42. Sayi

 

Embed or link this publication

Description

Kurani Mucahede

Popular Pages


p. 1



[close]

p. 2



[close]

p. 3

Günümüzde, anlamı en fazla değiştirilen en önemli kavramlardan biri de hiç kuşkusuzdur ki, Müslüman kavramıdır. Öyle ki, Allah hakkında hiçbir bilgiye sahip olmayan, Kur’ani hiçbir ayeti bilmeyen, din ile iman ile hiçbir ilişkisi bulunmayandan putları kutsayan, putlar önünde ibadete durup tazim edenlere, neredeyse vücudunun görünmedik tarafı kalmayandan her türlü gayri İslâmi fiili işleyenlere kadar herkes, kendisini Müslüman olarak tanımlıyor. müslüman olabilmek bismillah Toplumsal anlayışa göre, halkında Müslümanların da bulunduğu İslâmi bir beldede doğmak, Müslüman olmak için yeterli bir nedendir. Kur’ani hükümleri terk edip yüce Allah’ın dinine savaş açan beşeri sistemleri, gayri İslâmi bütün çirkefliklerine rağmen oy verip destekleyenler, beşeri tağuti sistemin tarafına geçerek yüce Allah’a savaş açtıklarını bilmedikleri için bu hallerine rağmen Müslüman olduklarını iddia edebiliyorlar. Müslüman kavramı günümüzde öyle bir hal aldı ki, yüce Allah’ın indirdiği Kur’an’a, Tevhidi esaslara davet eden Müslümanlara karşı çıkan, İslâm’ı hayat nizamı olarak kabul etmeyen, demokratik dine mensup Bismillah olan, ahlak ve faziletten yoksun bulunan, çıplaklığı bir yaşam tarzı olarak alıp tesettür ayetini Ocak-Şubat kabul etmeyenler de Müslüman Mart 2015 Sayý: 42 olduklarını sanıyorlar. Aslında herkes, kendisini Kur’âni Mücâhede kandırmadan ne olduğunu bile- 1 bilir; ancak bu işlerine gelmediği, durumlarını bilmek istemedikleri için Müslüman olduklarını iddia ederek kendilerince rahatlamaya çalışıyorlar. Unutulmasın ki, kangren olmuş bir yaranın üzerini bantlamakla insan, o yaradan kurtulmaz; yara yine yara, ancak onu gizleyerek insan, ondan kurtulduğunu sanıyor. Küfür ve şirk içerisinde bulunan kimseler, Müslümanım demekle Müslüman olmadıklarını biliyorlar, ancak bu

[close]

p. 4

iddiada bulunmakla kendilerince rahatlamaya çalışıyorlar. Kişi, Gerçekten Müslüman Olup Olmadığını Anlayabilir Bir kimse, ne olduğunu, ne iş yaptığını, mesleğini, sağlıklı ya da hasta olduğunu, nerede bulunduğunu nasıl biliyorsa elbette Müslüman olup olmadığını da bilir. Bunun için Kur’an’ı açıp okuması yeterlidir. İnsan, Kur’ân’ı okuduğunda kendisine hitap eden ayetleri, ne oranda kabul edip etmediğini kendisi net olarak bilebiBismillah lir. Kişi, kendisine hitap eden ayetlere karşı tavrına göre, Kur’an’daki sıfatının ne olduğunu açık bir şekilde görebilir. Ocak-Şubat Ayetlerin yap dediği hususlarMart 2015 Sayý: 42 da hiçbir sıkıntı hissetmeden yapan bir kimse, Kur’âni derhal Mücâhede Rabb’ine teslim olmuş, Müslü2 man sıfatını almıştır. “Rasulün, aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Rasulüne çağırıldıkları zaman iman edenlerin sözü ancak: ‘İşittik ve itaat ettik’ demeleridir; işte onlar, kurtuluşa erenlerdir. “Onlar, ayetlerimize inanmış ve Müslüman olmuş idiler.” (Zuhruf, 69) Yüce Allah (cc), hükümlerini apaçık bir şekilde bildirmiş, insanları iman ya da inkâr etme konusunda muhayyer bırakmış, ayetlerine iman edip haya- BİSMİLLAH tını iman ettikleri ayetler doğrultusunda düzenleyenlere Müslüman sıfatını vermiştir. Kur’an, Kur’ani ölçüler içerisinde yüce Allah’a, Tevhidi esaslara göre iman edip ayetlere uygun yaşayanları Müslümanlar olarak tanımlamaktadır. Müslüman, İslâm’a teslim olan, şirk koşmadan Rabb’inin emrettiği hükümleri, hiçbir sıkıntı duymadan, isteyerek hayatının temel esası yapandır. Müslüman, Ulûhiyet ve Rububiyetin yüce Allah’a ait olduğuna iman edip Rabb’ine eş koşmadan, O’nun indirdiği hükümler doğrultusunda yaşayandır. Müslüman, hayatının tüm alanlarında, sosyal, siyasal, ticari, hukuki ilişkilerini ve adabı muaşeret kurallarını, kendi nefsiyle ve diğer nefislerle olan ilişkilerini ve Rabb’ine karşı kulluk görev ve sorumluluklarını, Kur’ani esaslar doğrultusunda düzenleyendir. Tevhidi Esaslara Kesin Teslimiyet Müslüman olmak, yüce Allah (cc) ile pazarlık yapmadan, koyduğu hükümlere karşı fikir beyan etmeden, emrettiklerinden sıkıntı duymadan, indirdiği Kitaba ve bildirdiği Tevhidi esaslara kesin teslimiyettir.

[close]

p. 5

Müslümanlık, dini yalnızca yüce Allah’a halis kılarak O’na kulluk yapmayı esas alır; kulluk da kişinin, tüm düşünce, söz ve davranışlarının Rabb’inin hükümlerine uygunluğunu gerekli kılar. “De ki: ‘Bana dini yalnız Allah'a halis kılarak, O'na kulluk etmem emredildi ve bana Müslümanların ilki olmam emredildi." (Zümer, 11-12) Müslümanların ilki, Rab’lerinin vahyine muhatap olan Risalet önderleridir. Onlar, Rab’lerinden aldıkları emirlere, önce kendileri iman etmişler, sonra insanlara ulaştırmışlardır. Yüce Allah (cc) Müslümanlardan, hükümlerine teslim olmalarını, hayatlarının her anında Kendisini tek ilah edinmelerini bildirmiş, bu hal üzere yaşamalarını ve bu hal üzere ölmelerini istemiştir. “De ki: ‘Benim teslimiyetim, ibadetim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allah içindir, O'nun ortağı yoktur; bana böyle emrolundu ve ben Müslümanların ilkiyim.” (En’am, 162-163) “Ey iman edenler, Allah'tan, O'na yaraşır biçimde korkun ve ancak Müslümanlar olarak ölün.” (Al-i İmran, 102) Bizler, Müslümanlar olarak yaşayıp Müslümanlar olarak Müslüman Sıfatını Rabb’imiz Bize Vermiştir Tevhidi esaslara iman edip insanları, bu esasları kabul etmeye çağırmamız nedeniyle Rabb’imiz bize Müslümanlar sıfatını uygun görmüştür hamdolsun. Bu, bizim için en büyük onurdur. “Allah'a çağıran, salih amel işleyen ve ‘Ben Müslümanlardanım’ diyenden daha güzel sözlü Bismillah kim olabilir?” (Fussilet, 33) Kur’an, Müslüman sıfatını alanların, insanları yüce Allah’ın birliğine davet edip Ocak-Şubat Mart 2015 cihad eden, salih amel işleyen, Sayý: 42 yalnızca yüce Allah’a kulluk Kur’âni eden ve O’na hiçbir şeyi eş koş- Mücâhede 3 mayan kimseler olduklarını bildirmiştir. “Allah uğrunda, O'na yaraşır biçimde cihad edin; O, sizi seçti ve dinde size bir güçlük yüklemedi; babanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi). O, bundan önce de, bu(Kur'a)nda da size ‘Müslümanlar’ adını verdi ki, Rasul size şahit olsun, siz de insanlara şahit olasınız. Haydi, namazı kılın, zekâtı verin ve Allah'a sarılın; sahibiniz O'dur; ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır (O)!” (Hac, 78) ölmek için, iman ettiğimiz Rabb’imize, her söz ve davranışımızla isteyerek ve coşku ile teslim olduk hamdolsun. BİSMİLLAH

[close]

p. 6

BİSMİLLAH Müslüman Sıfatına Ekleme Yapılmaz Bizler, ne Sünni, ne Şii, ne Vehhabi, ne selefi, ne tarikatçı, Ocak-Şubat ne vakıfçıyız; yalnızca MüslüMart 2015 Sayý: 42 manız elhamdülillah! Rabb’iKur’âni mizin beğenip verdiği sıfatın Mücâhede yanına hangi nedenle olursa 4 olsun, ekleme yapmak, yani Sünni Müslüman, Şii Müslüman ya da şucu bucu Müslüman gibi eklemeler, yüce Allah'ın verdiği Müslüman sıfatını beğenmemektir ki bu, apaçık bir şekilde şirk ve küfürdür. Hangi isim altında olursa olsun, her parçalanma, yüce Allah’ın Hanif dininden sapmak, fıtratı terk etmektir. Bu nedenle Rabb’imizin verdiği bu onurlu sıfata başka bir sıfatı eklemeyi kabul edemeyiz, aksi Bismillah Müslüman, her konu ve durumda Kur’an’ı ölçü edinmeli, bütün ilişkilerini Kur’ani esaslara göre düzenlemeli, hiçbir konu ve durumda Kur’an’ın dışında hareket etmemelidir. Müslüman olmak bunu böyle yapmasını gerektirir. Müslüman sıfatı, yüce Allah’ın, mü’min kullarına bir lütfu ve onları onurlandırmasıdır. Bu nedenle bizler, bu onuru zedeleyecek başka bir sıfatı ne alırız ne de Müslüman sıfatımızın yanına ek yaparız. halde İslâm dairesinden çıkar, şirke düşeriz ki bu durumda hesabımızı Rabb’imize veremeyiz. Rabb’imiz, İslâm üzerinde bulunanların, tek bir ümmet olduklarını belirtmiş, bunun dışındakileri kabul etmemiştir. Müslüman Olmamız Nedeniyle Tağutu Reddediyoruz Müslüman olmamız nedeniyle öncelikle iman etmenin ilk şartı olan tağutu, bütün unsurları ile reddediyoruz. Çünkü tağut reddedilmeden hidayet bulmak ve iman etmek mümkün değildir. Yüce Allah (cc), tağutu reddedenlerin, hidayete ulaştıklarını, reddetmeyenlerin de sapıklık içerisinde kaldıklarını bildiriyor. “Dinde zorlama yoktur, Doğruluk, sapıklıktan seçilip belli olmuştur; kim tağutu reddedip Allah'a iman ederse, muhakkak ki o, kopmayan, sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah işitendir, bilendir.” (Bakara, 256) “Andolsun biz, her millet içinde: ‘Allah'a kulluk edin, tağuttan kaçının’ diye bir elçi gönderdik; onlardan kimine Allah hidayet etti, onlardan kimine de sapıklık gerekli oldu. İşte yeryüzünde gezin de bakın, yalanlayanların sonu nasıl olmuş!” (Nahl, 36) Tağuti sisteme karşı takındığımız onurlu İslâmi kişiliği-

[close]

p. 7

Hakkı Gizlemiyor, Dosdoğru Olmaya Çalışıyoruz Tevhidi esasları, bütün açıklığı ile ortaya koyuyoruz; Allah’ın lanetine uğrayan belamlar gibi ne Tevhidi gerçekleri gizleyip Hakkı batılla buluyor, ne de hidayet karşılığında sapıklığı, mağfiret karşılığında azap satın alanlar gibi Allah’ın ayetlerini, ticari bir meta olarak görüp bu ayetleri satıyoruz. miz, Müslüman onurumuzla tağuti sistemin karşısında duruşumuz nedeniyle küfür sistemi tarafından mürteci, irticacı, rejim düşmanı olarak suçlandık, baskı ve zulüm gördük, tutuklandık zindanlara atıldık, devletin en üst birimi olan MGK’da konuşulduk. Tağuti sistemin bu en üst kurumunun, hakkımızda yaptığı araştırma ve soruşturma sonucunda bizim, dışardan hiçbir ülkenin grupları ile bağlantımızın bulunmadığını, tavizsiz İslâmi bir tavır takındığımızı tasdik etti ve MGK kararları o günkü basında yayınlandı. Yani tağuti sistem, şucu bucu olmadığımıza ve dosdoğru Müslüman olduğumuza şahitlik etti hamdolsun ki bu, inşaAllah Allah indinde bizim için küfrün bir şahitliğidir. “Bile bile gerçeği bâtılla bulayıp hakkı gizlemeyin.” (Bakara, 42) “Allah’ın indirdiği Kitaptan bir şey gizleyip, onu birkaç paraya satanlar var ya, işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey koymuyorlar; Kıyamet günü Allah, ne onlara konuşacak ve ne de onları temizleyecektir. Onlar için acı bir azap vardır.” (Bakara,174) “İndirdiğimiz açık delilleri ve hidayeti biz Kitapta insanlara açıkça belirttikten sonra gizleyenler, işte onlara hem Allah lanet eder, hem bütün lanet edebilenler lanet eder.” (Bakara, 159) Bismillah Aşırılıktan, nefsani hareketten kaçınıyor, Rabb’imizin buyruğu gereği, emrolunduğumuz gibi doğru olmaya çalışıyoruz. Ocak-Şubat Mart 2015 “Öyleyse emrolunduğun gibi Sayý: 42 doğru ol; seninle beraber tevbe Kur’âni edenler de (doğru olsunlar), aşırı Mücâhede gitmeyiniz, zira O, yaptıklarınızı 5 görmektedir.” (Hud, 112) İkiyüzlülük yaparak, yapmadığımız şeyleri söylemiyor, insanlara iyiliği emredip kendimizi unutmuyoruz. “Ey iman edenler niçin yapmayacağınız şeyi söylüyorsunuz; yapmayacağınız şeyi söylemek, Allah katında en sevilmeyen bir şeydir.” (Saf, 2-3) “Siz Kitabı okuduğunuz halde insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz, BİSMİLLAH

[close]

p. 8

aklınızı kullanmıyor musunuz!” (Bakara, 44) Nefsimizi tatmin etmek için bulunduğumuz konumu meşrulaştırmak adına Kur’ani kavramları karıştırarak kelimeleri yerinden kaydırmıyor, ticaretimizde haramı helalle karıştırıp Rabb’imize isyan etmiyor, tağuti düzenin, meşrulaştırdığı faize bulaşmıyor, alışverişi faiz gibi görmüyoruz. “Faiz yiyenler, ancak şeytanın dokunup çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların: Bismillah ‘Alışveriş de faiz gibidir’ demelerinden ötürüdür; oysa Allah, alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır...” (Bakara, 275) Sorunlarımızı, Kur’ani Ocak-Şubat Mart 2015 ölçüler içerisinde Rasulullah Sayý: 42 Kur’âni (as)’ı en güzel örnek edinerek Mücâhede çözmeye çalışıyoruz. Tağuti sis6 teme furkaniyet hakkı verip ondan adalet beklemiyor, hak aramak için mahkemelerine gitmiyoruz. “Öyle değil, Rabin hakkı için onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp sonra da senin verdiğin hükme, içlerinde bir burukluk duymadan tam anlamıyla teslim olmadıkça inanmış olmazlar.” (Nisa, 65) Kur’an’ın Tümüne İman Ediyoruz Hevalarını ilah edinenler BİSMİLLAH gibi, hoşumuza giden konularda ve ferdi ibadetlerimizin bir bölümünde Kur’an ayetlerini, hoşumuza gitmeyen konularda hevamızı ölçü edinip; Kur’an ayetlerinin bir bölümünü alıp bir bölümünü terk etmiyoruz. Kur’ân’ın tümüne iman edip yaşamaya çalışıyoruz. “…Yoksa siz Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz! Sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka nedir! Kıyamet gününde de (onlar) azabın en şiddetlisine itilirler; Allah yaptıklarınızı bilmez değildir.” (Bakara, 85) “…İlimde ileri gidenler: ‘Ona inandık, hepsi Rabb’imiz katındandır’ derler, akıl sâhiplerinden başkası düşünüp öğüt almaz.” (Al-i İmran, 7) Kur’an’da vakitleri bildirildiği üzere, namaz ibadetlerimizi günün 24 saatinde altı vakitte kılıyor, sabah, öğle, ikindi, akşam, yatsı ve gece (vitir) namazlarını, Kur’an’da belirtilen vakitlerde hamdolsun eda ediyoruz. İkiyüzlü Hareket Etmiyoruz İnsanların yanında Müslüman, mücahit görünüp diğer insanlar yanında onlardan görünmüyoruz. Rabb’imizin her zaman görüp gözetici olduğunu bilip her yerde her zaman

[close]

p. 9

“Elbette Rabbin gözetleme yerindedir.” (Fecr, 14) hükmünce, İslâmi kimliğimizle hareket ediyoruz. “İman edenlere rastladıkları zaman; ‘İnandık’ derler, fakat şeytanlarıyla yalnız kaldıklarında; ‘Biz sizinle beraberiz, biz sadece alay ediyoruz’ derler.” (Bakara, 14) Yüce Allah’ın, her yerde kullarını gördüğüne iman eden Müslümanlar olarak, yalnız başımıza da olsak insanların yanında da bulunsak, Rabb’imizin sürekli yanımızda olduğunu bilerek hareket ediyoruz. “Elbette Rabb’in gözetleme yerindedir.” (Fecr, 14) Tefrikadan Kaçınıyoruz Tefrika, yüce Allah’ın sevmediği bir durumdur; tefrikaya düşenlerin ateşe gireceklerini bildiren yüce Allah (cc), tefrikadan kaçınmamızı öğütlemiştir. Müslümanlar olarak Rabb’imizin emrine uyup tefrikadan kaçındık, kaçınıyoruz. Tefrikaya düşenlerden, müslüman sıfatının yanına ekleme yapanlardan uzak duruyoruz. “Allah'a ve Rasulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin, yoksa korkuya kapılırsınız, devletiniz gider; sabredin, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal, 46) Yüce Allah (cc), tefrikanın “Ve işte sizin bu ümmetiniz bir tek ümmettir, ben de sizin Rabbinizim, benden korkun; fakat işle- Ocak-Şubat Mart 2015 rini aralarında parçalayıp, çeşitli Sayý: 42 Kitaplara ayırdılar, her parti, Kur’âni kendi yanında bulunanla sevin- Mücâhede 7 mektedir.” (Mü’minun, 52-53) Rabb’imiz tefrikadan kaçınmamızı bildirmiş, topluca Allah’ın ipine sarılmamızı emretmiştir. Rabb’imizin bu emrine uyarak tarikat, parti, vakıf ve derneklerde bulunanlara vahiy etrafında bütünleşmemiz gerektiğini mektupla bildirdik ve bizzat yanlarına giderek kendilerine söyledik. Ancak hevalarını, ağabey ve efendilerini ilah edinenler, bu çağrımıza cevap vermediler. şirk olduğunu bildirmiş, tefrikayı yasaklamış, kınamış ve Müslümanlara, tefrikadan kaçınmalarını emretmiştir. “Sen yüzünü, Allah’ı birleyici olarak doğruca dine çevir: Allah’ın yaratma yasasına ki, insanları ona göre yaratmıştır. Allah’ın yaratması değiştirilemez, işte doğru din odur; fakat insanların çoğu bilmezler. Yalnız O'na yönelin ve O'ndan korkun; namazı kılın ve müşriklerden olmayın (ki onlar,) dinlerini parçaladılar ve bölük bölük oldular, her parti kendi yanındakiyle sevinmektedir.” Bismillah (Rum, 30-32) BİSMİLLAH

[close]

p. 10

Müslüman Olmamız, Müşrik ve Kâfirlerin Zoruna Gitti Tevhidi esasları önceleyerek Rabb’imizi, şanına layık bir şekilde tanıyıp iman ettikten; küfür ve şirk yuvaları tarikat, parti, dernek ve vakıflarla ilişkimizi keserek Müslüman olduktan sonra, içerisinde yaşadığımız küfür ve şirk toplumu ile tağuti sistem, bizlere cephe alarak çeşitli yaftalarla bizleri karalamaya çalıştılar. Kur’ani anlamda Müslüman olmamız, en yakınlarımızBismillah dan başlayarak birçok insanı rahatsız etmişti. Bunlar, kendi küfür ve şirklerinin açığa çıkOcak-Şubat masından endişe duydukları Mart 2015 için bize, önceleri sözel olarak Sayý: 42 saldırmaya, daha sonra hakaKur’âni Mücâhede retler yağdırmaya başladılar. 8 Müslümanlığın ne olduğunu, Kur’ani esaslara uygun Müslüman olduğumuzu söyledikçe onlar, verdiğimiz Kur’ani delillere göre kendilerinin ne olduklarını anlayıp şirk ve küfür içerisinde bulunduklarını gördükçe bize saldırdılar, bizi başka sıfatlarla suçladılar. Sünniler, bizim başka bir mezhebe mensup, Şii ya da Vahhabi olduğumuz iftirasını atarken, kimileri bizim beşinci mezhepten, altıncı, hatta bazı- BİSMİLLAH ları, onikinci (ne demekse) mezhepten olduğumuzu iddia ettiler. Mezheplere karşı oluşumuz, günümüzde mezheplerin din haline getirildiğini ifade edişimiz, İslâmi olmadıklarını söyleyip mezhepler arasındaki farklılıklarını ve Kur’an’a aykırı görüşlerini dile getirişimiz, mezhep imamlarının, günümüz mezheplerini kurmadıklarını, öğrencilerinin imamlarına ihanet ettiklerini açıklamamız nedeniyle mezhepçiler tarafından sapık ve mezhepsiz iftirasına maruz kaldık. 1980 öncesi siyasi arenasında, tağuti küfür sistemine karşı çıkışımızı anlamayan sağcı milliyetçi cenah, Müslüman olmamız ve namaz kılmamız nedeniyle bize direkt komünist sıfatı takamadıkları için yeşil komünist olduğumuzu, Komünistler ise bizim, sağcı mürteciler olduğumuzu iddia ediyorlardı. Türbelere, mezarlıkların yapılmasına vb. gayri İslâmi durumlara ve tarikat dinine karşı çıkışımız nedeniyle Sünniler ve tarikatçılar, Vahhabi olduğumuzu iddia ettiler. 1979 İran Devriminde, devrime katılan bazı Müslümanların, “Ne Şiilik, ne Sünnilik, ancak

[close]

p. 11

İslâm, ancak İslâm” sloganlarından hareketle devrimin gerçekten İslâmi bir devrim olacağını düşünerek sözlü olarak destek verişimiz nedeniyle Humeynici olduğumuz iddia edildi, bu nedenle sorgulandık. Afganistan’daki Rus işgaline karşı çıkmamız, oradaki Mücahitleri desteklememiz nedeniyle önceleri bizi, Taliban olmakla suçlayan tağuti sistemin güvenlik güçleri, El Kaide’nin ortaya çıkması ile el Kaideci ve Ladinci olduğumuzu iddia etti, evimizi bastılar. Müslüman oluşumuz nedeniyle bize yapılan saldırılar, her vesile ile bugüne kadar devam ettirilmiş, Müslüman kimliğimiz gözardı edilerek her yeni çıkan gruplara bakış açımıza göre, müşrik ve kâfirler tarafından yeni yaftalamalarla suçlanmışız ve hâlâ da suçlanmaktayız. Adil Şahitlerden Olmak Kur’an, Müslümanlardan, adil şahitler olmalarını istiyor; Müslüman olarak bu ayet doğrultusunda hareket etmemiz, hem iman ettiğimiz Rabb’imizin emrine uymanın, hem de muttakilerden olmanın gereğidir. “Ey iman edenler, Allah için adâletle şahitlik edenler olun, bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, sizi adâletten saptırmasın; adil davranın, takvaya yakışan budur. Allah'tan korkun, kuşkusuz Allah yaptıklarınızı haber almaktadır.” (Maide, 8) Bizler hamdolsun feraset sahibi kimseler olarak, fasıkların getirdikleri haberleri, Hucurat, 6. ayetinden hareketle iman ettiğimiz Kur’an süzgecinden geçirerek değerlendiririz. Haberin doğru olması durumunda, Nisa, 135 ve Maide, 8. ayetleri gereği, adil şahitler olarak en yakınlarımız da olsalar, aleyhlerinde şahitlik Bismillah yapmaktan kaçınmayız. Çünkü bu, Müslümanlar için imani bir husustur. Fasıkların getirdiği haber- Ocak-Şubat ler, araştırmalarımız sonucun- Mart 2015 Sayý: 42 da yalan ise ve bu yalan haber- Kur’âni ler, Müslümanları karalamaya Mücâhede yönelik ve masum insanları 9 aldatıyorsa, bu durumda buna karşı insanları aydınlatmak Müslüman olarak öncelikli görevimizdir. Emperyalizm ve yerli işbirlikçileri, bugüne kadar Müslümanlar hakkında olmadık yalan iddialar ortaya attıkları, iftiralarda bulundukları, bu yalanlara dayanarak tarihsel süreçte Haçlı seferlerini başlattıkları gibi, bugün de aynı yöntemle IŞİD hakkında yalan BİSMİLLAH

[close]

p. 12

uydurup iftira atarak onları karalamaya çalışmaktadırlar. Bizler, bu yalanları ortaya koyup aldatılan insanlara doğruları anlattıkça, bundan rahatsız olan emperyalizmin yerli işbirlikçileri, kafaları, emperyalizmin kirli yalanları ile kirletilmiş kimseler, IŞİD’çi olduğumuz iftirasını atmaya başladılar. Müslüman olduğumuz günden bu yana, hakkımızda olmadık yalanlar üretildi, iftiralar atıldı, sıfatlar takıldı. Biz, hiçbirine önem vermediğimiz Bismillah gibi, bu iftiralara da önem vermiyoruz. Çünkü biz, insanların değil, Rabb’imizin rızasını kazanmaya çalışıyoruz ve ancak Ocak-Şubat O’na hesap veririz, hesap görüMart 2015 cü olarak Allah yeter. Sayý: 42 “Allah’ın mesajlarını duyuKur’âni Mücâhede rurlar, Allah'tan korkarlar ve 10 O'ndan başka kimseden korkmazlardı; hesap görücü olarak Allah yeter.” (Ahzab, 39) Bizler için önemli olan Rabb’imizin bizi nasıl değerlendirdiğidir. Biz, tavır ve ilişkilerimizi, insanların görüşlerine göre değil iman ettiğimiz Kitabımıza göre ortaya koymaktayız ki, yarın Ruzi mahşerde ondan hesaba çekileceğiz. Diğer Gruplara Bakışımız Kendilerini İslâm’a nispet eden, ancak Müslüman sıfatını, BİSMİLLAH “De ki: ‘Ey Kitap ehli, bizim ve sizin aranızda eşit olan bir kelimeye gelin, yalnız Allah'a tapalım, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım; birbirimizi Allah'tan başka ilahlar edinmeyelim’ Eğer yüz çevirirlerse ‘Şahit olun biz Müslümanlarız’ deyin.” (Al-i İmran, 64) Müslümanların, diğer gruplarla nasıl ilişkiler kuracaklarını, onlara bakışlarını Rum suresinde belirtmiştir. Müslümanlar, her konuda olduğu gibi, diğer gruplara da Kur’ani esaslara göre bakarlar. Müslüman olduklarını söyleyenler, en azından Rum suresinde anlatılan Rumlara karşı, Rasulullah (as) ve arkadaşlarının taşıdıkları hassasiyeti taşımalıdırlar. Üstelik Rumlar, ayrı bir kitap ve dine sahiptiler ve yüce Allah’a çocuk isnat edip şirk koşuyor, O’nu, teslis inancına göre üçlüyorlardı. Dışımızdaki insanlar, örneğin IŞİD, yanlış ve adeta yetersiz görüp onun yanına mensup oldukları grup ve hiziplerin ismini ekleyen gruplara bakışımız, Kur’ani ölçüye göredir. Kur’an’da, Müslümanların nasıl hareket edip yaşayacakları, sorumluluk ve hassasiyetleri en güzel biçimde açıklanmış, diğer gruplarla nasıl diyalog kuracakları bildirilmiştir.

[close]

p. 13

hatalı da olsa Kur’an ehlidir. Bizim Kitap ehlimiz olan insanları, kâfir ve müşriklerle beraber hareket ederek kötülemek, kâfirlerin yanında yer almaktan başka bir şey değildir. Bu ise, Kur’an’la çelişkiye düşmektir. Günümüzde Müslüman olduklarını iddia eden bazı gruplar, Müslüman ve masum halkların kanını akıtan, katil İsrail’in cinayetlerini destekleyip alkışlayan ABD ve Batı emperyalizmine karşı duymaları gereken kin ve buğzu, tam aksine kendi Kitaplarının ehli olan IŞİD Müslümanlarına karşı duyuyorlar. Onların bu durumu, büyük bir zulüm olduğu gibi kendilerine yüce Allah (cc) indinde büyük bir sorumluluk ve azap getiricidir. Şimdi durum bu iken ve küfür ehli, tüm unsurları ile Müslüman bir gruba, IŞİD'e saldırırlarken, bizim Müslü- www.mucahede.com K âvetin Gür D i n Se ur’â manlar olarak Rum suresindeki hassasiyeti göstermememiz, Kur'ani hassasiyetimizin olmadığı anlamına gelecektir. Bütün bu gerçekleri bilmemize rağmen Müslümanlar olarak adil şahitliğimizi Allah'tan korkarak elbette gizleyemeyiz, aksi halde şahitliği gizleyen zalimlerden oluruz. “… Allah tarafından bildiği bir şahitliği gizleyenden daha zalim kim olabilir! Allah yaptıklarınızdan gâfil değildir.” (Bakara, 140) Sonuç olarak, Müslüman kimliğimizin gereği olarak, Bismillah vahyin belirlediği ölçüler içerisinde hareket etmeye, her konu ve olaya, Kur’an penceresinden bakmaya çalışıyor, insanlarla Ocak-Şubat ve beşeri küfür sistemi ile ilişki- Mart 2015 Sayý: 42 lerimizi bu hassasiyetle sürdür- Kur’âni meye gayret ediyoruz. Her söz Mücâhede ve fiilimiz ile Rabb’imizi razı 11 etmeye çalışıyor, O’na tevekkül edip O’ndan yardım istiyoruz. BİSMİLLAH si

[close]

p. 14

kur’ân’a dâvet İslâmi duyarlılık, öncelikle yüce Allah’ı, bütün değerlerin üzerinde tutarak O’nun, tek Kur’âni İlah olduğunun kabul edilmeMücâhede sidir ki bu, Tevhiddir. Tevhidin 12 hakkıyla kabul edilmesinden sonra Kur’ani esaslara, hiçbir sıkıntı duymadan teslim olmak ve hayatı, bu esaslar doğrultusunda düzenlemektir. İmanda duyarlı olmanın ilk ve temel şartı, yüce Allah’ı sevmektir. Yüce Allah (cc) sevilmeden ne O’na iman edilir ne de O’nun bildirdiği hükümlerine teslim olunur. İslâmi Duyarlılık, Yüce Allah’ı Sevmektir Sevgi, iman etmenin temeli, Ocak-Şubat Mart 2015 Sayý: 42 Kur’an, iman etmenin, sözel bir ifadeden ibaret olmadığını, imanın, bir eylem ve yaşam tarzı olduğunu belirtir ve iman eden kimselerin, iman ettikleri ayetlere ve esaslara karşı duyarlılıklarını verir. İslâmi duyarlılık, iman eden kişinin, tüm düşünce, duygu söz ve fiilleri ile iman ettiği esasların belirlediği ölçüİslâmi ler içerisinde yaşama gayretiDuyarlılık dir. Bu olmadan iman iddiası ancak, kuru bir iddiadır. İslâmi duyarlılık olmazsa olmaz şartıdır; sevgi olmadan ne imanın ne de iman edilen esaslara teslimiyetin anlamı olur. İmanın ilk ve temel şartı da hiç kuşkusuzdur ki, yüce Allah’a duyulan muhabbet ve aşktır. Kur’an, Mü’minlerin, yüce Allah’a olan sonsuz sevgilerini şöyle belirtir. “Mü'minler o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir, O'nun ayetleri kendilerine okunduğu zaman imanlarını artırır ve Rablerine tevekkül ederler.” (Enfal, 2) Mü’minlerin Allah sevgisi, her şeyin üstünde bir sevgidir; her şeyden daha çok sevilen yüce Allah'ın adı anıldığı zaman, Mü’minin kalbinde, bu üstün sevgiden hâsıl olan bir titreme, bir heyecan meydana gelir. Allah'ın adı Mü’minin kalbinde bir heyecan, bir titreme halinde başlar ve bütün vücudunu sarar, en ince kılcal damarlara kadar yayılır. Yüce Allah’ı sevmenin göstergesi, O’ndan gelen hükümlere isteyerek ve severek teslimiyeti gerektirir. Rab’lerini sevenler, sevdiklerinden gelen emirleri heyecanla kabul etmişler ve gereğini yapmışlardır.

[close]

p. 15

“Rasul’e indirilen(Kur’an)ı dinledikleri zaman, tanıdıkları gerçekten dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün: ‘Rabbimiz, inandık, bizi şahitlerle beraber yaz!’ derler.” (Maide, 83) “De ki: ‘Siz ister ona inanın, ister inanmayın; o, daha önce kendilerine bilgi verilenlere okunduğu zaman onlar, derhal çeneleri üstüne secdeye kapanır, Rabbimizin şanı yücedir, gerçekten Rabbimizin sözü mutlaka yerine getirilir!’ derler. Ağlayarak çeneleri üstüne kapanırlar ve Kur’an onların derin saygısını artırır.” (İsra, 107-109) Bu ayetler, Rab’lerini gerçekten seven Mü’minlerin, O’ndan gelen gerçekleri nasıl sevinçle karşıladıklarını ve sevinçten gözyaşı döktüklerini bildirmektedir. Bu, tıpkı, sevdiği kişiden hasretle mektup bekleyen birisinin, bu mektubu alınca sevinç ve coşku ile mektubu alıp okuması gibidir. Allah sevgisi, insanın yaşamını, sosyal çevresini, hareket, düşünce ve tavrını yeniden değiştiren bir teslimiyet, bir olgu, bir duygudur. Buna kavuşanlar, kendilerini yeni baştan değiştirmek zorundadırlar; aksi halde imandan söz etmek mümkün değildir. Allah'ı sevenler söz ve hareketleriyle sosyal hayattaki yaşantılarıyla bunu ortaya Kalpleri, Allah sevgisi ile Sayý: 42 dolan Mü’minler, bu sevginin Kur’âni üstüne başka hiçbir sevgiye yer Mücâhede vermezler, sevdikleri uğruna 13 canlarını verirler, sevdiklerine düşman olanlara düşman olurlar, değer yargılarını, Rab’lerinin rızasına göre belirlerler. “İnsanlardan kimi, Allah'tan başka eşler tutar, Allah’ı sever gibi onları severler, iman edenler ise, en çok Allah’ı severler.” (Bakara, 165) İmani duyarlılık ve Allah sevgisinin göstergesi, Mü’minin davranışlarında kendisini göstererek ortaya çıkar. Kalp, o sevgi ile dolunca başka sevgilere, Mart 2015 koymak zorundadırlar. Seven kimse, sevdiğinin sözünü her şeyin üstünde tutar ve sevdiğinin isteğine uygun bir kişilik ortaya koymaya çalışır. Günümüzde bunun birçok örneği görülmektedir; değişik hizip ve gruplara mensup olanlar, hiziplerinin öngördüğü hareketleri yapmakta, kılık kıyafet ve konuşma üsluplarına kadar, her yönleriyle mensup oldukları grupların isteklerine uygun bir kişilik ortaya koymakta, böylece mensup oldukları hizbi temsil etmektedirler. İslâmi Mü'minler de, Rab'lerini sevdik- Duyarlılık lerinden O’nun hükümlerine uygun bir kişilik ortaya koyar ve o hükümlere göre yaşarlar. Ocak-Şubat KUR’ÂN’A DÂVET

[close]

Comments

no comments yet