yoğun iş temposuna rağmen, bizleri kırmayarak her türlü emeği gösteren değerli arkadaşım Mesut Öztürk’e ve derginin basımındaki değerli katkılarıyla bizlere yol gösteren değerli hocamız Prof. Dr. İclal Ergenç’e teşekkürü borç biliriz. Öğrencilerimiz bu dergiyi, 9 Ekim 2015 tarihinde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Farabi Salonu’nda düzenlenecek olan Doğan Aksan Çalıştayı’na yetiştirmek ve Prof. Dr. Doğan Aksan Hocamıza armağan etmek için çok büyük emek sarf ettiler. Herbirini ayrı ayrı yürekten kutluyoruz. Bu dergi, onların gönül verdikleri işe duydukları saygıları ve takım inançlarıyla ortaya çıktı. Dilbilime ait güncel kitap tanıtımlarının, akademik yazıların ve dile ilişkin her türlü mizahi yazıların, bulmacaların yer alacağı bir sonraki sayıya Türkiye’deki tüm dilbilim öğrencilerini bekliyoruz! Yeni dönemin dolu dolu ‘dilbilim’le geçireceğiniz bir yıl olması dileklerimle... 4 1

[close]

p. 5

DÜNYADA ve TÜRKİYEDE ISLIK DİLİ Berna Açıkyıldız Ankara Üniversitesi Dilbilim Bölümü 2. Sınıf Öğrencisi İ nsanlığın varoluşundan günümüze dek en temel gereksinimlerden biri olan iletişim dil ile karşılanmıştır. İnsanlar yeri geldiğinde beden dilini kullanmış, işaretlerle anlaşmış, yeri geldiğinde sözlü dili kullanarak düşüncelerini sesletmiş ya da yazı dilini kullanarak iletişim gereksinimlerini karşılamıştır. Dil gereksinime göre şekillenerek farklı biçimlere girmiştir. Dilin bu kullanımlarıyla, iletişimin mümkün olmadığı coğrafik alanlarda dil farklı bir biçimle devreye girmiş ve bize ıslık dilini sunmuştur. Islık dili, konuşulan dilin ortak özelikleri temel alınarak, ıslık çalma tekniğinin kullanılması ile geliştirilmiş bir iletişim sistemidir. Islık dilinin ortaya çıkmasında ve yaygınlaşmasında coğrafi koşullar etken konumdadır. Islık sayesinde, yüksek frekansta ses elde edilmektedir. Bu nedenle, ıslık dili dağlık, engebeli ve iletişimin zor kurulduğu alanlarda kullanılmaktadır. Çinin güneyi, Avustralya kıtasında bulunan Papua Yeni Gine, Amazon ormanları, Kuzey Afrika dışında kalan ve Sahra Altı Afrika diye adlandırılan Afrika Bölgesi, Meksika ve Türkiye’de Karadeniz Bölgesi ıslık dilinin kullanıldığı başlıca alanlardır. Engelleri aşmak, ormanda yolculuk edip iletişim kurmak yerine, yüksek ses hacmi sağlayan ıslığı kullanmak, yöre insanları için büyük bir kolaylık olmuştur. Doğal ıslık dili kullanıcıları, bu dili ne zaman nasıl edindiklerini ve nasıl kontrol ettiklerini bilmemektedir. Islık dili bölge halkı için, şarkı söylemek bağırmak, fısıldamak gibi kendilerini ifade etmek için kullanılan herhangi bir araç olarak görülmektedir. 14. yüzyılda Kanarya Adalarında kullanıldığı kayda geçen ıslık dili adına ilk araştırma, antropolojik bir araştırmaydı. Ancak 20. yüzyılın son evresinde, ıslık dilinin sesbilgisel ve akustik betimlemeleri konusunda ciddi girişimlerde bulunuldu. 2 5

[close]

p. 6

Yakın zamanda bu çalışmalar, Uluslararası Bilimsel Araştırmacılar Ağı ve yerel yetkililer işbirliği ile ilerleme kaydetmiştir. Islık dili çalışmaları, hem bu dili kullanan azınlık nüfusu tekrar canlandırma ve tehdit altındaki sözlü gelenekleri devam ettirme isteği, hem de alternatif dil sayesinde iletişimi kolaylaştırma düşüncesi temel alınarak devam ettirilmektedir. Bir dilbilimci olan ve farklı ülkelerin ıslık dilleri üzerine araştırmalarıyla bu konuda önde gelen isimlerden biri olan Dr.Julien Meyer, ıslık dilinde pek çok teknik olduğunu belirlemiştir. Islık dilini kullanan pek çok grubun kendi tekniğini ürettiğini ve bu teknik seçimi yaparken, esas noktanın dilin pratik kullanımına dayandığını ileri sürmüştür. Ortak olarak kısa sözcükler için çift dudaksıl ve dişsil dudaksıl teknikler uygun bulunmuştur. Bir ya da iki parmağın, iki dudak arasına yerleştirilmesi ve parmakların dili kontrol ederken nefesin dışa verilmesi ile çalınan ıslık tekniği, yüksek sesin yayılmasına olanak sağlamakta ve uzaklığın ya da engebenin fazla olduğu alanlarda tercih edilmektedir. Islık tekniği vokal titreşim gerektirmemektedir. Bu teknikler, dil ve dudaklar ya da dil ve parmaklar arasında kalan sıkıştırılmış basınçlı havanın ani bir şekilde dışa verilerek şok etkisi yaratması ile üretilmektedir. Islık dilinde sözcük bilgisi dilin temel sözcüklerini yansıtır ve çoğunlukla bir dilin ıslık formu o dille aynı sözcük zenginliğine sahiptir. İstenen her sözcük ıslık ile söylenebilme olanağına sahipken, ıslık dili konuşucuları daha çok günlük aktiviteler sırasında haberleşmek için bu dili kullandığından, yaygın kullanımda olan sözcük sayısı kısıtlıdır. Sekiz kilometrelik alan içinde 1000 Hz ve 3000 Hz arasında hızla yayılan ve bu mesafede kolaylıkla duyulan ıslık dili, günlük yaşamda sık kullanılan sözcüklerin daha rahat anlaşılmasına olanak sağlamaktadır. Oluşabilecek herhangi bir anlam bulanıklığını da önlemek amacıyla, konuşma eylemi sırasında sesteş sözcüklere yer verilmemekte ya da kullanım oranı en az düzeye indirilmektedir. İşitme engelliler ise, konuşmalarda çok düşük bir algı düzeyine sahiptir. Dudak okuma yöntemi ile bu dili anlayabilirler, ancak konuşmadan kesin sonuç çıkarabilmeleri için iletişim kurdukları kişilerle ortak geçmişlerinin, paylaşımlarının olması ve olayın zamanını bilmeleri gerekmektedir. İletişimde anlaşılabilirliği sağlayan unsurlardan biri de tonlamadır. Bazı dillerde sözcükler tonlama ile anlam kazanırken, diğer dillerde tonlama anlam ayırtedici değildir, başka bir deyişle sesbirim özelliği yüklenmemektedir. Bu konu üzerine dilbilimciler ve akustik dil uzmanları ıslık dilinde geliştirilmiş iki temel yol olduğunu öne sürmüşlerdir. Highland Mazateco gibi tonal diller için ıslık, parçalarüstü özelliklere (bürünsel özelliklere) dayanmaktadır ve ıslık konuşulan dilin temel frekansı ile üretilmektedir. Diğer yandan, Türkçe ve İspanyolca gibi tonal olmayan dillerde ise, ıslık frekansı dilin segmental özellikleri ile üretilmektedir. 6 1

[close]

p. 7

Islık Dilinin Türkiyedeki Durumu Julien Meyer, Türkçe Islık Dilinin korunmuş en iyi ıslık dili formu olduğunu saptamıştır. (Ayrıntılı bilgi için bkz. Meyer 2007; 2008). Türkiyede ıslık dili, dağlık alan olan ve gürültünün yoğun olduğu Karadeniz Bölgesinde halen kullanılmakta ve her yıl Kuşköy'de düzenlenen çeşitli festivallerle tehlikeli bir dil olmasının önüne geçilmeye çalışılmaktadır. Türkçe ıslık dilinde, sesler olduğu şekliyle alınmamış şu sesler içinde şifrelenmiştir. Doğan Aksan gibi bu konuda Türkiye'de yapılan araştırmaların öncülerinden biri olan Başkan (1967)'ye göre, ıslık dilinde iletişim /i/, /ö/, /ü/ ünlüleri ve /f/, /ç/, /k/ ünsüzleri ile gerçekleştirilmektedir.Başka bir deyişle, ıslık dilinde çoğu ses kendi biçimiyle değil, farklı bir ses olarak karşımıza çıkmaktadır. Islık çalarken titreşim gerçekleşemez. Bu durum sürekli ünsüzlerin seslendirilememesine neden olmaktadır. Dudakların birleşmemesi çift dudak seslerinin çıkmasını engellemekte ve bu sesler karşımıza /f/ sesi olarak çıkmaktadır. Islık çalarken ağız ve dil hareketinin durumu /o/ sesinin ve /ç/ sesinin daha rahat çıkarılmasını sağlamaktadır. Türkçe ıslık dili konuşma diline benzetilmiştir. Sesbilgisel yönden sadeleştirilmeler yapılmış olmasına karşın, vurgu ve tonlama gibi kimi T ürkiyede ilk ıslık dili araştırması 1968 yılında Prof. Dr. Doğan Aksan tarafından yapılmıştır. Ardından 1970 yılında Giresun'un Çanakçı iline bağlı Kuşköy köyünde yapılan çalışma sonrasında, 2000'li yıllarda /i/ = /i/ /ü/, /ö/ = /e/ /ö/, /o/ = /ı/, /u/, /a/ /of/ = /p/, /b/, /f/, /v/, /h/ /mç/ = /t/, /d/, /ç/, /c/, /s/, /z/, /r/, /l/, /ş/, /j/, /n/ bürünsel özellikleri açısından Türkçede kullanılan sesbilimsel özellikler ıslık diline de aktarılmıştır. Bu kapsamda yapılan en güncel araştırma Çelik, Bekâr ve Ergenç (2012)'dir. Bu araştırmada Türkçe ıslık dilinde bildirim tümcelerindeki bürünsel özellikler konuşma dili ile karşılaştırılarak, konuşma dilinden farklı olarak F6 formant frekansının da olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. 2 7

[close]

p. 8

S Spanish Silbo ilbo, İspanyada Kanarya Adalarına bağlı La Gomera adasına ait bir ıslık dilidir. Bölgede küçük bir kesim tarafından konuşulan ve zamanla unutulmaya yüz tutmuş ıslık dili için bu bölgede yeniden çalışmalar başlatılmış La ve Silbo canlandırılmıştır. Gomera Bölgesi’nde ilkokullarda zorunlu dil olarak öğretilmeye başlanan Silbo ıslık dili için, bu dili iyi bilen ve kullanan bölge insanları öğretmenlik yapmaktadır. Pek çok biçimi bulunan, bölgeden bölgeye farklılık gösteren Silbo ıslık dili için geleneksel ıslık dili biçiminin öğretilmesinde karar kılınmıştır. Silbo ıslık dilinin özelliklerine göre /i/, /e/, /a/, /o/, /u/ sesleri kullanılmakta ve bu sesler birbiri ardı sıra bulunduklarıdan aynı frekans aralığında sesletilmektedir. Örneğin, /u/ sesi çok nadir kullanılan bir sestir ve çoğunlukla /o/ sesi biçiminde karşımıza çıkmaktadır. Yalnızca çok tecrübeli dil kullanıcıları /u/ ve /o/ sesleri arasındaki farkı ayırt edebilmektedir. /o/ ve /a/ sesleri ise, birarada kullanılmamakta ya da bu kullanım çok nadir gözlenmektedir Bu çerçevede dört Silbador Silbo Gomero ıslık dilini kullanan Silbador (Manuel Carreiras, Jorge Lopez, Francisco Rivero and David Corina. (2005). Nature (433): 31-32. Dr. Julien Meyer farklı ses süresi bulunmaktadır, bunlar /i/,/e/,/a/ ve /o/, /u/ şeklindedir. Bürünsel özellikleri açısından incelendiğinde, Silbo ıslık dilinde vurgu bağlamda işlevsel olarak iki farklı şekilde yapılmaktadır. Ünlü sesler daha baskılı ve sesli sesletilmekteya da ünlüler uzatılmakta ve uzun soluklu sesletilmektedir. 8 1

[close]

p. 9

Yunanistan Islık Dili B u ıslık dili, Yunanistan'ın Girit'ten sonraki en büyük adası olan Eğriboz Adası'nda (Euboea) kullanılan bir ıslık dilidir. Kullanımı çok yaygın olmayan bu dilin beş ünlü sesi bulunmaktadır. /i/, /e/, /a/, /o/, /u/ ve beş farklı frekansta sesletim mümkündür. /i/ sesi hiçbir zaman diğer seslerle birarada kullanılmamaktadır. Anlamı doğru yakalamak için /u/, /e/ sesleri orta frekansta sesletilirken, /a/, /o/ alçak frekansta kullanılmaktadır. /u/ ve /e/ sesleri işitsel anlamda birbirine benzemesinin yanında, /a/ ve /o/ sesleri de benzerlik göstermektedir. Son olarak, /i/ /o-a/ ve /e-u/ şeklinde üç farklı ses bandı bulunmaktadır. Sonsöz araştırma alanını oluşturan bu diller coğrafik nedenlerden ötürü ortaya çıkmış ve teknoloji ilerledikçe iletişim gereksinimi olarak görülmediği için yavaş yavaş tükenmektedir. Bu açıdan ıslık dillerinin korunması ve bu dillerin dilbilimsel yapılarının, bu diller tamamen tükenmeden önce incelenmesi büyük önem taşımaktadır. Türkiyede Doğan Aksan ve Özcan Başkan'ın girişimleriyle başlayan bu süreç sayıca az da olsa çeşitli araştırmacılar tarafından halen sürdürülmektedir. T eknolojinin gelişmesi sonucu günümüz koşullarında çok daha az kullanılmaya başlanan ıslık dili dünyadaki tehlikeli diller sınıflamasındaki yerini almıştır. Özellikle sesbilimsel özellikleri açısından önemli bir 2 9

[close]

p. 10

Kaynaklar AKSAN, D. (1968). "Anadolu'da Islık Dili (langue sifflée) Araştırması Ön Raporu": Türkoloji Dergisi, III/1, Ankara: DTCF, 49-64. BAŞKAN, Ö. (2003). Lengüistik Metodu. (s. 160-164). Multilingual Yayınları. Birinci Basım: 1967. MEYER, J. (2007). Whistled Turkish.Statistical Analysis of Vowel Distribution and Consonant Modulations. Proceedings of XVI. International Conference ofPhonetic Sciences. Barcelona. MEYER, J. (2008). Acoustic Strategy and Typology of Whistled Languages. Phonetic Comparison and Perceptual Cues of Whistled Vowels. Journal of the International Phonetic Association 38:(1). Cambridge University Press. 64-90. ÇELİK, F., Bekâr, İ.P. ve Ergenç, İ. (2012). "Türkçe Islık Dilinde Ezgi Görünümleri”. Proceedings of 25. Ulusal Dilbilim Kurultayı. Çukurova Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Adana. 5-7 Mayıs, 2011. s.114-120. CARREIRAS, M.,LOPEZ, J., RIVERO, F. veCORINA,D. (2005). Linguistic perception: Neural processing of a whistled language. Nature (433): 31-32. doi:10.1038/433031a. 10 1

[close]

p. 11

TOLKIEN'İN DİLİ Işın Tekin Ankara Üniversitesi Dilbilim Bölümü 2. Sınıf Öğrencisi J .R.R. Tolkien, Yüzüklerin Efendisi Üçlemesi ve Hobbit gibi epik fantezinin sevilen örnekleriyle tanınan bir yazar, profesör, şair ve dilbilimciydi. Uzmanlık alanı Anglo-Sakson edebiyatı olsa da, Tolkien hem eski hem de ve Almanca modern diller hakkında pek çok bilgiye sahipti. Çocukluğunda annesi Latince, Fransızca dilleri ve kültürleriyle onu tanıştırmış, o da öğrenimi ve kariyeri boyunca bu dillere Fince ve İrlandaca gibi yenilerini ekleyerek, "dil"i hayatının belki de en büyük parçası haline getirmiştir. Tolkien'in kitaplarında kurguladığı Orta Dünya evreninde birden fazla dil konuşulur. Bunlardan en gelişmişleri olan Elfçe, Tolkien'in arka planını uzun yıllar boyunca tasarladığı ilk dil ailesidir. Elfçenin yanı sıra cücelerin konuştuğu Khuzdul, Sauron'un yarattığı Kara Lisan, yarı insan yarı ağaç Entlerin dili de yalnızca birkaç tümce örnekle sınırlı kalmış olsa da, Yüzüklerin Efendisi'nde yer alan dillerdendir. 2 11

[close]

p. 12

DİLSEL OYUN Orta Dünya’da yer alan diller kitap basılana kadar hem dilbilgisi hem de sözcük bilgisi açısından pek çok değişime uğramıştır. Bu değişimlerle eklemeler ve çıkarmalar, Tolkien için bir “oyun”du, hem de küçük yaşlardan gelen bir oyun. Yazar, dil ile çocukluğundan beri iç içeydi ve bir dil oluşturmak onun tutkusu hâline gelmişti. On üç yaşlarındayken kuzenlerinin ürettiği bir çeşit şifreli dil olan Animalic’i öğrenmiş; daha sonra Nevbosh adında başka bir şifreli dil üretmişlerdi. Bu iki dil, diğer çocuklar için cezbediciliğini kaybetse de, genç Tolkien dil üzerinde çalışmaya devam ederek, sadece kendinin ürettiği ilk dili yani Naffarin’i ortaya çıkarttı. Önceki iki dil gibi, İngilizce sözcüklerin değiştirilmiş versiyonlarıyla oluşmamış, kendi ses kuralları ve sözcükleri olan bir dildi. Naffarin, sesbilgisel özellikleri açısından Latince ve İspanyolca’dan etkilenmişti. Sözcükler, Yüksek Elfçe olarak da betimlenebilecek Quenya’ya benzediği için Tolkien Elfçenin temellerini Naffarin ile atmış denebilir. Quenya ya da diğer adıyla Yüksek Elfçe ise, Tolkien'in ürettiği ve Elfçe olan ilk dildir. Fince ve İrlandaca, Quenya'nın esin kaynağı olurken, Tolkien Latince, Yunanca ve eski Germen dillerinden de yararlanmıştır. Quenya ve diğer Elf dilleriyle ilgili dikkat edilmesi gereken bir nokta da, Tolkien'in bu dilleri öylece gökten indirmediği, tıpkı doğal dillerin oluşumu gibi onlara içsel bir dünya, bir tarih ve mitoloji kazandırdığıdır. Bu açıdan bakıldığında, 12 1

[close]

p. 13

Tolkien'in dilbilimci kimliği ve dile yaratıcı bakış açısı oldukça büyük bir önem kazanmaktadır. Tolkien, dilin onu konuşan bir toplum ve o toplumun bir tarihi, kültürü olmadan tamamlanamayacağını düşünüyordu. Hatta, yapay diller hakkındaki görüşlerini Mr. Thompson'a yazdığı bir mektupta( şöyle açıklamıştır: "Volapük, Esperanto, Ido, Novial dilleri ölmüştür. Hatta, eski ve kullanılmamış dillerden daha ölülerdir; çünkü yazarları hiç efsane yaratmamıştır." (Ayrıntılı bilgi için bkz. Tolkien, Carpenter-The Letters of JRR Tolkien no. 180, 1958) Tolkien, mitolojinin dille bir bağı olduğuna ve kurmaca bir dil yaratabilmek için dilin mitolojik, kültürel bir altyapıyla gelişmesi gerektiğine inanmaktadır. Esperanto gibi amaca yönelik bir dilden öte, Tolkien'in dilleri adeta gerçek bir dil gibi canlıdır, Tolkien'le ve Arda'nın (Orta Dünya evreninde Dünyaya verilen isim) mitolojisiyle birlikte değişir ve gelişir. Kitapların basılmasıyla bu değişim kısıtlanmış, oyunun kuralları da değişmişti. Bu oyuna gelen ilk değişiklik, Tolkien dillerin dilbilgisinde ya da sözlükçesinde bir değişiklik yapmak istediğinde, kitaplara bağlı kalmak durumunda kalıyordu. İkinci değişiklik ise, oyununun artık sadece Tolkien’e özel olmamasıydı. Kitapların hayranları çabucak Tolkien'in ürettiği alfabeler olan Cirth ve Tengwar ile yazmayı öğrenmiş, İngilizce de olsa kendi dilsel oyunlarını başlatmışlardı. Tolkien de bu etkinliklere zamanı yettiğince katılıp, onları yüreklendirdi. Elfçe şiirlerin detaylı analizlerini, mektuplarında dillerine ait dilbilgisel öğelerin açıklamalarını paylaştı. Bitmemiş Öyküler, Silmarillion ve Orta Dünya Tarihi'nin her bir cildinde, Tolkien'in dil dünyası biraz daha ortaya çıkmıştır. Ancak hiçbir zaman, en gelişmişlerden biri olan Quenya dili bile, tam olarak bilinebilen bir dil olmayacaktır. Çünkü bu dillerin ne dilbilgisi ne de sözcük hazinesi günümüzde kullanılacak kadar yetkinliğe ve bütünlüğe sahip değildir. 2 13

[close]

p. 14

Yine de, bu dilsel oyuna katılmak isterseniz faydalanabileceğiniz kaynaklar bulunmaktadır: Başta Tolkien'in eserleri olmak üzere, Helga K. Fauskanger'ın Quenya Course isimli Quenya dilbilgisi kitabı ve David Salo'nun Sindarin dilbigisini anlatan A Gateway to Sindarin kitabını okuyarak da, Elf dilleri üzerine daha ayrıntılı bilgiye sahip olabilirsiniz. Kaynaklar Metis. Houghton Mifflin. TOLKIEN, J. R. R. (2012) Kralın Dönüşü (Çiğdem Erkal İpek, çev.) İstanbul: NOEL, R. S. (1980) The Languages of Tolkien’s Middle-earth ss. 58-59. Boston: TOLKIEN, J. R. R-Christopher, HUMPHREY,C.(2000). The Letters of J. R. R. Tolkien no. 180 Mariner Books. DOUGHAN, D. “Who was Tolkien?”http://www.tolkiensociety.org/author/ biography/ 14 1

[close]

p. 15

ISARET DILINDE SINIFLANDIRICILAR , Yasemin Güçlütürk . . . Ankara Üniversitesi Dilbilim Bölümü Üçüncü Sınıf Öğrencisi B S u makalede ‘sınıflandırıcılar’ konusu incelenecektir. Öncelikle sınıflandırıcıların ne olduğu açıklanıp araştırmacıların ne tür bilgi ortaya koydukları ve bu bilgileri nasıl tanımladıkları anlatılacaktır Daha sonra sınıflandırıcıları belirlemek için ve diğer işaret dillerdeki sınıflandırıcıları karşılaştırmak için yapılan araştırmaları açıklanıp elde edilen bulguları yazılacaktır Sonuç bölümünde ise ‘sınıflandırıcılar’ın neler olduğunu belirlenecek ve diğer diller arasında karşılaştırmalar yapılacaktır. ınıflandırıcılar;(Classifiers) yer, yön, durum, durağanlık (sabitlik) ve varsa hareket belirten birden fazla anlambirimden oluşan söz öbekleridir ki sözcüklerden yani işaretlerden en belirgin farkı da budur. Bu Supalla sınıflandırıcıların anlambirimlerden oluştuğunu anlambirimler sözcük ulamlarından ad, sıfat ve eylemin bir veya birden fazlasını içermektedirler. düşünmektedir fakat Liddell (2003) ve Cogill-Koez (2000) sınıflandırıcıların anlambirim olmadıklarını ve jest olduğunu ve dolayısıyla dilbilimsel olarak incelenemeyeceğini savunmaktadırlar. Bu nedenle sınıflandırıcıların özneyüklem uyumu gibi dilbilgisel kuralları taşıyıp taşımadığı tartışmaya açıktır. Emmory ve Herzig (2003) sınıflandırıcıların dilbilgisel ve ikonik arasında olduğu tartışmayı ortaya koymuştur. Bunun üzerine iki farklı deney yapmışlardır. (Bu deneylerin detaylarına http://etd.lib.metu.edu.tr/upload/12609654/index.pdf linki 92. sayfadan bakabilirsiniz) deneylerin birinde konuma yönelik diğerinde ise el şekline yönelik çalışılmıştır. Bu deneyin sonucunda ise konumun ikonik olduğunu fakat el şeklinin dilbilgisel olduğunu ortaya koyulmuş ve sonuç olarak bazı sınıflandırıcıların dilbilgisel olduğu bazılarının da ikonik olduğunu kabul edilmiştir. 2 15

[close]

Comments

no comments yet